26."Onlar hem kendileri Kur’an’dan uzaklaşırlar hem de insanları ondan uzaklaştırırlar. Böylece kendi kendilerini mahvederler de farkına varamazlar." Hem Kur’an’a masal diyorlar, hem de insanları, kölelerini, çocuklarını menediyorlar o kitaptan. Aman duymayın, dinlemeyin diyerek insanları ondan uzaklaştırmaya çalışıyorlar. Evet dinlemiyorlar, dinletmiyorlardı. Gürültü çıkararak engellemeye çalışıyorlardı. El çırparak engellemeye çalışıyorlar, müzikle engellemeye çalışıyorlardı. Bakıyoruz bugün de zalimler insanları Allah’ın kitabından, Allah’ın dininden alıkoymak istiyorlar. Din eğitimini yasaklamaya çalışıyorlar. Allah’ın kullarının Allah kitabını duymalarına engel olmaya çalışıyorlar. Aman bu insanlar dinle tanışmasınlar, aman bu insanlar Kur’an’la, kitaplarıyla tanışmasınlar diye insanlarla kitapları arasına engeller koyuyorlar. O gün de, bugün de din düşmanlarının yaptıkları şey budur. Bakın Rabbimiz Âl-i İmrân sûresinde bir âyet-i kerîmesinde bu hususu şöyle anlatır: "De ki: "Ey kitap ehli! Allah sizin yaptıklarını gö-rüp dururken Allah’ın âyetlerini niçin örtbas etmeye ça-lışıyorsunuz? De ki: "Ey kitap ehli! sizler doğru olduğuna şâhitken niçin dini eğri büğrü göstermeye çalışarak mü’-minleri dinlerinden çevirmeye çalışıyorsunuz? Allah asla yaptıklarınızdan gafil değildir." (Âl-i İmrân 98,99) Diyor ki Rabbimiz ey ehl-i kitap! Ey yahudi ve hıristiyanlar! Ne oluyor size? Nereden alıyorsunuz bu gücü? Kafa çalıştırıyor, şeytanlık yapıyor ve Allah’ın âyetlerini örtmeye, örtbas etmeye çalışıyorsunuz. Allah kullarına Allah’ın âyetlerini duyurmamaya çalışıyorsunuz. Neden Allah’ın kullarını Allah yolundan saptırmaya çalışıyorsunuz? Neden Allah’ın dinini eğri büğrü göstermek sûretiyle insanları dinden uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz? Dünün kitap ehli de aynı şeyi yapıyordu. Bugünün ehl-i kitapları da kendilerinin bu dinin mensubu olduklarını söyleyen, ama dinle diyânetle en küçük bir alâkaları bulunmayan zalimler de aman insanlar dinleriyle tanışmasınlar, kitaplarıyla buluşmasınlar diye ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar, bütün propaganda imkânlarını kullanıyorlar. Bakın dün de, bugün de bu insanların yaptıkları şey şudur: 1- Önce insanların dine girmemeleri için, insanların kitaplarıyla tanışmamaları için engeller koyuyorlar. Her taraftan kapatıyor lar o yolu. Din eğitimini yasaklıyorlar. İnsanların kitap sünnet duyma yollarını kapatıyorlar. Böylece insanlara dini duyurmayarak Allah yolundan alıkoymaya çalışırlar. İnsanları kitaplarından uzaklaştırmaya çalışırlar. 2- Ama buna rağmen, bütün bu engellemelere ve aleyhte pro-pagandalara rağmen yine de insanlar bu barikatları aşarak dine gir-meye, kitaplarıyla tanışmaya muvaffak olmuşlarsa bu sefer de bu adamlar dinde eğrilik büğrülük meydana getirirler. Yâni o insanların önüne öyle bozuk bir din sunarlar ki bu dinin İslâm’la uzak ve yakından bir ilgisi yoktur. Yâni böyle hayata karışmayan, ya da hayatın bazı bölümlerine karışan, ama öteki bölümlerine karışmayan, işte sadece törenlerde hatırlanan onun dışında hayatta hiçbir geçerliliği olmayan bir din sunarlar. Ders kitaplarına koyarlar ve işte din budur diye insanlara bunu sunarlar. Evet hem bu din masaldır derler, bu kitap masaldır derler, hem de ondan ödleri kopmaktadır. Hem kendileri ondan uzaklaşırlar, hem de insanları ondan uzaklaştırmaya çalışırlar. Allah bunu anlatıyor. Bir de bu âyet Rasulullah’ın amcalarını, akrabalarını anlatır denmiş. O zaman âyetin mânâsı şöyle olacaktır: Onlar kendileri hem Kur’an’dan uzaklaşırlar, hem de insanları ondan yâni peygamberden uzaklaştırırlar. Yâni o Rasulullah’ın amcaları hem insanları peygambere ilişmekten korurlar, peygamberi insanlardan korurlar, ona sahip çıkarak, insanların ona zulmetmesinden korurlar, hem de kendileri ona inanıp gereken alâkayı göstermiyorlardı. Yâni kendileri Kur’an’-dan uzaklaşmakta, Kur’an’a inanmamaktadırlar şeklinde anlaşılmıştır. Evet peygamberimizin amcaları bir yandan peygambere sahip çıkarken, öbür yandan kendileri Kur’an’a da, peygamberlere de inanmıyorlardı. Allah korusun, dilim varmıyor söylemeye ama sanki âyet bizi anlatıyor. Yâni bugün bir yandan sözde Kur’an’a sahip çıkan, diliyle Kur’ancı kesilen, her zaman ve zeminde Kur’an’ı müdafaa ederlerken öbür yandan kendileri savundukları kitaptan habersiz bir hayat yaşayan Müslümanlar gibi. Çok garip değil mi? Rasulullah’ın amcaları da böyleydi. Hem peygambere sahip çıkıyorlardı, insanlara karşı onu müdafaa ediyorlardı, hem de beri taraftan da onun getirdiği kitaptan uzak duruyorlardı. Tıpkı bugün Ebu Talip rolü oynayarak, bazı mekânlarda imkân hazırlayarak hocaların din anlatmalarına fırsat hazırladıkları halde, yâni evlerinde, dükkanlarında birilerini öttürmeye devam ettikleri halde kendileri bir türlü aynı şeyi yapmaya yanaşmayan, kendileri dükkanlarıyla, işleriyle, aşlarıyla uğraşan ve bir türlü peygamber rolü oynamaya yanaşmayan Müslümanlar gibi. Ama: