6. “Ey Muhammed! De ki: “Ey Yahudiler! Bütün insanlar bir yana, yalnız kendinizin Allah’ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız ve bunda samimi iseniz, ölümü dilesenize!” Dikkat ederseniz burada “ey Yahudiler” denmeyip, “ey kendilerine Yahudi diyenler, ey Yahudilik iddiasında bulunanlar” deniyor. Ey “yol budur!” diyerek Yahudilik iddiasında olanlar… Ey Hz. Mûsâ’dan sonra bu isimle anılmaya çalışanlar… Yahudilik Hz. Mûsâ’dan sonra böyle bir anlam kazanmıştır. Çünkü Hz. Mûsâ’nın (a.s) insanlara tebşir ettiği dinin adı İslâm’dı. Hz. Mûsâ Müslümandı. Ondan önceki peygamberlerin tamamı Müslüman, hepsinin dini de İslâm’dı. Onlardan hiçbirisi Yahudi olmadığı gibi, Yahudilik diye bir din de getirmemişlerdir. Sonradan bu Yahudiler Allah’ın kendilerine gönderdiği kitabı ve o kitabın pratiği olan peygamberlerinin yolunu bir kenara bırakarak kendi hevâ ve heveslerine, içlerindeki din adamlarının, siyaset adamlarının, idarecilerinin istek ve arzularına, emir ve yasaklarına uyarak yepyeni bir din, yepyeni bir yol ihdas ederek kendi kendilerine uydurdukları, oluşturdukları bu dinin adına da Yahudilik adını verdiler. Bu toplum, yeni girdikleri bu yolda akla hayale gelmedik zulümler işlediler. Allah’ın kitabını tahrif etmek, Allah’ın âyetlerini reddetmek, Allah’ın âyetlerini günlük hayatlarından kovmak, Allah’ın âyetlerinden habersiz bir hayat yaşamak ve hattâ kendi kitaplarını ken-dileri yazmak, kendi hayat programlarını kendileri belirlemek gibi sapıklıklar içine girdiler. Bunun yanında, Allah’ın rahmet kapıları olarak kendilerine açtığı peygamberlere hayat hakkı tanımayarak onlardan pek çoğunu öldürdüler. Allah’ın kutlu elçilerinden kimilerinin bizzat vücudunu ortadan kaldırmak, kimilerinin yoluyla, mesajıyla, dâvetiyle ilgilenmeyerek, susturarak, takibe alarak, zulmederek, örnekliliğini ortadan kaldırarak öldürürler. Sadece peygamberleri değil, aynı zaman-da toplum içinde peygamberlerin dâvetine sahip çıkan, peygamberle ve ona gönderilen vahiyle birlikteliklerini sürdüren, vahiy bilgisine sahip olan, samimi Müslümanlara da hayat hakkı tanımadılar. İşte bu adamlara Rabbimiz şöyle sesleniyor: “Ey Yahudiler! Bütün insanlar bir yana, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız ve bunda samimi iseniz, haydi ölümü dileyin bakalım.” Yahudiler kitabımızın başka yerlerinde anlatıldığına göre diyorlardı ki, “bizler Allah’ın sevgili kullarıyız. Allah’ın gözde kulları olarak âhiret yurdu bizimdir. Cennet bizimdir, cennet bize aittir. Yeryüzünde Allah’ın en çok sevdiği insanlar biziz. Kesinlikle bizler cennete lâyık insanlarız, cennete biz gideceğiz. Bize asla ateş dokunmayacaktır. Dokunsa bile işte sayılı birkaç gün, o kadar! Bizler şu anda yeryüzünde Allah’ın istediği hayatı yaşıyoruz. Bizler bu halimizle, bu anlayışlarımız, bu yaşayışlarımız, bu önderlerimiz, bu kitaplarımız, bu cemaatlerimiz ve bu yapılanmalarımızla kesin cennetliğiz. Bu iş garantidir!” Rabbimiz buyuruyor ki, “bakın, eğer bu iddialarınız doğruysa, eğer gerçekten cennet sizinse, eğer sizi bu kadar seven, size bu kadar değer veren Allah yanında âhiret yurdu başkalarının değil de sadece sizinse, o cennete sadece siz gidecekseniz, diğer insanlar cehenneme gidecekse, öyleyse haydi bakalım: “Eğer iddianızda sâdıksanız haydi hemen ölümü temenni edin bakalım. Haydi hemen ölümü isteyin. Haydi hemen ölüme. Ne duruyorsunuz? Madem Allah’ın sevgililerisiniz, madem Allah’ın dostları sizsiniz, en gözde kullarısınız, madem cennet var ve o cennet sadece sizindir, size aittir, öyleyse ne duruyorsunuz? Niye hemen ölmek is-temiyorsunuz? Niye bir an evvel o cennete ulaşmak istemiyorsunuz? Niye hemen sevgilinize kavuşmak, sevgilinizle buluşmak istemiyorsu-nuz? Niye sevgiliniz yolunda cihad edip şehadeti göze alamıyorsu-nuz? Ölümden, şehadetten bu korkunuz niye? Bu dünya hâlâ sizi niye bağlıyor böyle? Niye çakılıp kaldınız dünyaya? Bu programlarınız ne böyle? Bin yıl yaşasanız da bitmeyecek bu hedefleriniz ne böyle? Bu evler, bu barklar, bu arabalar, bu marklar, bu dolarlar, bu makamlar, bu diplomalar, bu şanlar, bu şöhretler, bu alkışlar sizi niye hâlâ hayata bağlıyor? Madem ki cennet sizi bekliyor, o halde ne duruyorsunuz? Madem ki Allah sizin dostunuz o halde ne duruyorsunuz?”