En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

32. Ayet

32En'âm Suresi

وَمَا الْحَيٰوةُ الدُّنْيَٓا اِلَّا لَعِبٌ وَلَهْوٌۜ وَلَلدَّارُ الْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لِلَّذ۪ينَ يَتَّقُونَۜ اَفَلَا تَعْقِلُونَ

Dünya hayatı oyun ve eğlenceden ibarettir. Şüphesiz ki ahiret yurdu korkup sakınanlar için daha hayırlıdır. Akletmez misiniz?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

32."Dünya hayatı sadece oyun ve eğlencedir. Âhiret yurdu ise muttakiler için daha iyidir. Hiç düşünmüyor musunuz?" Evet dünya sadece bir oyundan, oyalanmadan, oyuncaktan iba­rettir. Evleri, barkları, dükkanları, tezgahları, hesapları, kararları, evliliği, boşanması, sanki çocukların evcilik oynamasına benziyor. Rabbimiz kitabında bu tür âyetleriyle bize dünyayı anlatıyor, dünya hayatını anlatıyor. Dünya, dena fiilinin ismi tafdıyl müennes sı­ğasıdır. Müennes sığasıyla kullanılışı onun kancıkça bir hayat olu­şunu anlatır. Ya da "Edna" daha düşük, daha alçak, daha adi ve de­ğersiz anlamlarına gelir. Şu hadisi daha önce bir kaç defa söylediğimi hatırlıyorum: Allah’ın Resûlü Medine sokaklarından birinde dolaşırken kokmaya yüz tutmuş bir oğlak ölüsü görür. Ashabına dönüp: “Bu oğlak ölüsünü kim bir dirheme benden satın almak ister?” buyurur. Çevresindekilerden talip çıkmayınca buyurur ki: “Öyleyse kim bunu kendisine hediye etmemi ister?” buyurunca etrafın­dakiler: Ey Allah’ın Resûlü bunun dirisi bile para etmez değil ki kok­maya yüz tutmuş ölüsü deyince Allah’ın Resûlü buyurur ki: “İşte Allah katında dünyanın değeri bu oğlağın sizin yanınızdaki değeri gibidir. Eğer şu anda sizin kazanmak için çırpındığınız, onsuz olmaz dediğiniz dünyanın sineğin kanadı kadar Allah katında bir değeri olsaydı ondan kâ­fire bir yudum su bile vermezdi.” Evet kâfire bolca verdiğine göre Rabbimiz, demek ki onun hiçbir değeri yoktur. Ve şu anda bizler bu oğlağı paylaşma kavgası veriyoruz. Yok bacağı senin olacaktı, yok kuyruğu benim olacaktı, yok barsağı sana gitmişti, şu anda bizler bunun paylaşımı savaşını veriyoruz. İşte dünya budur. Halbuki Allah’ın Resûlü başka bir hadislerinde buyuru­yor ki: "Sizin yaranızı sudan koruduğunuz gibi Allah da sev­diği kullarını dünyadan korur." ...buyurur. Ama bakıyoruz ki bugün mümini de kâfiri de dün­yayı hedeflemiş. Mümini de kâfiri de dünyayı kucaklama sevdasına kapılmış Allah korusun. Dünya sadece bir eğlenceden ibaret olduğu halde, geçici bir oyundan oyalanmadan ibaret olduğu halde, ölümle bitecek ve yarına intikal etmeyecek olduğu halde, âhiret yurdu daha güzel ve daha kalıcı olduğu halde insanlar hep dünyayı tercih ediyor­lar. Almamızda, vermemizde, küsmemizde, barışmamızda, sevme­mizde, reddetmemizde, evimizde eşyamızda hep dünyayı tercih edi­yoruz. Kızımızın dünyalık istikbalini düşünüyor ve okula gönderiyoruz. Oğlumuzun kazanmasını hesap ediyor onu mühendisliğe yatırım ya­pıyoruz. Çeyiz peşinde, ev bark peşinde, para pul peşinde koştuğu­muz kadar ilim peşinde koşamıyoruz. Bilgisayar öğrenmeye inandı­ğımız kadar Bakara’ya inanmıyoruz. Yahu ne olur ne olmaz yarın belki lâzım olur diyoruz. O belki lâzım olacak ama Bakara mutlaka lâzımdır bunu anla-yamıyoruz. Yarışımızı hep dünya adına yapıyoruz. Hep dünyalıklar konusunda yarışıyoruz. Aman daha çok malım olsun. Aman daha çok markım, dolarım olsun. Daha çok dükkan, daha çok arsa, daha çok şan, daha çok şöhret, daha çok alkış, daha çok koltuk, daha çok ma­kam, daha iyi model, daha güzel sofra adına yarışıyoruz. Ama Allah korusun da içimizde daha iyi Müslüman olalım, cennette daha ali ma­kamları elde edelim, daha güzel kulluk yapalım diye bunu dert edinen pek kalmadı gibi. Evet âyet-i kerîmede anlatılan dünya hayatının çok lüzumsuz, gerçek dışı, hiçbir değeri olmayan, hiçbir ciddiyet taşımayan, hiçbir amacı olmayan boş bir hayat olduğu anlaşılmamalıdır. Burada anlatılmak istenen dünya hayatının sonluluğu ve geçici­liğidir. Dünya hayatının hedef değil vasıta oluşudur. Yâni dünya hayatının âhiret yurdu yanında çok kısa geçici bir hayat olduğunun anlatılmasıdır. Tıpkı çok ciddi bir iş için yolculuğa çıkan bir adamın yolculuğuna devam ederken kısa bir süre dinlenmek ve sonra tekrar yoluna devam etmek için uğradığı bir ağacın altında dinlenme ve oyalanma yeridir. Bir de konumu gereği insanları aldatabilecek, in­sanları yanlışa, yanılmaya götürebilecek, insanı sadece eğlenceden, oyalanma-dan ibaretmiş zehabına götürebilecek pek çok aldatıcı gö­rünümlerin bulunduğu bir hayat olduğu için böyle deniyor, Allahu âlem. Oyun; faydalı işleri bırakıp faydasız şeylerin peşine takılmaktır. Eğlence, "lehv" ise ciddiyeti bırakıp ciddiyetsizliğe yönelmek demektir. Dünya hayatını temel kabul edenler, onu sonsuz zannedenler, var-sa da yoksa da işte yaşadığımız bu hayat vardır, bunun ötesinde baş-ka bir hayat yoktur diyenler, bu inançta olanlar oyun ve eğlenceye yö-ne­len insanlardır. Ya da onların dünyada yaptıklarının tamamı oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ya da tıpkı oyun ve eğlence gibi bu hayat da kısa sürmektedir. Veya insan oyun ve eğlencelere olayların sonunu düşünme­diği zamanlar dalar. Ancak olayın ciddiyeti, ya da ötesi düşünüldüğü zaman da oyunun da, eğlencenin de tadı tuzu kalmaz. Bir de oyun ve eğlencelerle genellikle çocuklar ve cahiller meşgul olurlar. Akıllı in­sanların bu tür şeylere ayıracak zamanları yoktur. Onun için Allah di­yor ki hiç düşünmüyor musunuz? Akıllarınızı kullanmıyor musunuz? Ama âhiret yurdu öyle değildir. Âhiret yurdu böyle gelip geçici, bir anda bitiveren sonlu bir hayat değildir.