En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

17. Ayet

17En'âm Suresi

وَاِنْ يَمْسَسْكَ اللّٰهُ بِضُرٍّ فَلَا كَاشِفَ لَهُٓ اِلَّا هُوَۜ وَاِنْ يَمْسَسْكَ بِخَيْرٍ فَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

Allah sana bir zarar dokunduracak olsa onu (Allah’tan) başka kimse gideremez. Sana bir hayır dokunduracak olsa O, her şeye kadîrdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

17."Allah sana bir sıkıntı dokunduracak olursa onu ondan başkası asla gideremez. Sana bir iyilik murat ederse başkası asla onu engelleyemez." Evet Allah sana bir zarar murad ederse, sana bir zarar isabet ettirecek olursa, Allah’tan sana bir zarar gelecek olursa. Bu zararın türü, cinsi, cibilliyeti, eni boyu ne olursa olsun. En fazla ölüm olabilir, o da sana Allah’tan gelecek olursa onu O’ndan başka kaldıracak yok­tur. Onu O’ndan başka senden def edecek yoktur. Ne para, ne pul, ne ana, ne baba, ne amir, ne müdür, ne arka­daş, ne efendi, ne şeyh onu senden defedecek hiç kimse yoktur. Al­lah seni bir zarara düşürmeyi murad etti mi, Allah sana bir zarar ulaş­tırmayı takdir buyurdu mu artık onu O’ndan başka kaldıracak yoktur. Yine Allah sana bir hayır murad eder, senin bir hayra ulaşmanı dilerse onu senden engelleyecek hiçbir kimse yoktur. Seni o hayırdan mah­rum edecek hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Zarar veren de, fayda veren de Allah’tır. Allah’tan başka fayda ve zarar veren yoktur. Allah’ın Resûlünün bir hadisi şerifine dayanarak bunu şöyle ifade etmeye çalışalım inşallah: Allah’ın Resûlü Abdullah İbni Abbas-ın omuzundan tutar ve ona şöyle buyurur: Ey oğulcuğum! İste­yece-ğin şeyi sadece Allah’tan iste! Ağyarın kapısında dilencilik yapma! Anam! Babam! Amirim! Müdürüm! Ağam! Patronum! Üstadım! Şey-him! Arkadaşım! Hemşehrim! Bakanım! Dekanım! Yetişin! Beni kur-tarın deme sakın. Sığınacağın zaman sadece Allah’a sığın. İste­yece-ğin zaman da sadece Allah’tan iste. Çünkü kesinlikle bilesin ki bütün bir ümmet, bütün bir cihan toplansa da elbirliğiyle sana bir menfaat sağlamaya çalışsalar Allah’ın senin lehinde yazdığının dı­şında sana hiçbir menfaat sağlayamazlar. Gel sana para verelim! Borçlarını kapatalım! Dertlerini dağıta­lım! Sana şifa bulalım! Sağlığını sıhhatini geriye iade edelim! Tayinini memleketine çıkartalım! Sürgününü durduralım deseler hiçbir şey ya­pamazlar Allah’ın yazdığının dışında. Ya da bütün bir dünya toplansa da sana bir zarar vermeyi iste­seler bilesin ki senin aleyhinde yazdıklarının dışında sana hiçbir zarar veremezler. Allah’ın takdirinin dışında senin kılına bile dokunamazlar! Yâni seni okuldan atacaklar, işine son verecekler, İslâmî düşüncen­den ötürü seni hapse atacaklar, sürecekler, öldürecekler, önünü ke­secekler. Hayır hayır Allah’ın senin aleyhinde yazdıklarının dışında sana hiçbir zarar veremezler. Öyleyse aman müdürüme karşı şöyle şöyle davranayım da bu okulda kalayım! Dekana karşı şöyle şöyle davranayım da beni falan yere müdür yapsın. Müşterilerime karşı şöyle şöyle davranayım da çok para kazanayım. Müdürüm namazdan hoşlanmıyor. Öyleyse ben de namazı terk edivereyim de ondan gelebilecek bir zararı defedeyim. Şurada şu tavizi vereyim de şu faydayı sağlayayım. Başımı açıvere­yim de diplomayı alayım. Sakalımı kestireyim ki işten atılmayayım. Şuralarda görünmeyeyim ki doktorayı bitirebileyim. Yoo! Allah’ın tak­diri asla değişmez. Çünkü artık kâlemler kaldırılmış, sahifeler dürül­müştür. Yâni lehinde yazılanlar yazılmış, aleyhinde takdir edilenler edilmiştir. Onu Allah’tan başka değiştirecek de yoktur artık. Öyleyse in-sanlardan korkmaya, endişe etmeye, tabasbus ve tavizler içine gir­meye hiç de gerek yoktur. Evet Allah’ın Resûlünün hadislerinden be­nim anladığım budur. Bir de efendim bizler Allah’ın sevgili kullarıyız! Bizler Müslüma-nız! Bizim eve hastalık uğramamalı! Bizim eve polis gelmemeli! Ben Rabbime karşı görevlerimi eksiksiz yapıyorum! Binaenaleyh benim param kaybolmamalı! Benim ticaretim zarar etmemeli! Benim huzu­rum bozulmamalı! Rahatım kaçmamalı! Çoğumuz böyle düşünüyoruz bugün değil mi? Başımıza beğenmediğimiz bir şeyler geldiği zaman: "Yahu ben Allah’ın bu kadar kötü bir kulu muydum ki bütün bunlar be-nim başıma geldi!" diyoruz. Halbuki iyi kötü başımıza ne gelmişse bilelim ki bu Allah’tan geldi ve Rabbimiz bizi onunla imtihan etmek için göndermiştir. İmtihanın şeklini, biçimini de biz ayarlamıyoruz Allah ayarlıyor. Bu konuda asla ona itiraz etmeye ve akıl vermeye kalkış­mamalıyız. Ya Rabbi beni niçin kadın yarattın? Halbuki ben erkek ola­rak gelmek istiyordum dünyaya! Ya Rabbi beni niçin böyle beş tane kız evlâdıyla imtihan ediyorsun? Halbuki ben iki tane de erkek istiyor­dum! Ya Rabbi beni neden yüz milyonla imtihan ediyorsun? Halbuki ben milyarlarla imtihan edilmek istiyordum! Ya Rabbi beni neden bir çadırla imtihan ediyorsun? Halbuki ben bir villada imtihan olunmak is­tiyordum! Ya Rabbi bu felâketleri bana niçin gönderdin? Halbuki ben rahat bir hayatla imtihan olunmak isterdim diyerek imtihan konusunda Allah’a akıl vermeye, ona yol göstermeye kalkışmayalım. Evet zarar veren de, fayda sağlayan da sadece Allah’tır. Sana Allah’tan ne gelirse gelsin, bir acı, bir hüzün, bir sıkıntı, bir korku, bir hastalık, bir fakirlik, bir hayır, bir lezzet, bir iyilik, bir sevinç, bir sıhhat, bir zenginlik ne gelirse gelsin bilesin ki bunların tamamı Allah’tandır. Çünkü: