En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

11. Ayet

11En'âm Suresi

قُلْ س۪يرُوا فِي الْاَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّب۪ينَ

De ki: “Yeryüzünde gezip dolaşın ve sonra bakın (bakalım), yalanlayanların sonu nasıl olmuş?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

11."De ki: "yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da ya­lanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın." ²u­5 De ki anlamına gelen bu emirler sûrede sık sık tekrarlana­cak görüyoruz. Bu emirler önce Rasulullah Efendimize ve onun şah­sında onun yolunun yolcusu olan biz Müslümanlara hitaptır. Ey pey­gamberim, ve ey peygamber yolunun yolcuları! Bunları, okuduğunuz bu âyetleri önce kendinize deyin! Kendinize duyurun! Bu âyetleri önce kendi gündeminize alın, gündeminizi bu âyet­lerle oluşturun, sonra da bu âyetleri tüm yeryüzü insanlığına duyurun, tebliğ edin emrini veriyor. Okuyanlar okudukları andan itibaren, dinle­yenler de duydukları andan itibaren bu âyetleri gündeme getirmek zo­rundadır. İşte sûrede sık sık tekrar edilecek olan bu “Gul” emirleri bu kitabın Allah’tan geldiğinin beyanıdır bir, bir de bu âyetlerin gündeme alınmasının emridir. Allah diyor ki yeryüzünde gezip dolaşın, Allah’ın âyetlerini, Al­lah’ın sistemini yalanlayanların âkıbetleri nasıl olmuş bir bakın. Âyet-i Kerîme bizden geçmişi ibretle tahlil edip, ibretle inceleyip on­dan ibret almamızı istiyor. Bizim yaşadığımız hayat açısından ve de geleceğimiz açısından bunun gerekli olduğunu anlatıyor. Öyleyse bizler bizden öncekilerin durumlarını incelemek, tahlil etmek zorunda­yız. Peki acaba öncekilerin durumlarını anlamanın bilmenin yolu ne? Arkadaşlar bunun birinci yolu Kur’an’dan geçer. Öyleyse bizler bizden öncekilerin durumlarını öğrenebilmek için evvela bu gezintimizi Kur’-an’da yapmak zorundayız. Kur’an üzerinde yapacağımız ciddi bir gezinti geçmişi bizim gözümüzün önüne getirecek, bizi geçmişle yüz yüze, burun buruna getirecektir. Evet birinci seyahatimizi Kur’an sayfaları arasında yapacağız. İkinci olarak da geçmişin sahnesi olan yeryüzünde gezip dolaşarak Rabbimizin meşhût âyetleriyle yüz yüze gelerek, geçmişlerin sergü­zeşti hayatlarıyla karşı karşıya gelecek ve böylece geçmişi tanıma imkânını elde etmiş olacağız. Bunu elde edince de geçmişi yargılama, geçmişten ibret çıkarabilme imkânını da elde etmiş olacağız. Yâni geçmiştekiler niçin helâk olmuşlar? Bunlar ne yapmışlar, nasıl dav­ranmışlar da helâk olmuşlar? Nasıl bir helâk yasası gerçekleşmiş? Bunu bilecek, bundan ibret alacak ve böylece biz de onların düştükle­rine düşmemeye çalışacağız. İşte Rabbimiz bizden bunu istiyor. De ki ey peygamberim! Ve sizler de deyin ey peygamber yolu­nun yolcuları! Geçmişte hakkı yalanlayanların, dinin aleyhinde kıyam edenlerin âkıbeti ne oldu? Eyke’nin, Ashab-ı Uhdud’un, Ashab-ı Hut’-un, kavm-i Lût’un, Sodam, Gomerin hali nice oldu? Bizans’ın Roma’-nın hali ne oldu? Onlar hakkı yalanlamışlar, dini reddetmişler, kendileri rubûbiyet ve ulûhiyet iddiasında bulunmuşlar. Ya Rabbi her ne kadar da Sen eğitiminiz şöyle olsun demişsen de, hukukunuz böyle olsun, ekonominiz şöyle olsun, ticaretiniz, aile hayatınız, sosyal düzeniniz, siyasal yapılanmanız şöyle olsun diyorsan da biz böyle de yaparız diyenlerin âkıbetleri ne oldu? Bir görün diyor Rabbimiz. Allah öyle dediği halde demedi diyerek yalan söyleyenler. Al­lah’ın dediklerini demedi diyerek, ya da Allah öyle demediği halde, Allah öyle buyurmadığı halde Allah öyle dedi diyerek dediğini demedi, demediğini dedi diyerek yalan söyleyenler. Allah dünyayı yarattı ve işi bitti diyerek yalan söyleyenler. Yâni artık Allah hayata karışmıyor, Al­lah hayata karışmaz diyerek yalan söyleyenler. Allah dünyanın idare­sini bize bıraktı diyerek yalan söyleyenler. İnsanlık için en ideal sistem insanların tespit ettikleri sistemdir, Allah sistem konusunda bilgisizdir, Allah bu konuları bilmez diyerek yalan söyleyenler. Tüm bu yalancıla­rın âkıbetleri ne olmuş, nasıl olmuş bir bakın diyor ki Rabbimiz. Gezin dolaşın ve onların âkıbetlerine bir bakın, diyor. Yeryüzü bunların en­kazlarıyla doludur. Allah’ın Resûlü Mekke ile Tebûk arasında bir mevkiden geçer­ken: "Burada konaklamayın! Ve hızlı geçin! Zira burası Allah’ın gazap ettiği bir yerdir. Sâlih (a.s)'in devesini kâfirlerin kestikleri yerdir." Bu­yurdular. Evet böyle gezip dolaşırken helâk edilenlerden ibret almalı­yız.