117. «Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir. „ Muhakkak ki Allah yolundan, dininden sapanları da, o yol üzere, hidâyet üzere olanları da en iyi bilendir. Sapanı da, sapıtanı da, hidâyette olanı da en iyi bilen Allah olduğuna göre bize düşen de öy-leyse her şeyi bilen âlim ve her şeyden haberdar olan Habîr olan, Ha-kîm olan Allah’ın yargısını, değerlendirmesini temek kabul edip O’nun dediği gibi yaşamaktır. İnsanlar ister çoğunluk olsunlar, ister azınlık olsunlar onların hiç birisinin hüküm verme ve değerlendirme hakları da, güçleri de yoktur. Tüm yeryüzü insanlığı toplansalar hattâ cinleri de yardıma çağırsalar, şu iyidir, şu kötüdür, şu haktır, şu bâtıldır demeye hakları yoktur. İyiliklerin ve kötülüklerin tespitinde, hakkın ve bâtılın tespitinde kıstas insanlar değil, toplum değil vahiydir. İnsanlar hidâyete mi erdiler, cennet yolunu mu buldular, cehennem yolundan mı kaçmayı becerdiler bunu en bilen, eksiksiz bilen, yanılmaz bilen Allah’tır. Her şeyi tam bilen Allah elbette hayata karışmaya tam yetkilidir. Onun hayata karışma yetkisine sınır yoktur ve bu yetki Onun Rab ve İlah oluşunun ta kendisidir. Çünkü insanlar ne yaparlarsa yapsınlar hiçbir zaman geleceği hesap edemedikleri gibi, yarını göz önünde bulunduramadıkları gibi, kâinat planında da düşünme imkânına sahip değillerdir. Evet insanlar yarını asla hesaba katamazlar. Bugün iyi bildikleri bir şey bin yıl sonra kötü görülebilir. Veya burada iyi görülen bir şey dünyanın başka bir ikliminde kötü görülebilir. Yarınları hesaba katma ve kâinat planında düşünme imkânına sahip olan sadece Allah’tır. O halde nasıl olur da böyle ellerinde bir yetkileri bulunmayan insan topluluklarının çok olanlarını, çokluk tarafında olanlarını tanrı makamında kabul edip onların istediği bir hayatı yaşayalım? Nasıl olur da Allah’ın istediği hayatı terk ederek çoğunluğun istediği bir hayatı yaşamaya razı olarak şirke düşelim? Evet ne insanların ne de kendimizin değerlendirmeye, değer yargısı ortaya koymaya hakkımız yoktur. Buna böylece inanmak zorundayız. O zaman neye göre hareket edeceğiz? Allah’ın yasalarına ve Allah’ın değerlendirmesine göre hareket edeceğiz. Çünkü hidâyeti ve hidâyette olanları en iyi bilen Allah’tır. Yolu en iyi bilen Allah’tır. Sapıklığı da sapanları da en iyi bilen Allah’tır. Hidâyette olanı da dalâlette olanı da en iyi bilen O’dur. Öyleyse hayatımızı sadece O’na soracak ve sadece O’nun istediği bir hayatı yaşayacağız başka çaremiz yoktur. İşte bakın hayatlarını sadece Allah’a sorarak, Allah’ın değer yargılarına göre bir hayat yaşamaya karar vermiş Müslümanlara, bu hükümlerinden, bu değer yargılarından birini şöylece ortaya koyuyor Rabbimiz. Ya da Rabbimizin hayata karışıcı tek Rab ve İlah oluşunun bize yansıyan bir yönü: