47."De ki, Allah’ın azabı size ansızın veya açıkça geliverse, zalimlerden başkası mı helâk olur? Bana bil-dirin." Allah’ın azabının ansızın gelmesi, insanların haberleri, hazırlıkları yokken gelmesi, hiç beklemedikleri bir anda gelmesi anlamına gelmektedir. Allah diyor ki söyleyin bakalım böyle hiç beklemediğiniz bir anda, hiç ummadığınız biçimde Allah’ın azabı size geliverse kim helâk olur zalimlerden başka? Ama fark etmez ister ansızın onlar gaflet içinde habersizken gelsin, isterse açıktan açığa böyle bir haberi bekleşip dururlarken, bağrışıp çağrışırlarken gelsin fark etmez onları bu azaptan kurtaracak hiçbir güç ve kuvvet yoktur. İşte her gün okuyor, her gün duyuyoruz. Filan yerde hızı bilmem kaç kilometreyi bulan bir rüzgar yüzlerce evi altüst ediveriyor. Yüzlerce insanı yüzüstü bırakıveriyor. Hadi bakalım A.B.D. nin, Japonya’nın, Avrupa’nın teknolojisi engellesin bunu. Haydi önüne geçsinler bakalım bu tür helâklerin. Bu felâketler ansızın yâni haberleri yokken, isterse açıktan açığa gelsin. Yâni ellerindeki aletlerle böyle bir felâketin gelmesini 24 saat önce haber alsalar, ilân etseler bile ne değiştirebilecekler de? Ya da ansızın bir depremle sallanıverseler ne değiştirebilecekler de? Evet böyle bir azapla helâk olacak olanlar ancak zalimlerdir. Zalimler helâk olacaklardır, ya da zalimlerden başkası asla helâk olacak değildir. Böyle bir durumda helâk olacak olanlar ancak zalimlerdir. Zalimlerden başkası için helâk sözü caiz değildir. Ölmek işi herkes içindir, ama helâk işi sadece zalim kâfirler içindir. İşte Mûsâ, işte Firavun, işte İbrahim, işte Nemrut, işte Harun işte Karun, işte Belâm, işte Hâ-mân. Peki hepsi de helâk oldular mı? Asla. Kur’an bize anlatıyor ki Allah’ın istediği biçimde yaşayıp ölümü öylece bulanlar kurtuldu, geri kalanlar ise helâk olmuştur. Meselâ şu anda Konya’da bulunanlar bir depremle bir anda toprağın altına gidiverse, ama benim ağzımda Kur’an sizin kulaklarınızda Kur’an olarak toprağın altına inerken, birileri de ağızlarında başka şeyler olduğu halde toprağım altına inecekler. Birileri vefat ederek Rabbinin emrine teslim olurken öbürleri de helâkle karşı karşıya geleceklerdir. Nerede ve nasıl ölürlerse ölsünler kâfirler ve zalimler için helâk söz konusu iken mü'minler için asla korku yoktur. Sûrenin ileriki bölümlerinde gelecek Rabbimiz buyuracak ki: "İnanan ve imanlarına zulmü karıştırmayanlar işte onlara emniyet ve güven vardır ve onlar doğru yoldadırlar. (En’âm 82) Evet mü'minler için helâk yoktur, emniyet vardır, güven vardır. Bundan sonraki âyet-i kerîmesinde de Rabbimiz bakın o hususu şöyle anlatıyor: