147. “Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geniştir; O’ nun azabı suçlu milletten geri çevrilemez" de.” Peygamberim! Ey benim peygamberimin yolcusu olmaya, be-nim kitabımın sözcüsü olmaya evet diyenler, iyi dinleyin, eğer seni yalan sayarlar, yalanlarlarsa. Senin getirdiğin kitabı, senin getirdiğin mesajı yalanlarlar, kabul etmezlerse. Bu kitabın gösterdiği şekilde değil de onu yok farz ederek bir hayat yaşamaya kalkışırlar, Allah’ın belirlediği haram helâl sınırlarını aşarlar, Allah’ın yeryüzünde koyduğu yasalarını reddederler, kendi bildikleri gibi kendilerine yasa yapmaya kalkışırlarsa, dilediklerini yasaklayıp dilediklerini helâl kabul ederlerse, o zaman sen onlara de ki, Rabbimin rahmeti geniştir. Rabbim rahmet sahibidir. Allahu Ekber, şu cevaba bir bakın. Ne diyecekmişiz? Ne dedi peygamberimiz? Allah diyor ki; ey peygamberim, onlara de ki; sizin Rabbiniz gerçekten büyük rahmet sahibidir. Yâni peygamberi yalanlayanlar, yalan sayanlar, Allah elçisi karşısında böyle yalan yanlış tavırlar içine girenlere cevap olarak Allah’ın rahmet ve merhameti ha-tırlatılıyor. Ne hoş bir cevap değil mi? Elbette Allah’ın hâşâ müsabık olarak, muarız olarak, muhasım olarak, karşıt grup olarak sahnede olması zaten düşünülemez. Yâni hâşâ Allah onların karşısına onlarla yarış için çıkması düşünülmez ki. İstediğini zaten yapar O. Mesele onların akıllarını erdirmektir. Onlara konuyu güzel anlatmaktır. Çünkü Rabbimiz kullarına karşı rahmet ve merhamet sahibidir. İşte tekrar tekrar bunu gündemde tutar. Gelin anlayın da vazgeçin der. Ama bütün bunlara rağmen dik kafalılık ederlerse, dinlemezlerse bilsinler ki O şedit bir ikâp sahibidir de aynı zamanda. Evet siz O’na O’nun istediği kulluktan kaçıyorsunuz, ama buna rağmen sizin havanızı, suyunuzu, gününüzü, güneşinizi kesmez. Sizi aç ve bîlaç bırakmaz. Size mal-mülk verir. Size oğul-evlât verir. Size hayat verir. Size sıhhat, güç, kuvvet verir, saltanat verir, imkân, fırsat verir. Ama sizler Rabbinizin size lütfettiği bu rahmet kapılarından istifade etmez ve Ona karşı nankörlüklerinizi sürdürürseniz o zaman da bilesiniz ki Rabbinizin azabı, Rabbinizin be’si, sıkıntıları üzerinizden asla eksik olmayacaktır. Unutmayın ki O’nun takdirinin önüne hiç kimse geçemez. O’-nun isyankarlara yazdığı azabı hiç kimse engelleyemez. Allah’ın azabını, vurgununu günahkâr bir toplumdan geri çevirecek yoktur. Dünyada insanlara sınırlı bir özgürlük verir. Ne yaparsanız yapın imtihan gereği size dokunmayabilir. Ama dünyanın bu konumu sizleri asla aldatmasın. Çünkü O’nun cehennemi vardır. Sizi onunla cezalandırmayı murad buyurdu mu artık O’nun önüne kimse geçemez. Hiç kimsede, ya Rabbi bize imkân vermedin, bize gerçeği anlayabilecek bir akıl vermedin, bize fikir feraset vermedin, bize âyetler indirmedin, bize bizim başımıza gelecekleri haber vermedin, bize peygamber göndermedin diyerek mâzeretler ileri sürme hakkı da yoktur. Çünkü bakın Rabbimiz her şeyi açık anlatmıştır kitabında. İşte Rabbimiz kitabında baştan sona bu konuyu anlatıyor. Ey kullarım, gelin yalan saymayın. Elçimi doğrulayın, ona ve getirdiği mesajıma sadakatle bağlılığınızı ortaya koyun, tasdik edin. Sonra da der ki; Olabilir, ey peygamberim, eğer onlar yalan sayarlarsa sen on-lara yine benim rahmetimi hatırlat. Yâni bugüne kadar yalan saydınız, peygambere karşı geldiniz, kitapla ilgisiz yaşadınız, ama gelin Allah rahmet ve merhamet sahibidir, vazgeçerseniz bağışlayıp yok sayıverir. Gelin Allah rahmet ve merhamet sahibidir, acır sizi bağışlayıverir. Eğer böyle yaparlarsa rahmetime ve merhametime nail olurlar. Değilse benim azabımı, benim cezamı mücrimlerin üzerinden kim engelleyebilecek? Allah’ın azabı geri çevrilmez. Tarih bunun örnekleriyle do-ludur. Allah’ın helâk yasasının mahkumu olmuş hiçbir toplum O’nun baskınından kaçacak, kurtulacak bir sığınak bulamamıştır.