18. "O kullularının üzerinde yegâne kahirdir. O Hakîmdir, Habîrdir." Kahreden O’dur, öldüren O’dur, hayat veren O’dur. Ne zararı-na karşı konabilir, ne de hayrı engellenebilir. Zarar O’nun zararıdır, hayır O’nun hayrıdır. Fayda veren de, zarar veren de yalnız O’dur. Yeryüzünde ben sizin Rabbiniz değil miyim diyen sahte Rablere, hâkimiyet bendedir diyen İlâh taslaklarına, ben size izin vermediğim halde nasıl secde ettiniz? Ben size müsaade etmediğim halde nasıl örtündünüz? Ben izin vermediğim halde nasıl sakal bıraktınız? Benim haberim olmadan bunları nasıl dile getirdiniz? Halbuki sizi ben tayin etmiştim! Sizin maaşınızı ben veriyordum! Sizler benim memurlarımdınız! Sizler benim ülkemde yaşıyor, benim okullarımda okuyordunuz! Benim iznim olmadan bunları nasıl gündeme getirdiniz? Benim iznim olmadan bunları yapamazsınız! Benim iznim olmadan hiçbir şey yapamazsınız! Ben istersem açtırırım, ben istersem kestiririm ben istersem nefes alış verişlerinizi bile kontrol ederim, sizin üzerinizde kahir olan, kahhâr olan biziz diyen sahte tanrılara hiç inanmayın. Kulları üzerinde Kahhâr olan, mutlak güç ve kuvvet sahibi olan sadece Allah’tır. Allah’ın izni olmadan kimse kimsenin kılına bile dokunamaz. Çünkü kahir Allah’tır. O’nun hükmünü reddedebilecek, onun emrini geri çevirebilecek yoktur. Kazasının önüne geçebilecek kâinatta hiçbir güç yoktur. İşte buna böylece inanan kişi Müslümandır. Buna inanmayan, Allah’ın yegâne Kahhâr olduğuna inanmayan kişi asla cahiliyeye karşı duramaz. Allah’ın Kahhâr olduğuna inanmayan ve yeryüzünde Allah’tan başka Kahhârların da bulunabileceğine inanan kişi küfür karşısında cahiliye karşısında direnme gücü bulamaz. Buna inanmayan kişi küfür ve şirke başkaldıramaz, inancı adına içinde bulunduğu toplumun şirkine kesinlikle savaş açamaz. Evet Kahhâr olan sadece Allah’tır. Ama şunu da hiçbir zaman unutmayın ki böyle inanıyormuş gi-bi görünerek, böyle yapıyormuş gibi görünerek de O’nu asla kandıra-mazsınız. Çünkü O Kahhâr olan Allah aynı zamanda: ...dir de. O Hakîm ve Habîrdir de aynı zamanda. Yâni yaptığınız, düşündüğünüz her şeyden haberdardır ve yaptıklarının tümünü hikmetle yapandır da. Evet, Allah Hakîmdir. Yâni her şeye hikmetiyle hakim olandır. Hâkimiyet elinde olandır ve hayata hükmedendir O. Neyi ne için yarattığını bilendir, yarattığına nasıl bir hayat tarzı belirleyeceğini, yarattıklarının nasıl mutlu olacaklarını, yarattıklarına nasıl bir din göndereceğini, onları neyle sorumlu tutacağını bilendir O Allah. Ve yarattıklarının her şeyinden haberdardır O Allah. Elhamdülillah ki bu sıfatların sahibi sadece Allah’tır. Eğer başkaları da bu sıfatların sahibi olsaydı, başkaları da zarar vermeye, fayda sağlamaya güç yetirseydi o zaman bizim işimiz bitikti. Güçlüler yeryüzünde güçsüzlere asla hayat hakkı tanımazlardı. Yeryüzünde hakları olmadığı halde Allah’a ait olan bu sıfatların kendilerinde de bulunduğunu iddia edenlere sormak lâzım. Bunlardan bir tane insan gösterebilir misiniz ki ölümsüz olsun? Bir tek insan gösterebilir misiniz ki ölüme çare bulmuş olsun. Başkalarına fayda ve zarar sağlaması şöyle dursun bir tek insan gösterebilir misiniz ki kendisine faydalar sağlayıp, kendisinden zararları def edebilmiş olsun? Var mı böyle birileri? Eh öyleyse nasıl olur da bu adamlar hâkimiyet bizdedir, egemenlik bizdedir, biz istersek, biz istemezsek filan diyebilirler? Evet Allah’ın bu sıfatlarına dayanamadı kâfirler. Allah’ın Habîr oluşuna, kendilerinin yaptığı her şeyden haberdar oluşuna dayanamadılar da gelip Rasulullah’a sordular. Dediler ki ey Muhammed! Bir şâhit getir bu konuda. Gerek Rabbinin Habîr oluşuna gerekse böyle bir Habîr olan Allah’ın seni elçi olarak bize göndermesine bir delil, bir hüccet göster dediler. Bir şâhit istediler de Rabbimiz şöyle buyurdu: