45. “Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun ki zulmeden toplumun böylece kökü kesildi." Elhamdülillah ki Allah böylece zulmeden zalimlerin kökünü kesiverdi. Allah önce onları darlıklara, sıkıntılara soktu, belki Allah’ı hatırlarlar, belki Rablerine karşı boyun bükerler, belki Rablerine karşı yumuşayıp yalvarırlar diye. Belki bütün bu sıkıntılar ve belâlar karşısında sığınacak bir kucak aramaya koyulurlar, belki böylece Rablerinin kitabından habersiz yaşadıkları hayattan vazgeçerler de Rablerinin kitabına baş vururlar, Rablerinin elçisiyle diyaloga geçerler diye. Ama tam tersi oldu. Kalpleri katılaştı. Yalvarıp yakaracakları yerde daha bir azgınlaştılar. Daha bir şımardılar. Şeytan da yaptıklarını onlara süslü gösterdi. Kötü amellerin insanları oldukları halde kendilerini beğeniverdiler. Kendilerine hatırlatılanları unutunca da, ya demin ifade ettiğimiz uyarıları unutunca, ya da kendilerine gönderilen vahyi unutunca da Allah onların defterlerini dürüverdi elhamdülillah. Demek ki zalimlerin helâkinden sonra Allah’a hamd etmek vaciptir. Ulemâ bu âyetten bunu çıkarmışlardır. Burada belki hatırınıza bir soru gelmiştir. İyi de hani bu bâtıllar niye yıkılıp gitmemişler? Neden hâlâ bu zalimler ayaktadırlar derseniz, o zaman şu genel yasayı söylemek zorunda kalacağım: İslâm’da genel bir kaide var. Bâtıl yok edilirken mutlaka onun yerine bir hak kaim eder Allah. Tamam tüm bâtılların, tüm zalimlerin yok edilmesini istiyoruz ama, hani hak nerede? Şu anda hakkı temsil eden Müslümanlar uyuşuk olduğu için, hakkı temsil edecek bir noktada olmadıkları için bâtıllar varlıklarını sürdürüyorlar diyoruz Allahu âlem. ²