105. Ey Muhammed! Sana, "Sen okumuşsun" derler; oy-sa Biz, öğrenecek kimselere âyetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız. Evet Rabbimiz her şeyi güzel açıklar. Hangi konuya bakarsanız bakın her şey net ve açıktır. İnsanların, “Ya Rabbi, biz anlayamamıştık, bize anlatılmamıştı” diyebilecekleri, mâzeret ileri sürebilecekleri hiçbir kapalılık, hiçbir bulanıklılık yoktur Allah’ın kitabında. Ama böyle açık, net ve üstün ifadelerle karşı karşıya gelen kâfirler şüphe içindedirler. Ey Muhammed! Galiba sen bunu birilerinden öğreniyorsun, birilerinden okuyorsun, birilerinden ders alıyorsun diyor-lar. Sen bizim gibi bir insan olarak kesinlikle bunları söyleyemezsin diyorlar. Kimden? İşte Buhayra’dan, Nastura’dan ya da eski kitaplardan öğrenmişsin diyorlardı. Yâni bu senin okudukların “esatîru’l evvelîn”dir demeye çalışıyorlardı. Şimdi de “Bu kitap eskilerin masalları”dır diyorlar. Bir hıristiyan profesör konferans veriyor İzmir’de. Diyor ki, “Muhammed öyle müthiş bir dâhidir ki, hiçbir şeyi olmasa bile, hiçbir şey yapmamış olsa bile onun cömertliği, hilmi, aile hayatı, kahramanlığı veya onun ortaya koyduğu Kur’an yeter.” Tabi salondaki ahmaklar da alkışlıyorlar bu alçağı. Hiç birisi çıkıp da demiyor ki be alçak, o mu koydu bu kitabı ortaya? O mu söyledi bu kitabı, yoksa Allah mı?! Ya da, “onlar böyle diyerek sapsınlar diye biz bu kitabı bu şe-kilde sana gönderiyoruz peygamberim” demek olacaktır mânâ. Onlar böyle kırk yıl aralarında büyümüş bir peygamberin böyle şeyler diyemeyeceğini iddia edip saparlarken, bilen bir kavim de bununla ger-çeği anlayıp iman etsinler ve hayatlarını bununla düzenlesinler diye bu kitabı gönderdik. Demek ki âyetlerin böyle tekrar tekrar aynı konuların gündeme getirilişinin iki sebebi varmış. Sonunda insanlar anlasınlar ve desinler ji; sen bunun dersini almışsın. Evet öyledir zaten. Bir anlamda düşündüğümüz zaman dersi veren Allah, dersi alan da Resûlullah Efendimizdir. İsterse tersini söylemiş olsunlar. Yâni ey Muhammed, sen bunu birilerinden öğreniyorsun desinler. Dediler de nitekim. Ne derlerse desinler, Allah o kadar güzel ortaya koyacak ki sonunda insan-lar bu gerçeği kavrayacaklar. Sonunda fark edecekler ki meğer peygamber bunu birilerinden değil, Allah’tan öğreniyor, Allah’tan alıyormuş. Ayrıca âyetlerin böyle tekrar tekrar gelmesinin bir başka hikmeti de, bir kavim, bir toplum anlamak isterlerse, onlara gerçekler ayan beyan kılınmış olsun diyedir. Evet peygamberim, biz bu kitabı açık açık ortaya koyuyoruz, öyleyse sen de: