En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

36. Ayet

36En'âm Suresi

اِنَّمَا يَسْتَج۪يبُ الَّذ۪ينَ يَسْمَعُونَۜ وَالْمَوْتٰى يَبْعَثُهُمُ اللّٰهُ ثُمَّ اِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

(Davetine) ancak (anlamak için) dinleyenler icabet eder. Ölüleri ise Allah diriltir, sonra da O’na döndürülürler.

Dipnot

Allah (cc), kâfirleri ölüye benzetmiştir. Ölüler, diriltilinceye kadar her şeyden habersiz ve tepkisiz oldukları gibi, kalpleri küfür ve masiyetlerle örtülmüş kâfirler de nebilerin daveti karşısında böylelerdir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

36. “Ancak kulak verenler dâveti kabul ederler. Ölü­leri ise Allah diriltir, sonra ona dönerler." Ey Peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, şunu da hatırınızdan çıkarmayın ki Risâlete karşı insanlar iki gruptur. Kur’an karşısında, peygamber karşısında, İslâm karşısında iki grup insan tavrı vardır. Bunlardan birinci grup fıtrî alıcı cihazları açık olanlar, fıt­ratları ölmemiş olanlar. İkinci grup da fıtratları bozulmuş, alıcı cihaz­ları ölmüş insanlardır. Öyleyse ey peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, bunu asla unutmayın. Size ancak sözü dinleyenler, söze kulak verenler, sözü işiten ve onu anlayan kimseler icabet ede­ceklerdir. Alıcı cihazları çalışan, fıtratları diri ve faal olan kimseler an­cak icabet edecektir. Fıtratları bozulmuş olanlar, yaratılış melekelerini kaybetmiş, duymaz, işitmez hale gelmiş, doğruya yönelme istidatlarını kaybetmiş ölü olanlara gelince bilesiniz ki onları ancak Allah dirilte­cektir. Bu duruma gelmiş insanlar için ne peygamberlerin ne de başka birilerinin yapabilecekleri bir şey yoktur. Şunu hiçbir zaman hatırınızdan çıkarmayın ki Allah’ın duyur­madığına kimse bir şey duyuramaz. Allah’ın söyletmediğine kimse bir şey söyletemez. Allah’ın göstermediğine kimse bir şey gösteremez. Allah’ın şaşırttığını kimse yola getiremez. Bunlar kabirdekiler gibi de­ğillerdir. Bunlar vahye karşı kapılarını pencerelerini kapamış, duyma­yan, duygulanmayan, düşünmeyen, idrak etmeyen, hayattayken öl­müş insanlardır. Bunlar ölülerdir ve bunları Allah’tan başka diriltecek de yoktur. Âyette anlatılan Allah’ın bunları diriltmesini de şöyle anla-maya çalışıyoruz: Ya bunlarda bir dirilme emaresi, bir canlılık belirtisi gö­rürse, yâni bunlarda bir hayır görürse, dilerse Rabbimiz dünyada di­riltecektir bunları. Dilemezse âhirette huzuruna gelinceye kadar dün­yada ölü bırakacak bunları da, o zaman diriltecektir. Bunları Allah diriltecektir âyetinden bir de şunu anlıyoruz: De­mek ki bunlardan ümit kesmemek gerekmektedir. Demek ki her ne kadar bugün duymuyorlarsa da yarın duyabileceklerdir. Bugün ölü ol­salar da yarın belki dirilebileceklerdir. O halde biz bunlara karşı uya­rı-mıza devam edeceğiz, ümitlerimizi yitirmeyeceğiz, ya da yola gel­me-diler diye üzülüp kahrolmayacağız. Arkadaşlar işte bu, meselenin bize yönelik veçhesidir. Ama meselenin bir de onlara yönelik veçhesi vardır ki, o da bu adamların ne zaman dirilecekleri, ne zaman adam olacakları bizi ilgilendirmeye­cektir. Zira bu Allah’a kalmış bir şeydir. Öyleyse bizler bu tür insanlara karşı her şart altında görevimizi sürdürmek zorundayız. Bunun dı­şın-da başka hesapların içine girmeden onlara tebliğimizi, uyarımızı devam ettirmek zorundayız.