En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

37. Ayet

37En'âm Suresi

وَقَالُوا لَوْلَا نُزِّلَ عَلَيْهِ اٰيَةٌ مِنْ رَبِّه۪ۜ قُلْ اِنَّ اللّٰهَ قَادِرٌ عَلٰٓى اَنْ يُنَزِّلَ اٰيَةً وَلٰكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Dediler ki: “Ona Rabbinden bir ayet/mucize indirilmesi gerekmez miydi?” De ki: “Hiç şüphesiz Allah, ayet/mucize indirmeye kâdirdir. Fakat onların çoğu bilmezler.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

37. “Rabbinden peygambere bir belge indirilseydi ya" dediler. De ki: Doğrusu Allah bir belge indirmeye kadirdir, fakat çoğu bilmezler." Peygambere bir belge bir âyet indirilmesini istiyorlar. Ba­ka-ra’da Allah buyurur ki bu yeni değil, bu sözler yeni değildir. Yâni Hz. Ademden bu yana Müslümanlar hep böyle değişmeyen inancı yaşı-yorlar, kâfirler de İblisin yolsuzlaşmasından bu yana hep böyle aynı yanılgıyı devam ettiriyorlar. Yeni bir şey değildir bu. Tarihte hep ola-gelmiş bir felsefedir. "Ey Mûsâ Allah’ı apaçık görmedikçe sana asla inanmayaca­ğız! demişlerdi." (Bakara 55) "Bize yerden kaynaklar fışkırtmadıkça sana inan-mayacağız! Veya senin bağların hurmalıkların olup, ara-larından ırmaklar akıtma­dıkça sana inanmayacağız! Yahut da iddia ettiğin gibi göğü tepemize parça parça düşür-meli ya da Allah’ı ve melekleri karşımıza getirmeli­sin ki sana inanalım demişlerdi." (İsrâ 90,91) Yine hıristiyanlar da Hz. Îsâ’ya şöyle demişlerdi: “Havariler; Ey Meryem oğlu Îsâ! Rabbin bize gökten bir sofra in­direbilir mi demişlerdi. Bunu becerebilir mi Rabbin demişlerdi." (Mâide 112) Allah diyor ki bunlar, bu sözler yeni değil, öncekiler de aynı şey­leri söylemişlerdi. Bugünkü bilimsel, pozitivist, modernist kâfirler de aynı şeyleri söylüyorlar. Görmediğimiz bir Allah’a kesinlikle inan­mayız diyorlar. Laboratuvarın konusu olmayan, gözlerimizle görüp duyularımızla algılamadığımız bir Allah’a kesinlikle inanmayız diyor­lar. Ve akıllarınca bilgiçlik ortaya koyduklarını zannediyorlar. Halbuki asırlar boyu cahillerin dediğinden başkasını da demiyorlar. Bunların iman etmeyişlerinin sebebi bu konudaki delillerin azlı­ğından değildir. Ve bunlar esasen Peygamberin fonksiyonunu da bi­lemeyen zır cahillerdir. Peygamber evrendeki yasaları değiştirmek için gelmemiştir. Bu sizin bilgisizce kendisinden istediğiniz şeylere bir peygamberin, bir beşerin güç yetirmesi mümkün değildir. Siz yanlış kapı çalıyorsunuz. Siz yanlış adrese müracaat ediyorsunuz. Siz Al­lah’tan istenmesi gereken bir şeyi peygamberden isteme cehaletinde bulunuyorsunuz. Buna ancak Allah güç yetirir. Bu iş ancak Allah’ın elindedir. Peygamberin sizin gibi bir insan olarak görevi sadece Al­lah’tan geleni size duyurmaktır. Sadece size doğru yolu, Allah yolunu göstermektir. Hal böyleyken siz ondan onun gücünün yetmeyeceği şeyler isteyerek cahilliğinizi ortaya koyuyorsunuz. Kaldı ki: "Eğer gerçekten âyet istiyorsanız biz kesin bir bil­giyle inanmak isteyenlere âyetlerimizi apaçık göstermişiz­dir." (Bakara 19) Âyet mi istiyorsunuz? Şu elinizdeki Allah’ın âyetleri yetmiyor mu size? Şu kâinatta Allah’ın serpiştirdiği meşhût âyetler yetmiyor mu? Allah’tan âyet istiyorlar, halbuki Allah’ın âyetlerinden habersizler. Allah’ın kendileriyle konuşmasını istiyorlar, halbuki şu âyetlerle Al­lah’ın kendileriyle konuştuğunun farkında değiller. Anlıyorlar aslında da yamukluk yapıyorlar. Mûsâ’nın toplumu konuşmaya şâhit oldular, bu defa da bizzat Allah’ı görelim dediler. Bunlar da Allah’ın konuşmasına şâhit oldular, bu defa da ne diyeceklerdi? Allah’ı bizzat görmemiz lâzım diyecekler ve Allah da onları gebertiverecekti. Veya Allah’tan yeryüzüne bir sofra indirmesini mi bekliyorsunuz? Allah’ın yeryüzünde sizlere sunduğu şu nîmet sofrasını görmüyor musunuz? Elmasıyla, armuduyla, buğda­yıyla, yağlısıyla, tuzlusuyla, tatlısıyla, ekşisiyle Allah’ın size sunduğu şu sofrayı görmüyor musunuz? Kim verdi bütün bunları size? Al­lah’tan beklemeniz, Allah’tan istemeniz gereken şeyleri sizin gibi bir beşer olandan mı istiyorsunuz? Allah buyurur ki doğrusu Rabbiniz size farklı bir belge indir­meye, farklı âyetler göndermeye de kadirdir ama çoğunuz bilmiyorsu­nuz. Allah’ın böyle sizden önceki toplumların peygamberlerinden iste­dikleri gibi maddî mûcizelerden size de göndermemesi aslında size acıdığındandır. Size merhametinden dolayı Allah bu tür âyetler gön­dermemektedir. Sizlerden ve evlâtlarınızdan iman edeceklere imkân vermek için Rabbiniz bu tür âyetlerini göndermiyor. Eğer bu tür gözle görülen âyetler gelir de siz yine de iman etmezseniz artık defteriniz dürülecek, ama bunu bilmiyorsunuz ve âdeta Allah’tan helâkinizi isti­yorsunuz, diyor Rabbimiz. Bundan sonraki âyette de, âyet mi istiyors-unuz? Alın size bir âyet, eğer düşünüp ibret alacaksanız işte bir âyet diye Rabbimiz bir âyet sunacak.