En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

41. Ayet

41En'âm Suresi

بَلْ اِيَّاهُ تَدْعُونَ فَيَكْشِفُ مَا تَدْعُونَ اِلَيْهِ اِنْ شَٓاءَ وَتَنْسَوْنَ مَا تُشْرِكُونَ۟

(Hayır, öyle değil!) Bilakis, yalnızca O’na dua edip yalvarırsınız. O da dilerse dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz O’na şirk koştuklarınızı unutursunuz.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

41.Hayır, bilâkis sadece ona yalvarırsınız; Dilerse o Allah yal­vardığınız şeyi sizden giderir, siz de ona koştuğunuz ortakları (şerikle­rinizi) unutursunuz." Hayır hayır, böyle ciddi bir durumla karşı karşıya kaldığınız za­man, ciddi bir tehlike kapınızı çaldığı zaman siz sadece Allah’a yalva­rırsınız. Böyle bir durumda tüm putlarınızı, tüm şeriklerinizi, şüreka­nızı, yâni Allah’a ortak koştuklarınızı, Allah yerine koyup kendilerine kulluk yapmaya çalıştıklarınızı, kanunlarını ve arzularını gerçekleştir­mek için, hatırlarını kazanmak için çırpındıklarınızı unutuverirsiniz. Çünkü tüm tehlikeleri def edecek tüm zararları kaldıracak yegâne güç ve kuvvet sahibi tek varlığın, tek mercinin Allah olduğu vicdanlarınızın derinliklerinde mevcuttur. Her vicdan sahibi insan bunu çok rahatlıkla anlayacaktır, yeter ki onun vicdanı bozulmamış olsun. Hattâ şu anda yahudilerin fıtratlarını silmeye çalıştığı, vicdanlarını öldürmeye çalış­tığı, kendilerini dinsizleştirebilmek için yıllardır uğraştığı batı dünyası batı insanı bile daraldığı zaman aman Allah’ım! demektedir. Sıkıştığı zaman Aman kurtar Allah’ım! diye dua etmektedir. Titaniğin batışını bilirsiniz. Yüzlerce mühendis rapor vermiş bu gemi batmaz diye. Nihâyet içinde binlerce insanla birlikte gemi okya­nusa açılmış. İçindekilerin kalbinde Allah yok, Allah korkusu yok, çıl­gınca eğlenip kam almak isterlerken birden bire gemi bir buzula çar­par ve yavaş yavaş batmaya başlar. O ana kadar Allah’ı hatırlarına bile getirmeyen bu insanlar böyle bir tehlike ile karşı karşıya gelince hep birlikte güverteye çıkıp Allah’a dua dua yalvarmaya başlarlar. Tüm eğlencelerini, tüm putlarını tüm şirklerini, şeriklerini unutup Al­lah’a yalvarmaya başlarlar. Batı insanında bunu görmek mümkün olduğu gibi, yine yahu-di’nin insanlığın başına belâ olarak doğurduğu komünizmin sarf ettiği çok büyük gayretlerle modalaştırdığı Allahsızlık felsefesi altında yıllardır her şeylerini kaybetmiş doğu insanı da bakıyoruz bugün da­raldığı zaman Allah’a yalvarmaktadır. Veya biliyorsunuz Mekkeli müş­rikler yığınlarla putlara tapıp dururlarken ciddi bir tehlike kapılarını çalar. Güçlü kuvvetli bir orduyla Ebrehe ülkelerine dayanır. O ana ka­dar putlara tapınan, putlardan yardımlar bekleyen bu insanlar görüyo­ruz ki böyle ciddi bir tehlikeyle karşı karşıya gelince tüm putlarını unutup, Kâbe’nin örtülerine sarılıp Allah’a yalvarmaya başlarlar. Çünkü kesinlikle biliyorlardı ki böyle ciddi bir durumda o putlarının anlara yapabileceği bir şey yoktu. Böyle bir belâdan kendilerini ancak Allah’ın kurtaracağını bildikleri için Al-lah’a yalvarmaya başlıyorlar. Evet o müddet içinde tüm şirklerinizi unutup Allah’a dua et­meye başlıyorsunuz. Dehşet ve tehlike fıtratınızı ortaya koyuyor. Fira­vun bile denizde boğulurken Allah’a yalvarıyordu. Demek ki Allah’ın insana verdiği bu fıtratı silecek, bu fıtrat mührünü kazıyacak hiçbir güç ve kuvvet yoktur. Bu durum zaman zaman gafletle ve cehaletle göl­gelenmiş olsa bile ciddi bir tehlike anında ortaya çıkıveriyor görüyo­ruz. Demek ki iman asıldır, fıtrat asıldır, tevhid asıldır, küfür ve şirk kabuktur. Küfür ve şirk izâfîdir, sonradan arız olmuştur. Böyle ciddi bir tehlike anında kabuk dökülüveriyor ve asıl olan iman, asıl olan tevhid açığa çıkıveriyor. Ciddi bir tehlike anında insanların tüm pislikleri gidi­yor ve Allah dua etmeye yöneliyorlar. Birilerinin yanında totodan bah­seden adam, yanına bir hoca geldi mi çok rahat dinden diyânetten bahsetmeye başlayıveriyor. Rabbimiz bu âyetiyle tüm insanlığı vicdanlarıyla hesaplaş­maya çağırıyor. Söyleyin bakalım, sizler ciddi bir tehlikeyle karşı kar­şıya kaldığınız zaman Allah’a yalvarıyorsunuz da tehlike bitince niye o Allah’a yan çizmeye kalkışıyorsunuz? Niye o Allah’a kulluk yapmıyor­sunuz? Niye o Allah’ın sizin hayatınıza karışmasına karşı geliyorsu­nuz? Niye hayat programlarınızı Allah’a danışmıyorsunuz, diyor. Dikkat ederseniz Rabbimiz önce kâfirlere çevrelerindeki bin­lerce kuşlar, hayvanlar gibi âyetleri sundu, bu âyetler üzerinde dü­şünmelerini ve ibret almalarını emretti, şimdi burada da kendi enfüs-lerindeki bir âyete dikkatlerini çekmek ve onları düşünmeye sevk et-mek istedi. Ama ey kâfirler siz bilirsiniz. Nasıl isterseniz öylece ya­şayın. Lâkin şunu da unutmayın: