54."Âyetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: "Selâm olsun size! Rabbiniz Rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de arkasından tövbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan ve esirgeyendir." Burada Rabbimiz Resûl-i Ekremin dâvetine ilk önce koşan, İslâm davasına gönül veren garibanların gönüllerini almayı murad ediyor. Şu cahiliyenin değer yargılarıyla, şirk âdetleriyle kendilerini üstün görüp çirkin ifadeleriyle üzdüğü gariban Müslümanların kendi katında değerli olduklarını ortaya koyuyor. Bu ifadeler bir yandan kendilerini üstün gören müstekbirlere bir tehdit unsuru oluştururken, öbür taraftan da bu garibanlara şu mesajı veriyordu. Ey benim katımda değerli kullarım! Sakın sizler bu değersizlerin lakırdılarından üzülmeyin! Siz yolunuza devam edin, it ürür kervan yürür diyordu. Bakın Rabbimiz peygamberinin de onların gönüllerini almasını istiyor ve diyor ki: Ey peygamberim! Bu benim âyetlerime inanan kullarım sana geldikleri zaman onlara: "Selâm olsun size de!" Ya onlara sen selâm ver yahut da onların selâmlarına karşılık vererek onlara ikramda bulun. Benim onlar hakkında hoşnutluğumu ve rahmetimi müjdele onlara. Allah onlar için rahmeti üzerine yazmıştır. Allah onlar için rahmetini kendi üzerine vacip kılmıştır. Allah onlara rahmetini kesin olarak vaâdetmiştir. Peygamberim sen bütün bunları müjdeleyerek onların gönüllerini al diyor Rabbimiz. Çünkü toplumda zenginlerin, makam sahiplerinin, mansıp sahiplerinin üstün tutulması ve garibanların, fakirlerinse alçak tutulması cahiliye âdetidir ve İslâm’ın kesinlikle reddettiği bir anlayıştır. Bakıyoruz bugün kimileri zenginler için fakirleri, müstekbirler için müs’taz’afları, makam mansıp sahipleri için sıradan Müslümanları fedâ etmektedirler. Hep yüksek tabakadan insanlarla düşüp kalkmaya çalışıyorlar. Allah korusun bu nifak alâmetidir ve İslâm’ın kesinlikle reddettiği bir anlayıştır. Sizden her kim ki bir bilgisizlik, bir cehalet sonucu bir kötülük yapar, bir günah işleyecek olur da hemen arkasından tövbe eder ve durumunu düzeltirse, cehaletle günaha gittiği bir anda hemen kıblesini değiştirir ve Allah dönerse bilesiniz ki ben böyle yapanlar hakkında rahmeti kendi üzerime yazdım buyuruyor Rabbimiz. Evet mü'-min bir günahı ancak bir bilgisizlik sonucu, bir gaflet sonucu işleye-bilir. Yâni ya onun isyan olduğunu bilmeyerek, ya işleyeceği o isyanın sonucunda, o günahın sonucunda başına gelecekleri bir an unuttu-ğundan dolayı günah işler, ya da isyanı taate tercih ederek bir isyan-da bulunabilir ki bu da ayrı bir cehalettir. İşte bu durumda hemen ken-dine gelir gelmez tövbe eden, günahtan vazgeçen, yönünü, kıblesini değiştiren ve bir daha bu duruma düşmeme konusunda kesin kararlı olan mü’minleri affedeceğini bildiriyor, Rabbimiz.