En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

129. Ayet

129En'âm Suresi

وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي بَعْضَ الظَّالِم۪ينَ بَعْضًا بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ۟

İşledikleri (kötülüklerden) ötürü zalimlerden kimini kimine veli/dost/yönetici/tabi yaparız.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

129. Zâlimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz. Evet işte böyledir. İşte durum buraya kadar anlatılanlar gibidir. Amelleri sebebiyle, işledikleri suçlar sebebiyle, yaşantıları sebebiyle zâlimlerin bir kısmını bir kısmına musallat ederiz diyor Rabbimiz. Biz zâlimlerden bir bölümünü diğer bir kısmına velî tayin ederiz. Onlar birbirlerinin velîleri, valileri olurlar. Hepsi birbirinin velâyeti makamında, yetkilisi, yöneticisi, idarecisi durumunda olurlar. Ama bu, başka değil kendi tercihlerinin, kendi eylemlerinin, amellerinin sonucudur. Değilse zâlimler zâlim olmasalardı Allah onların velîleri olacaktı ya. Ve o zaman elbette Allah da onlara kendilerinden bir yönetici verecekti. Evet, nasıl ki mü’minler birbirlerinin velisi, dostu iseler. Nasıl ki mü’minler birbirlerine iyiliği emrederler, birbirlerini cennete kazandırmak için çırpınırlarsa, kâfirler de, zâlimler de birbirlerinin velisidirler. Birbirlerine vali olurlar. Birbirlerine yetkili, yönetici olurlar. Onlar da bir-birlerine kötülüğü emrederler ve iyilikten menetmeye çalışırlar. Dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar aynı inançta, aynı düşüncede olan insanlar birbirlerinin dostudurlar. Nasıl ki birbirlerine velî olan, birbirlerini velî bilen Müslümanlar ortak velî olarak, tek velî olarak Allah’ı velî bilip onun emir ve yasalarına teslim oluyorlarsa, tüm hayatlarında, tüm ilişkilerinde Allah’ın yasalarını esas kabul edip onun istediği biçimde yaşamaya çalışıyorlarsa, birbirlerini velî kabul eden zâlimler ve kâfirler de ortak velî olarak şeytanları ve tâğutları kabul edip, velâyetlerini onların eline verip, onların belirlediği hayatı yaşamaya çalışmaktadırlar. Evet mü’minlerin destekleyicisi müminlerdir, kâfir ve zâlimlerin destekleyiciler de yine kâfir ve zâlimlerdir. Her mü’min kendisine destek verecek bir mü’min ararken, her zâlim de kendisini destekleye-cek bir zâlim arar. Her zâlim kendi zulmüne destek verecek birini arı-yor ve buluyor. Ama şurası da bir gerçek ki desteklenen de zâlim, destekleyen de zâlimdir. Zulmeden de zâlimdir, zulme destek veren de zâlimdir. Bir yerde zâlimin varlığı onun zulmünü sineye çeken, o-nun zulmü karşısında susmayı tercih eden mazlumun varlığına bağlıdır. Ona destek olan mazlum olmadıkça zâlim hiç bir zaman varlığını sürdüremez. Evet desteklenen ve destekleyen zâlimler birbirlerinin velisi oluyorlar. Zâlim mazluma veli, mazlum da zâlime veli. O onu seçiyor, o onu destekliyor, o da onu yönetiyor. Allah onları birbirlerine velî yapıyor ve böylece Rabbimiz bu zâlimlerin birbirlerine destek vermesi konusunda izin veriyor. Birisi cinlerden olur, ötekisi insanlardan. Birisi insanların bir grubundan olur, ötekiler de başka bir grubundan. Birisi hıristiyan olur, ötekisi yahudi. Birisi kâfir olur, ötekisi müşrik. Biri A.B.D. olur, A.E.T olur ötekisi onun köleleri. Birbirlerine destek olurlar. Birbirlerine kulluk ederler ve böylece cehenneme yuvarlanacakları güne kadar birbirlerini kullanırlar giderler ve sonunda da hiç bir mâzeret hakları kalmaz. Çünkü bu onların kendi eylemlerinin sonucudur. Kendi tercihlerinin, kendi elleriyle kazandıklarının sonucudur. Çünkü eğer onlar sadece Allah’ı veli bilmiş olsalardı, yâni böyle zâlim olmasalardı elbette Allah onların velileri olacaktı. Rabbimiz buyurur ki bakın: