23."Sonra, "Rabbimiz Allah’a andolsun ki bizler şirk koşanlar değildik"demekten başka çare bulamayacaklar." Bakın tüyler ürpertici bir manzara. Bu adamların belki de yiyecekleri son şey. Vallahi ya Rabbi biz müşriklerden değildik. Vallahi ya Rabbi biz sana bir şeyleri ortak koşmuyorduk. Evet alçaklar bir hayat yaşayacaklar, birbirleriyle olan münâsebetlerinden tutun da eğitimlerine, hukuklarına, ticaretlerine, selâmlaşmalarına, tatillerine, takvimlerine, kılık kıyafetlerine varıncaya kadar hayatlarının hiçbir bölümüne Allah’ı karıştırmayacaklar. Bütün bu konularda Allah’a itimat etmeyecekler. Allah’tan korkmayacaklar. Tevekkülde bir sürü esbap bulacaklar. Allah’tan başkalarına sığınacaklar. Yeryüzünde Allah’tan başka etkili yetkili varlıklar kabul edecekler. Hâkimiyeti Allah’tan alıp başkalarına vererek şirke düşecekler. Sonra da utanmadan diyecekler ki vallahi ya Rabbi biz sana şirk koşmuyorduk. Biz Sana şirk koşan-lardan değildik diye yalan söyleyecekler. Yâni orada yalan söyleyecekler, çünkü henüz dilleri ve elleri bağlanmadan son bir kere konuşma imkânı verilecek onlara. Böyle son bir yalan söyleme imkânı verilecek onlara. Şirk koşmadıklarına dair, küfrü din olarak kabul etmediklerine dair yemin edecekler. Âyet-i kerîmede onların verecekleri bu cevaba "Fitne" yâni çare denmiş. Çünkü onların verdikleri bu cevap sadece bir yalandan ibarettir. Başkaca kendilerini haklı gösterecek bir mâzeretleri de yoktur. Veya Kahhâr olan, Cebbar olan, her şeyi bilen ve gören, mutlak güç ve kuvvet sahibi olan Allah huzurunda yalan ne mümkün? Öyleyse belki de bunun bir ikinci mânâsı: Vallahi ya Rabbi meğer bizler müşrik değilmişiz diyecekler. Vallahi ya Rabbi meğer bu bizim sana ortak koşmaya çalıştıklarımız senin yanında ortak olmaya lâyık değillermiş diyecekler. Vallahi ya Rabbi şu bizim dünyada prensiplerimizi kendilerinden aldıklarımız, kendilerinden korktuklarımız, kendilerini sevdiklerimiz, kendilerine sığındıklarımız, kendilerine dua ettiklerimiz, hidâyeti kendilerinde gördüklerimiz, rızkı kapılarında bildiklerimiz, ya da senin sisteminin ve arzularının önüne geçirdiğimiz şeytanlarımız, tâğutlarımız, azizlerimiz, reislerimiz ve de nefislerimiz meğer sana ortak koşmaya lâyık değilmiş, bunu anladık diyecekler. Yâni dünyada takip ettikleri şirk çizgisini bırakıp tek Allah’ın rubûbiyetini kabul ettiklerini burada itiraf ediyorlar. Alçaklara bakın "Vallahi Rabbina" diyorlar. Rabbimiz diyorlar. Şimdi mi anladınız bunu? Şimdi mi anladınız Rabbinizin Allah olduğunu? Şimdi mi anladınız hayatınıza kanun koyma hakkına sahip olanın yalnız Allah olduğunu? Halbuki dün başkalarını Rab kabul ediyordunuz. Dün başkalarının programını uygulamak için çırpınıyor ve onların arzularına toz kon-durmuyordunuz. Bakın Allah buyurur ki: