38."Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer ümmettirler. Kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Onlar sonra Rablerine toplanacaklardır." Evet yeryüzünde gözle görülemeyecek kadar küçük olanlarından tutun da en büyüğüne kadar her bir canlı türü, gökyüzünde uçan her bir kuş sürüsü birer ümmettir. Denizdeki balıklar, karadaki karıncalar her bireri bir ümmettir. Tıpkı sizin gibi tek asıldan gelen, yiyip içen, doğup ölen birer ümmettirler. Yâni ey kâfirler, sizler de tıpkı onlar gibi hiçbir şey anlamayan sürülersiniz. Ya da onlar nasıl Rablerinin emirlerine boyun büküp teslim olmuşlarsa siz de Rabbinizin emirlerine teslimiyet gösterin. Arı nasıl bal yaparak, koyun nasıl süt vererek Rabbinin emrine teslimse siz de teslim olun. Bu hayvanların hepsi de sizin gibi topraktan yaratılmış, kendilerine bir hayat programı, bir yaşam biçimi tayin edilmiş, sizin gibi rızkları, ecelleri takdir edilmiş, hepsi de sizin gibi birbirleriyle ilişkiler içindedirler. Hepsi de Rableriyle ilişki içindedirler. Hepsi de sizin gibi birbirleriyle toplanırlar, tanışırlar, koklaşırlar, anlaşırlar. Hepsi de sizin gibi ürerler, çoğalırlar, yerler, içerler, doğarlar, ölürler. Hepsi de Allah’ın kendileri adına koyduğu hayat programını takip ederler. İşte bunlar sizin için birer ibret, birer âyettirler. Hepsi de kitapta, Levh-i Mahfuz’da yazılıdır. Bu âlemde cereyan eden tüm varlıkların hiçbirisi ihmal edilmemiş ki insanların muhtaç oldukları programlar ihmal edilmiş olsun. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık diyor Rabbimiz. Buradaki kitaptan kasıt ya Levh-i Mahfuzdur, o zaman mânâ biz orada yazmadık, takdir etmedik hiçbir şey bırakmadık olacaktır. Eğer buradaki kitaptan kasıt şu elimizdeki kitapsa o zaman biz o kitapta, o Kur’-an’da insanlar için açıklanması gereken hiçbir şeyi eksik bırakmadık demek olacaktır. İnsanın Rabbi ile alâkalı, ya da insanların birbirleriy-le alâkalı ilişkileri düzenleme konusunda, insanın çevresindeki ümmetlerle ilişkileri konusunda, eşyayla münâsebetlerini düzenleme konusunda ve diğer ümmetlerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleme konusunda her şeyi açıklamış ve ortaya koymuşuzdur. Âlemlerin Rabbi olarak Allah karada olsun, denizde olsun, semada olsun varlıklarından hiçbirisinin idaresini, yaşama biçimini, hayatlarının tanzimini, rızkını asla ihmal etmez. Hûd sûresi bu hususu güzel anlatır: "Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah’a aittir. O, canlıları babalarının sulbünde karar-laşmış ve analarının rahminde kararlaşmakta iken de bi-lir. Her şey apaçık bir kitaptadır." (Hûd 6) Evet Rabbimiz onların isimlerini, sayılarını, yerlerini, yurtlarını, yaşam biçimlerini, rızıklarını ve ihtiyaçlarını, hayatlarını nasıl sürdürmeleri gerektiğini, rollerini bilen ve düzenleyendir. Hiçbir varlık Onun ilminin dışında kalamaz. Bakın en küçüğünden en büyüğüne kadar bu varlıkların beden yapıları hayat tarzlarına ne kadar uygun düşüyor değil mi? En küçük bir sineğin bile bakımını, beslenmesini, korunmasını, nerede olursa olsun yolunu bulmasını Allah’tan başka kimse öğretmemiştir ona. Ve bu varlıkların, bu ümmetlerin tamamı sonra Rablerine toplanacaklardır. Rablerinin huzurunda toplanacaklardır. Hayvanların toplanmaları ya onların ölümünü anlatır. Yâni onların ölümleri toplanmalarıdır. Ya da hayvanların toplanmaları kıyâmet günü aralarında hesaplaşmanın gerçekleşmesi adına diriltilmeleridir. Boynuzsuzun boynuzludan hakkını alacağı konusu hadislerde anlatılmaktadır. Hayvanlar haklarını hayvanlardan alacaklar, hayvanlar haklarını insanlardan alacaklar. Böyle bir toplanmadan söz ediliyor anlıyoruz.