En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

27. Ayet

27En'âm Suresi

وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ وُقِفُوا عَلَى النَّارِ فَقَالُوا يَا لَيْتَنَا نُرَدُّ وَلَا نُكَذِّبَ بِاٰيَاتِ رَبِّنَا وَنَكُونَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ

Ateşin başında durdurulduklarında onların hâlini bir görsen! “Keşke (dünyaya) geri döndürülseydik de Rabbimizin ayetlerini yalanlamasaydık ve müminlerden olsaydık.” derler.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

27."Onların ateşin kenarına getirilip durdurulduk-larında, "Ah! Keşke dünyaya tekrar döndürülseydik! Rab-bimizin âyetlerini yalanla­masaydık ve inananlardan ol-saydık!" dediklerini bir görseydin!" Ey peygamberim keşke onlar ateşe sürüklendikleri zaman, ateşe sunuldukları zaman, hiç ummadıkları bir anda cehennemle bu­run buruna geldikleri zaman, ateşle kucaklaştıkları zaman onların yı­kılışlarını, perişanlıklarını, zilletlerini, nedametlerini, hasret ve rüsva­lıklarını bir görseydin. Hani arabasına binmiş, dümdüz bir yolda yüz, yüz elli km hızla giden bir adam düşünün. Az ilerideki bir kavşağın sonundaki köprü­nün uçtuğundan hiç mi hiç haberi yok. Hızla gidiyor uçuruma doğru. Yolun sağında solunda ilerdeki tehlikeyi bilen birileri, köprünün uçtu­ğunu bilen birileri el kol işaretleriyle var güçleriyle bağırıp çağırıp ikaz ediyorlar. Dur! Gitme! Köprü uçtu! Köprü uçtu! diyerek ikaz ederek adamı durdurmaya çalışıyorlar. Ama adam bütün bu ikazlara aldırış etmeden, hattâ bu haberlerin ve habercilerin tümünün yalancı oldu­ğunu zannederek hızla ilerliyor. Kendisini ikaz eden yüzlerce işaret­lere aldırış etmeden hızla ilerliyor. Nihâyet yüz, yüz elli km hızla gir­diği kavşağın sonunda on metre kala bir uçurumla burun buruna gel­diğini bir düşünün. O andaki halet-i ruhîye sini bir düşünün. Peygamberin, Kur’an âyetlerinin, kâinat âyetlerinin, binlerce işa­retlerin yanlış yolda gittiğini, cehenneme doğru gittiğini, korkunç bir badireye doğru gittiğini haber vermesine rağmen bütün bu haberlere kulak tıkayıp da burnunun doğrusuna giderken hiç ummadığı bir anda cehennemle burun buruna gelmiş kimselerin vaziyetlerini bir görsey­din. Bakın diyecekler ki: Ah!! Keşke dünyaya geri döndürülseydik! O zaman Rabbimizin âyetlerini yalanlamasaydık! Ve inananlardan ol­saydık! Bakın görüyor musunuz ne diyor adamlar? Ah keşke Rab-bimizin âyetlerini yalanlamasaydık diyorlar. Rabbimizin âyetlerini. Alçaklar bugün onu Rab kabul etmiyorlar da ama o gün böyle diyecekler. Hiç ilgilenmedikleri, merak edip de bir kere acaba bu âyetler ne diyor diyerek hiç hatırını sormadıkları âyetleri yalanlamayalım diyorlar. Ya Rabbi bizi dünyaya geri çevir de dediğin gibi yaşayalım. Âyetlerin düsturumuz olsun. Âyetlerin elimizden düşmesin. Salih ameller işleyelim. Rab olarak sadece Seni tanıyalım diyecekler. Ama oradaki bu lâkırdılarının hiçbir değeri olmayacak. Bunlar aslında dün­yada iken de bu dedikleri şeylerin doğruluğunu biliyorlardı. Bakın Neml sûresinde bu husus şöyle anlatılır: "Gönülleri kesin olarak doğruluğunu kabul ettiği halde, haksız­lık ve büyüklenmelerinden dolayı onları bile bile inkâr ettiler. Bozgun­cuların sonunun nasıl olduğuna bir bak." (Neml 14) Bundan da anlıyoruz ki bu adamlar iman etmeyi arzuladıkların­dan ötürü değil de azaptan kurtulmak için dönmek iste­mektedirler. Bakın bundan sonraki âyetinde Rabbimiz şöyle buyuru­yor: