144. “ Deveden iki, sığırdan iki yaratmıştır; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin Rahîmlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz? "İnsanları, bilmediklerinden sapıtmak için Allah'a karşı yalan uydurandan daha zâlim kimdir? Allah, zâlim milleti doğru yola eriştirmez.” Yoksa bu yasakları Allah koydu da, O yasak koyarken sizler O’nun yanında mıydınız? Yoksa sizler Allah’ın yanındaydınız da buna şâhitler mi oldunuz? Yoksa sizler Allah’ın çok hatırlı özel kulları mısınız? Başkalarına bildirmediği bilgileri, peygamberlerine vermediği özel bilgileri Allah size mi bildirdi? Yâni Allah kitaplarının hiç birisinde peygamberlerine böyle bir bilgi indirmediğine göre sizinle özel olarak mı konuştu? Allah’ın torpilli kulları mısınız siz yoksa? Allah size kimseye vermediği özel bir yetki mi verdi? Benim adıma yasa belirleyebilirsiniz, benim adıma haram ve helâl koyabilirsiniz diye Allah size yetki mi verdi? Dilediğiniz gibi yaşayın diye size izin mi verdi? Yâni nereden çıkarıyorsunuz bunları? Neye göre yasak diyorsunuz? Neye göre serbest diyorsunuz? Buyurarak Rabbimiz rubûbiyetini ortaya koyuyor. Gelin beni dinleyin diyor. Yâni Allah kendisinin tek Rab ve İlah olduğunu anlatıyor. Hayata yasa koymaya Allah’tan başka kim yetkili olabilir? Bu konuda Allah’ın izni olmadığı halde, Allah’ın onayı olmadığı halde Allah’a iftira edenden daha zâlim kim vardır? Peki böyle Allah demediği halde, Allah böyle diyor, Allah şöyle istiyor diyerek iftira ediyorlar? Dertleri neymiş bu adamların? Bilgisizce insanları saptırmak için böyle yapıyorlar. Dini bozmak, dini mecrasından çıkarmak, yeryüzünde kendi hevâ ve heveslerine göre bir hayat yaşamak için yapıyorlar. Kendi arzularına göre bir din, bir hayat tarzı ortaya koyabilmek için, yâni kendi kendilerine tapınmak için böyle yapıyorlar. Cahildir bunlar. Kâfirler ve müşrikler yeryüzünün en cahil en akılsız insanlarıdırlar. Çünkü Kur’an’ın başka âyetlerinden öğreniyoruz ki gerçek bil-gi vahiydir. Gerçek bilgi Allah’ın bildirdiği bilgidir. Allah bilgisine sahip olan, vahiy bilgisinden haberdar olan kişi âlimdir. Yâni ilim Müslüma-n’a aittir. Kur’an’ı ve sünneti tanıyan kişi, vahiyden haberdar olan kişi dünyanın en âlim kişisidir. Vahiyden habersiz yaşayan insanlar hem dünyalarını, hem de âhiretlerini berbat etmiş insanlardır. Kitap ve sün-netten habersiz yaşayan kimseler zâlimlerdir ve Allah asla zâlimlere yol gösterecek değildir. Onlar dünyada da âhirette de kaybetmiş kimselerdir. Ve Allah asla böyle zâlimleri doğruya iletmez. Allah böyle ol-maması gereken yerde olan, bulunmaması gereken konumda bulu-nan, kendilerini Allah’a kulluk konumundan çıkaran, vahye danışa-cakları yerde danışmayan zâlimlere kesinlikle cennet yolunu kapalı tutacaktır. Evet Allah böyle zâlim bir toplumu asla kurtuluşa ve düzlüğe ulaştırmayacaktır. Zalimler, olmaması gereken yerde olanlar, olması gereken yerde bulunmayanlar, yapmayacakları şeyleri yapanlar, yap-ması gerekenleri terk edenler, vahyi olması gereken yerde tutmayanlardır. Kulluğun dışında bir hayatın adamı olanlardır. Allah’ı, O’nun âyetlerini, O’nun hayat programını reddederek kendi kendilerine bilgisizce yasa belirlemeye kalkışan, kanun koyma hakkını, haram helâl belirleme hakkını kendilerinde gören zâlim bir toplumu asla kurtuluşa ulaştırmayacaktır. Böyle bir toplum ne hukukta, ne eğitimde, ne ekonomide, ne amelde, ne düşüncede kesinlikle doğruya ulaşamayacaktır. Evet böyle bir toplum Allah desteğini kaybettiği için iyi şeyler yapmak için çırpınsalar da Allah’ın yasalarından habersiz hareket et-tiklerinden, istinat noktası olarak Allah’ın kitabını tanımadıklarından ne yaparlarsa yapsınlar hep batacaklar. Karmaşa içinde bir hayat yaşamaktan asla kurtulamayacaklardır bunlar. Hiç bir konuda doğru ve sıhhatli bir noktaya varamayacaklardır. hiç bir konuda çözüme ulaşamayacaklardır. Çözümü bulduk sandıkça batacaklardır. Çünkü Allah’ın yasalarını reddetmiş ve zâlim olmuştur o toplum. İşte görüyoruz, şu anda Allah’ı, kitabını ve elçisinin yolunu terk edip, vahiy eşliğinde bir hayat programından kaçıp başka yerlerde çözüm arayan insanlar battıkça batıyorlar. Çözümsüzlükler içinde kıvranıyorlar.