En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

102. Ayet

102En'âm Suresi

ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ خَالِقُ كُلِّ شَيْءٍ فَاعْبُدُوهُۚ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ وَك۪يلٌ

İşte bu, Rabbiniz olan Allah’tır. O’ndan başka (ibadeti hak eden) hiçbir ilah yoktur. Her şeyin yaratıcısıdır. (Öyleyse) yalnızca O’na kulluk edin. O, her şeyin üzerinde (gözetleyen, denetleyen ve işlerini yürüten) Vekîl’dir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

102. İşte Rabbiniz, Allah budur. O'ndan başka ilâh yok­tur, her şeyin yaratanıdır. Öyleyse O’na kulluk edin; O her şeye de vekildir. Bu Allah sizin Rabbinizdir. Okuduğumuz bu âyetlerin ve Kur’-an’ın tümünün anlattığı, tarih boyunca tüm peygamberlerin or­taya koyduğu Allah’tır sizin Rabbiniz. Rab makamında, ulûhiyet ma­kamın-da, hayatınızın kanunlarını düzenleme makamında Rabbiniz O’dur. Rabbiniz olan Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. O, her şeyin yaratıcısıdır, varlığımızın sebebi O’dur. Hayatın kaynağı O’dur; gökle­rin, yerin, gecenin, gündüzün, meyvelerin, sebzelerin sahibi O’dur. Malımızı, evimizi, ailemizi, çocuklarımızı, makamımızı, paramızı, pu­lumuzu, aklımızı, zekâmızı, bilgimizi her şeyimizi yaratan O’dur. Allah Hâliktır, o halde O’na kulluk edin. Madem ki her şeyinizi yaratan ve her şeyinizi veren O’dur, o halde sadece O’na itaat edin. Zaten tüm varlıkları iki grupta topluyoruz; yaratan ve diğerleri. Problem işte buradadır. İnsanların bir kısmı Allah’ı Rab olarak kabul ediyor ama hayata karışıcı olarak Allah’ı kabule yanaşmıyorlar. Meselâ müşrikler göklerin ve yerin, her şeyin yaratıcısı olarak Allah’ı kabul ediyorlardı, ama Rab olarak, hayata karışıcı ve kanun koyucu olarak Allah’ı kabul etmiyorlardı. Rızık verici olarak, yarattıklarının tü-münü doyurucu olarak Allah’ı biliyorlar, inanıyorlardı ama hayatı düzenleyici olarak Allah’a inanmıyorlardı. Günümüz insanları da -Allah korusun- aynı noktaya düştüğü için, yaratıcı olarak var olan, ama hayata karışıcı olarak sanki yok olan bir Allah inancını, yâni şirki yaygınlaştırma eğilimine girdikleri için bu konuyu daha önce de anlatmış olmama rağmen burada biraz daha üzerinde durmak istiyorum. Peygamberlerin hiç birisi Allah’tan başkasına kulluğa çağır­mamıştır. Tüm peygamberler tevhid inancı üzerinde toplanmışlardır. Tüm peygamberlerin tarihlerini, hayatlarını incelediğimiz zaman onla­rın hayatlarında tek ilâhın Allah olduğunu görürüz. Tüm peygamber­ler insanlığı “La İlâhe illallah” temel esasına çağırmışlardır. Allah’tan baş-ka sözü dinlenecek, rızası kazanılacak, hayata hakim olan ilâh yoktur. Allah’tan başka kendisine kulluk yapılacak, hayat programı program kabul edilecek varlık yoktur esasına çağırmışlardır. Zaten tarih boyunca en büyük problem işte burada, sadece Allah’a kulluk etmek, sadece Allah’ı dinlemek ve hayata hakim olarak sadece Al­lah’ı kabul etmek konusunda çıkmıştır. Değilse Allah’a da ibadet ko­nusunda hiç problem çıkmamıştır. Yâni ilâhlardan bir ilâh olarak Al­lah’a da kulluğu herkes kabul etmiştir. Öteki ilâhlar yanında Allah’a da kulluğa kimse ses çıkarmamıştır. Yâni göklerin ve yerin, göklerdekilerin ve yerdekilerin yaratı­cısı, dağların ve denizlerin yaratıcısı olarak, rızık verici, öldüren, ya­ratan, yaşatan bir ilâh olarak herkes O’nu kabul etmiştir. Ama inandı­ğınız bu Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. Bu Allah hayata karışan ve kendisinden başka hayata karışıcı olmayan, insanların kulluk programlarını belirleyen ve kendisinden başka kanun koyucu olmayandır. Bu Allah boyunlarınızdaki kulluk ipinin ucu elinde olan ve sadece kendisinin çektiği yere gidilmesi gerekendir. Yâni bu Allah kendisinden başka rab, melik, ilâh olmayandır dendiği zaman işte kavga burada başlamıştır. Göklerin ve yerin yaratıcısı, rızık vericisi olarak kabul ettikleri Allah’ı insanlar hayatlarına karışıcı olarak red­detmeye çalışmışlardır. “İlâh olarak Allah’ı kabul edelim ama, tek ilâh olarak asla kabul etmeyiz” diyorlar. “İlâhlardan birisi olarak O’nu da dinleyelim, ilâhlardan birisi olarak O’na da kulluk yapalım, ama tek ilâh olarak sadece O’na kulluğa hayır!” diyorlar. Bunun sebebi olarak da şöyle diyorlar: Çünkü bizim hayatı­mıza karışacak başka ilâhlarımız da var. Hayatımızda sözünü dinle­yeceğimiz başka Rablerimiz de var. Bizim Allah’tan başka hukuk tanrılarımız, eğitim tanrılarımız, şifa tanrılarımız, siyasal tanrılarımız da var. Tamam bu tanrılardan birisi olarak Allah’ı da dinleyelim, ama öte-ki tanrılarımızı da dinlemek zorundayız diyorlar. Aslında bu iddia­ların altında Allah’tan, Allah’a kulluktan kurtulup kendi keyiflerince bildikleri gibi bir hayat yaşama arzuları yatmaktadır. Ya da şöyle ifade edelim: Bunlar Allah’a kulluktan kurtulup kendi kendilerine, kendi hevâ ve he-veslerine tapınmak istiyorlar. Keyiflerinin istediği gibi sorumsuz ve sı-nırsızca bir hayat yaşamak istiyorlar. Çünkü bakıyoruz, bu adamlar Allah’tan başka kendilerinin ilâhları olduklarını iddia ettikleri kimseleri de kendileri seçiyorlar. Seç­tiklerini istedikleri gibi yönlendirebileceklerini bildikleri için seçiyorlar. Seçtiklerine bizi şöyle şöyle idare ederseniz sizi seçeriz, değilse sizi seçmeyiz diyebildikleri için seçiyorlar. Bizden şunları şunları isteme­yeceksiniz! Bizi şu şu sorumluluklar altına almayacaksınız! Bizden namaz gibi, zekât gibi, tesettür gibi ağır sorumluluklar istemeyecek­siniz! İçki gibi, kumar gibi, fâiz gibi, zina gibi bizim alışık olduğumuz şeyleri bizim için yasaklamayacaksınız! Bize lüks ve müreffeh bir ha-yat sağlayacaksınız! Biz ne istersek, nasıl bir hayattan razıysak onu sağlayacaksınız! Eğer bize bizim istediğimiz kanunları çıkarır, bizim istediğimiz hayatı hazırlarsanız Rab olarak, İlâh olarak biz de sizleri seçeriz diyebildikleri için onları seçebiliyorlar. Onları yönlendi­rebile-ceklerini, şartlandırabileceklerini bildikleri için onları seçiyorlar. Ama Allah’a bunu diyemeyecekleri, Allah’ı istedikleri gibi şartlandıramayacakları için Allah’ı Rab kabul edemiyorlar. Her şeyi kendi keyiflerine, arzularına ve kafalarına göre ayarlamak ve düzen­lemek istedikleri için, yâni kendi kendilerine tapınmak istedikleri için, şehvetlerine tapınmak istedikleri için hayatlarından Allah’ı çıkarmak istiyor-lar. Tamam, ilâhlardan bir ilâh olarak Allah’ı da dinleyelim, me­selâ hayatımızın ibadet bölümünde O’nu da dinleyelim, ama hayatı­mızın öteki bölümlerinde biraz nefes alabilmek için Allah’tan başkala­rını da dinleyelim diyorlar. Halbuki bu şirktir. Hayatı parçalamak ve hayatın bazı bölümlerinde Allah’ı, öteki bölümlerinde başkalarını dinlemek şirktir. Halbuki tevhid, kişinin, hayatının tümünde Allah’a teslim olmasıdır. Evet O Allah her şeyin yaratıcısıdır ve kendisinden başka ilâh, rab, otorite, egemen, yetkili olmayandır. Çünkü ilâh olanın, Rab ola­nın yaratıcı olması gerekir. O’ndan başka yaratıcı da olmadığına göre Rab sadece O’dur. Öyleyse sadece O’na kulluk edin, sadece O’nu dinleyin, sadece O’nun emirlerini dinleyin ve O’nu razı etmeye çalı­şın. Rab olarak, ilâh olarak O’na inandığınızı ortaya koymak üzere hayatınızı O’nun adına yaşayın. Yirmi dört saatinizi O’nun belirlediği yasalar istikâmetinde yaşayın. Allah’tan başka, toplum, müdür-âmir, âdetler, yönetmelikler gibi putları Allah makamına oturtup onların istedikleri bir hayatı yaşayıp Allah’a şirk koşmaya kalkışmayın. Yaşa­dığınız bu hayatın sonunda O’nun huzuruna gideceğinizi ve hayatı­nızın hesabını sonunda O’na ödeyeceğinizi asla unutmayın. Eğer böyle Rab olarak, ilâh olarak Allah’a iman eder, Allah’ı böyle güçlü kuvvetli bilir ve sadece O’nu hesaba katar, O’nun istediği hayatı yaşar, O’nun dışında her şeyin hatırını ayaklarınızın altına alabilirseniz o zaman bilesiniz ki O Allah sizin her şeyinize vekildir. Bilesiniz ki sizin arkanızda Allah vardır. Sizin önünüzde Allah vardır, dayanacağınız, güveneceğiniz Allah’tır. Sizi herkese karşı ve her şeye karşı koruyacak olan Allah’tır. Size yol gösterecek olan Allah’tır. Tarih boyunca dostlarını tüm düşmanlarına karşı nasıl korumuş ve galip getirmişse, sizi de koruyacaktır. Bu konuda en küçük bir şüp­heniz olmasın.