19. “Allah'a karşı üstün gelmeye çalışmayın; doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim.” Hz. Mûsâ, Firavun’a da öyle diyordu: “Ey Firavun! Allah’a karşı ululanma! Allah’a karşı Allah kullarına ilâhlık ve Allahlık dâvâsına kalkışma!” Çünkü Firavun, İsrailoğullarını kendisine kul-köle edinmişti. “Sizin en yüce rabbiniz benim” dedi. (Nâziât 24) Firavun, insanlara karşı Rabblik iddiasında bulunuyordu. Hem de, “sizin en büyük Rabbiniz benim,” diyordu. Allah’tan da büyük bir Rabb olduğunu iddia ediyordu. Hz Mûsâ da; “Ey Firavun, vazgeç bu tanrılık iddialarından. Ben Allah’ın elçisi olarak seni uyarmaya geldim. Eğer benden şüphe içindeysen, doğrusu ben size apaçık bir delil getirdim. Yâni peygamberliğimi ispat edecek size apaçık mûcizeler getirdim. Rabbim beni mûcizelerle destekledi. Ben size apaçık bir sulta, bir delille geldim” di-yordu. Allahu âlem, âsa, yed-i beyzâ mûcizelerini ve Medyen’den dö-nüşünde kendisine Allah tarafından verilmiş olan suhuf’u kastediyordu. Bu mûcizeler ve Hz. Mûsâ’ya verilen diğer mûcizeler, alelâde bir insan tarafından gösterilemeyecek cinsten, yâni insanları aciz bırakacak ve gönüllerine etki edecek türden mûcizelerdi. Bu sözleriyle Hz. Mûsâ şunu kastediyordu: “Eğer sizler şu anda benim size sunduğum bu mesaj karşısında bana gazaplanıyor ve müstekbirce bir tavır takınıyorsanız, bilesiniz ki sizin bu tavrınız bana karşı değil, Allah’a karşı bir tavırdır. Çünkü benim söylediğim bu sözler bana değil, Allah’a aittir. Ben size Allah’ın elçisi olduğumu, Allah adına hareket ettiğimi duyurdum. Eğer benim Allah elçisi oluşum konusunda bir şüpheniz varsa, o zaman ben size O’nun tarafından gönderildiğime ve O’nun tarafından mûcizelerle desteklendiğime dair deliller getiriyor, mûcizeler gösteriyorsam, bunları kabul etmek zorundasınız,” diyordu. “Ey Firavun! Ey Firavun taslakları! Ey Firavun’un yolundan giden çağdaş Firavunlar! Ey kendilerini bir şey zannedip Allah’ın yasalarını ilga edip Allah kullarına yasa yapmaya çalışanlar! Ey yeryüzünde tanrılık iddiasında bulunanlar! Gelin bu şımarıklıktan vazgeçin! Gelin Allah karşısında güç iddiasında bulunmayın! Gelin Allah karşısında bilgi iddiasında bulunmayın! “O bilirse biz de biliriz! Onun gücü varsa bizim de gücümüz var! Onun cehennemi varsa bizim de hapishanelerimiz var!” diyerek Allah’a zulmetmeyin. Allah kullarına hakkınız olmadığı halde zulmetmeyin! Allah’ın şu anda sizin döneminiz peygamberine gönderdiği mûcizelerini, Allah’ın sizin adınıza gönderdiği kulluk programı olan kitabını göz ardı etmeyin. Peygamberinin sünnetini göz ardı etmeyin.” Bunu diyenlere karşı o gün de, bugün de zalimlerin yapacakları bir tek şey vardı. Yalanlamak, reddetmek, tehdit etmek... Hz. Mûsâ-yı da yalanlıyorlar. Onu ölümle, hapisle tehdit ediyorlar ve Allah elçisi de bakın diyor ki: