Duhan Suresine Dön

Duhanالدخان

35. Ayet

35Duhan Suresi

اِنْ هِيَ اِلَّا مَوْتَتُنَا الْاُو۫لٰى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَر۪ينَ

“Bu, yalnızca ilk ölümümüzdür ve biz asla diriltilmeyeceğiz.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

34-36. “Doğrusu inkârcılar, “Ölüm bir defadır bir daha diriltilmeyeceğiz. Eğer doğru sözlü iseniz bize babalarımızı getirsenize,” derler.” Diyorlar ki, o sadece bizim ilk ölümümüzdür artık, bir daha dirilmeyeceğiz, diriltilmeyeceğiz. Yaşadığımız hayat işte şu hayattır, bu-nun ötesinde başka bir hayat yoktur. Varsa da, yoksa da hayat işte bu dünya hayatı vardır, bu hayatın sonunda öldükten sonra dirilerek tekrar yeniden bir hayatın olacağını, yâni hesabın, kitabın görüleceği bir âhiret hayatının olacağını sanmıyoruz, diyorlar. Aslında ölüm tüm insanlığın gözlerinin önünde duran ve inkâr etmeleri, reddetmeleri mümkün olmayan bir gerçek olduğu için onu inkâr edemiyorlar. “Ölüm bir keredir,” diyorlar. “Bir kere öleceğiz, ondan sonra bir daha dirilme olmayacak,” diyorlar. “Ölümümüzden sonra başka bir hayat yoktur,” diyorlar ve sanki kendi yasalarını kendileri koyuyorlar. Yâni sanki kendileri hakkında yargılamayı kendileri yapıyorlar. Sanki kendilerini yaratan kendileriymiş gibi kendi hesaplarını da kendileri görüyorlar. Sanki kendi kaderlerini kendileri belirlemeye çalışıyorlar. Biz bizim hakkımızda bunu münasip gördük. Biz ölümümüzden sonra tekrar dirilip yaptıklarımızın hesabını vereceğimiz bir hayatın ol-masını istemiyoruz. Çünkü yaptıklarımızın bizi nereye götüreceğini, nasıl bir sonuç doğuracağını biliyoruz. İyisi mi olmasın böyle bir hesap, kitap diyerek yaşadıkları dünyada iştahlarını kaçıran bir gerçeği reddetmeye ve bu inkâra dayalı yapabilecekleri günâhları rahat işleyebilecekleri bir anlayışın sahibi olmaya çalışıyorlar. Kendileri dışında kendilerine egemen olan, kendilerini yaratan, yaşatan, öldüren ve sonunda hesaba çekecek olan Allah’ı, karşı gelinmez mutlak gücü reddediyorlardı. Böyle düşünen, böyle yaşayan insanlara sormak lâzım: Eh öy-leyse madem ki kendi kaderinizi kendiniz belirliyorsunuz da ölüme ne-den çare bulamıyorsunuz? Madem ki her şey sizin elinizde, o halde haydi ölmemeyi de becerebilseniz ya. Ölüme karşı gelebilseniz ya. Neden ölüyorsunuz? Neden teslim oluyorsunuz Allah’ın ölüm yasasına? Ölüm yasasına karşı gelemeyen sizler, dirilme yasasına nasıl karşı geleceksiniz? Sizi öldüren Allah diriltemez mi? Öldürmeye güç yetiren, diriltmeye güç yetiremez mi? Bütün bunları biliyorlar hainler de, ölümlerinden sonra tekrar dirildikleri hayat kendileri için hiç de hoş olmayan hesabın, kitabın gündeme gelmesi sebebiyle elleriyle işledikleri suçlar yüzünden ona inanmak istemiyorlar. Çünkü böyle bir şeye iman, hayatın programını temelinden değiştirecektir. Yâni bu imana göre hayatları değişecek ve işledikleri suçların pek çoğunu yapamaz hale gelecekler de onun için reddetmek daha kolaylarına geliyordu. Bakın ölüm ötesi hayatı, ölümden sonraki dirilişi, hesabı, kitabı reddederken de güya delilleri de şöyleydi: Eğer ölümden sonra diriliş vardır, herkes dünyada yaptıklarının hesabını ödemek ve yaşadığı hayatın sonucuna göre ya cennete, ya da cehenneme gitmek zorunda kalacaktır derken doğru söylüyorsanız, eğer bu konuda iddialarınızı eyleme dönüştürme imkânlarınız varsa, o zaman haydi babalarımızı getirin bakalım, diyorlar. Eğer doğru söylüyorsanız, haydi ölmüş atalarımızı diriltip geri getirin de görelim, diyorlar. Eğer bunu yapamı-yorsanız, atalarımızı diriltip dünyaya geri getiremiyorsanız biz de sizin dediklerinize inanmıyoruz, diyorlar. Âhiretin varlığını inkâr ederken sarıldıkları delil de işte budur. Sanki Allah’ın Resûlü kendilerine böyle bir şey demiş gibi. Yâni sanki Allah’ın Resûlü ölülerin geri geleceğini iddia etmiş gibi, “haydi onları geri getir de görelim,” diyorlar. Halbuki kimse onlara böyle bir şey de-memişti. Yâni bu dirilişin dünyaya tekrar dönüş olduğunu kimse iddia etmemiştir. Ölmüş babalarını geri getirerek ölüm sonrası dirilişi ispata Allah’ın ihtiyacı yoktur. İster inanırlar ister inanmazlar, keyifleri bilir. Kaldı ki inanacak olanlar için daha evvel bunları da yapmıştı Rabbimiz. Ölümlerinden üç yüz küsur yıl sonra Ashab-ı Kehf’i tekrar dirilterek veya İbrahim’in (a.s) elinde ölmüş kuşları tekrar dirilterek ve-ya yüz yıl öldürdükten sonra dirilterek veya şu anda çevremizde yazın, kışın tabiatı her an öldürerek, dirilterek aslında bunu gösteriyor Rabbimiz. Bunlar aslında ölüm ötesi dirilişin mümkün olduğunu gösteren Allah’ın âyetleridir. Bu âyetlere kör ve sağır kesildikleri için anla-mıyorlar da yeni deliller, yeni âyetler istiyorlar. Bundan sonra ölüm ötesi hayatı reddederek güya dünyada rahat bir hayat yaşamaya çalışan bu kâfirlerle öncekiler arasında bir mukayese yaparak Rabbimiz şöyle buyurur: