Duhan Suresine Dön

Duhanالدخان

29. Ayet

29Duhan Suresi
Mushafta Aç

فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَٓاءُ وَالْاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَر۪ينَ۟

Ne gök ne de yer ağladı onlar için ve onlara mühlet de verilmedi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

29. “Gök ve yer, onlar için gözyaşı dökmedi, onlar erteye bırakılmamışlardı.” Onlar böylece denizin dibine gömülüp giderlerken, bir Allah helâkiyle geberip giderlerken onların üzerine ne gök, ne de yer ağladı diyor Rabbimiz. Firavunlara, Firavunluk yapanlara, Firavun gibi olanlara ne gök ağlar, ne de yer ağlar. Allah’la, Allah’ın yasalarıyla, Allah’ın elçileriyle savaşa tutuşan, Müslümanları sırf Müslümanlıklarından ötürü yok etmeye soyunan Firavunlara, Firavunların yanında yer alanlara, Firavunların ordusunu teşkil edenlere, Firavunlara yardım edenlere, Firavunların safında yer alanlara göklerde olanlar da ağla-maz, yerdekiler de. Çünkü bunlar başta Allah olmak üzere tüm kâinatla, tüm varlıklarla çatışma halindedirler. Bunlar kendilerini bir şey zannederek kendilerini çok değerli görerek Allah kullarına yasa belirlemeye ve Rabliğe soyunuyorlardı. Allah yasalarını beğenmeyerek kendi yasalarını ikame etmeye ve insanları bu yasalara itaate zorluyorlardı. Yeryüzünde Rabblik pozları oynuyorlardı. Hayatlarında insanlar bunlardan çekindikleri için ses çıkaramıyorlardı ama geberdikleri andan itibaren, ya da yıkıldıkları andan itibaren bunların geberişlerine ve yıkılışlarına ne göktekilerden ne de yerdekilerden hiç kimse ağlamadı. Canlı ve cansız hiçbir varlık ağlamadı. Niye ağlasınlar ki? Çünkü bunlar zalimdiler. Çünkü bunlar onların Rabblerine isyan içindeydiler. Çünkü bunlar onların kanlarını emiyorlardı. Çünkü bunlar onlara zulmediyorlardı. “Egemenlik bizdedir,” diyorlardı. “Sizi koruyan, sizi doyuran, size rızık ulaştıran bizleriz. Bizi dinleyeceksiniz. Bizim emirlerimize itaat edeceksiniz. Bizim dediklerimizden çıkmayacaksınız. Bizim istediğimiz gibi giyineceksiniz. Bizim istediğimiz gibi yaşayacaksınız,” diyorlardı. İnsanlar da onların zulümlerinden korktukları için itaat eder görünüyorlardı. Ama bu adamlar geberdikleri anda bunlar için ağlayanların, üzülenlerin varlığı şöyle dursun, gökte ve yerde ne varsa hepsi sevinip “oh!” çekerler. “Böyle bir pislikten Allah bizi kurtardı,” diye tüm varlıklar sevinip Allah’a hamd ederler. Çünkü zalimlerin arkasından ağlanmaz. Çünkü zalimler, kâfirler, müşrikler öldükleri zaman arkalarında kalanlara onların üzülecekleri hiçbir iyilik bırakmamışlardır. Onlar arkaya sadece gözyaşı ve ıstırap bırakmışlardır. Allah’la savaşa tutuşan, gökler ve yerdekilerin Rabbine karşı savaş açan kimselere ağlamak, üzülmek yoktur. Ama bir insan gökler ve yerlerle uyuşma içindeyse, Allah’la, Allah’ın yaratığı varlıklarla barışık, tüm varlıkların inandığı Allah’a iman eden, tüm varlıkların saygı duyduğu Allah’a saygı duyan bir kim-seyse, göktekilerin ve yerdekilerin kulluk yaptıkları Allah’a kulluk yapan bir kimse ise, işte böyle bir kimse vefat ettiği zaman göktekiler ve yerdekiler ağlarlar. Çünkü gökler ve yer hak ile yaratılmışlardır. Göktekiler ve yerdekiler hak yasalara bağlıdırlar. Bir insan göktekilerin ve yerdekilerin boyun büktüğü bu hak yasalarına teslim olur ve onlarla birlikte onların kulluk kervanına katılırsa, tüm varlıklar onun ölümüne ağlayacaklardır. Çünkü göktekiler ve yerdekilerin yöneldiği kıbleye yö-nelen, onların tesbihini benimseyen, onların salâtını icra eden, onların kulluğunu icra eden kişi, onlardan bir parçadır. Nasıl ki biz kendimizden kopan bir parçaya ağlıyor, üzülüyorsak, onlar da kendilerinden kopan bir parçaya ağlarlar. Bir mü’minin vefatı gökleri ve yerleri ağlatacaktır. Bir zamanlar kendisine dayanarak hutbe okuduğu bir kütük parçası Rasulullah’tan ayrılığa ağlayacaktır. Ama geberir gebermez cehenneme gidecek olanlara ne göktekiler, ne de yerdekiler asla ağlamayacaklardır. Bakın Allah’ın Resûlü Enes Bin Mâlik’in rivâyet ettiği bir hadislerinde bu hususu şöyle anlatır: “Hiçbir kul yoktur ki gökte ona iki kapı olmasın. Bir kapıdan onun rızkı çıkar, bir kapıdan da ameli girer. O öldüğü zaman onu kaybedenler ona ağlarlar.” Buyurarak bu âyeti okudu. Allah’ın bu tür insanlar için göktekilerin ve yerdekilerin ağlamadığını anlatan âyetini okudu. Ve sonra şöyle buyurdu: “Çünkü bunlar yeryüzünde salih ameller işlememişlerdir ki yer ağlasın, göğe de ne salih bir amel ne de hoş bir sözleri çıkmamıştır ki bunlar için gök ağlasın.” (Tirmizi Duhân sûresi âyetin tefsiri) Veya buradaki “gökler ve yerler ağlamadı” ifadesinin anlamı, onlara ne melekler ağladı, ne de mü’minler ağladı demektir. Yâni göklerden, göktekilerden kasıt meleklerdir, yerden, yerdekilerden kasıt ta insanlardır.