128.“Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir. „ Evet Rabbimiz bir gün gelecek tüm insanları toplayacak. Kı-yâmet günü, hesap kitap dönemi tüm insanlar bir araya toplanacaklar. Hepsi beraber toptan gelecekler şeklinde değil her halde mânâ. Hepsi Allah’ın huzuruna gelecek. Rabbimiz velileri bulunduğu velâyet haklarını kendisine veren kullarını, kendisinin aldığı kararları uygulayan, kendisinin istediği biçimde yaşayan kullarını cennetine uçurmak ve velâyetlerini şeytanlara bırakıp şeytanların hayat programlarını uygulamaya çalışan kimseleri de cehenneme yuvarlamak üzere tüm insanları kıyâmet günü toplayacak. Sonra cinlere, şeytanlara diyecek ki Rabbimiz: Ey cinler topluluğu! bayağı insanlardan çoğunu saptırdınız! bayağı bu insanlardan pek çoğunu topladınız! İnsanları saptırmak için bayağı çalışıp çırpındınız ve kendinize bayağı bayağı yandaşlar buldunuz. İnsanları çok çok kullandınız, onlara istediklerinizi yaptırdınız. İnsanlardan pek ço-ğunu ayartıp, kandırıp kendinize yâran yaptınız. Kendinize avene ve yardakçılar buldunuz. Yardımcılarınızı, avenelerinizi ne kadar da çoğalttınız? Ne kadar da çok uşak buldunuz kendinize insanlardan? Ne kadar da çok kullandınız bu insanları? Kendi cehenneminizde yalnız kalmamak için ne kadar da müşteri buldunuz oraya? İnsanlardan onların dostları olanlar, dünyada şeytanları velî bilenler, cinler ve şeytanlarla birlikte hareket edenler, yeryüzünde on-larla el ele verip insanları saptırmaya çalışanlar, cinlerin misyonlarını üslenenler, onların insanlardan karar mercileri de diyecekler ki: Evet ya Rabbi biz birbirimizden istifade ettik. Biz birbirimizi kullandık. Onlar bizden biz de onlardan istifade ettik. Onlar bizi, biz de onları kullandık. Dünyada menfaatlerimiz bunu gerektiriyordu. Menfaatlerimiz gereği bizler bu cinlerle birlikte hareket ettik. Evet onlar bizi kullandılar, onlar bizi saptırdılar, onlar bize yolun sapığını gösterdiler. Ama şurası da muhakkak ki onların bizim üzerimizde herhangi bir güçleri, bir saltanatları, bir yaptırım iktidarları yoktu. Havamızı, suyumuzu, güneşi-mizi, elimizi, ayağımızı, hayatımızı onlar yaratmamıştı. Onların bizim üzerimizde hiçbir hak ve salahiyetleri yoktu. Aslında menfaatlerimiz gereği ve de kalplerimizin gevşekliği yüzünden biz kendi kendilerimizi sattık onlara. Biz kendimiz teslim olduk onlara. Onlar bizden, biz de onlardan istifade ettik. Onlar bizi kullandı, biz de onları kullandık. Onlar bizi, biz de onları kendi menfaatlerimize alet ettik. Ve böylece nihâyet senin bize takdir buyurduğun ecelimize ulaştık. Ve şimdi işte senin huzuruna geldik ya Rabbi. Evet ya Rabbi! Bizler yaşadığımız sürece şeytanlara tâbi olduk. Şeytanlarla beraber olduk. Senin vahyini bir kenara bırakıp onların vahiylerine teslim olduk. Onlar bizi, biz onları kullandık. İnsan cinleri, bizim gibi insanlardan olup da yeryüzü tanrılığına soyunmuş, şeytan misyonunu üstlenmiş sahte tanrılar bizi, biz de onları kullandık. Biz onları seçtik, onlar da bizi yönettiler. Ama onlar bizi bizim iste-diğimiz şekilde yönettiler. Biz de onları yönlendirme şartıyla seçtik. Seni istediğimiz gibi yönlendirebilme imkânımızın olmadığını ve bu seçtiğimiz tanrılarımızı istediğimiz gibi yönlendirebileceğimizi bildiğimiz için, yâni bu tanrıların ipleri bizim elimizde olduğu için onları seçtik. Çünkü senin asla gafil olmadığını ve hayatta boşluk bırakmadan bizden kulluk isteyeceğini biliyorduk. Ama bu bizim seçtiklerimiz bizim gibi insanlar oldukları için tüm hayatımızı kontrol imkânları olmadığı için, gafletlerinden istifade edip istediğimiz suçları işleyebileceğimizi biliyorduk. Hesaplarımız işte böyle menfaate dayanıyorduk. Onun içindir ki ya Rabbi bizler hiç kimseyi suçlamıyoruz. Bizler menfaatlerimizin kurbanıyız. Biz menfaatlenmek istedik ve böylece senin tayin ettiğin ecele kadar ulaştık. Yâni tövbe edemedik, hayatımızın sonuna kadar onları Rab bilmeye ve onların kanunlarını uy-gulamaya devam ettik diyecekler. Günahlarını itiraf edecekler. Ama bu itirafın onlara hiç bir faydası olmayacak. Bu gerçeği dünyada anlayıp gereğini yerine getirenleri Rabbimiz affedecek, ama oradaki bu itirafın hiç bir faydası olmayacak. Onlar böylece itirafta bulununca Rabbimiz de buyuracak ki; haydi buyurun öyleyse cehenneme. Haydi sizin durağınız, barınağınız, sığınağınız ateştir. Onun içinde ebedî kalacaksınız, o sizin barınağınızdır, ama Allah’ın dilemesi, ya da Allah’ın diledikleri müstesna orada ebediyen kalmak üzere girin cehenneme. Demek ki âyet-i kerimenin ifadesinden anlıyoruz ki cehennemde ebediyen kalmayanlar da olacaktır. Demek ki kimileri belli bir süre yandıktan sonra oradan çıkarılacaktır. Bunlar Müslümanların günahkarlarıdır. Onlar orada gü-nahları kadar yandıktan sonra çıkarılacaklardır biliyoruz. Ya da girin amelleriniz karşılığı kazandığınız cehenneme, a-ma orada kalmanız da Rabbinizin emriyledir, Onun iznine tabidir. Yâ-ni cennet de cehennem de Allah’ın dilemesiyledir. İnsanlar adına yer-leşim merkezi olarak cennetin de cehennemin de belirlemesi Allah’a aittir. Çünkü Rabbin Hakîmdir, Alîmdir. Bunu yapan hikmet ve ilim sa-hibidir. Ne yapacağını, nasıl yapacağını en iyi bilen ve yaptığı her şe-yi belli bir hikmete mebni yapandır O Allah. Ve bu hikmeti ve merhameti gereği de Rabbimiz, şimdiden bizi uyarıyor. Yarın olacakları bu-günden bize haber veriyor. Ey kullarım! Dikkat edin! Ben size acıyo-rum! Size merhamet ediyorum! Gelin inat etmeyin de beni dinleyin! Gelin sizi saptırmak isteyen cin şeytanlarını, yer yüzü tanrılığına soyunan insan şeytanlarını dinlemeyin! Onlara itaat etmeyin! Onların belirledikleri bir hayatı yaşayarak onların kulu olmayın! Rabbiniz olarak beni dinleyin! Benim sizin adınıza gönderdiğim kitabıma ve elçilerime itaat edin! Onlara kulak verip yaşayın! Değilse siz bilirsiniz, günah sizindir ve sonuna ateşe katlanmak zorunda kalacak olanlar da sizlersiniz diyor. Çünkü Rabbin hakîmdir, Alîmdir. Çünkü Rabbin hükmetmeye yetkilidir, yanılmaz hükmeder, ne dediyse öylecedir, daha güzeli yoktur ve neyi nerede emredeceğini, neyi nerede nehiy edeceğini, kimi neyle nasıl imtihan edeceğini, kime ceza kime mükâfat vereceğini en iyi bilendir.