66,67-"Ey peygamberim! Gerçekten senin milletin Kur’an’ı yalanladı. De ki: "Cezanızı ben verecek değilim. Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz yakında onu bileceksiniz." Rabbinin sana hak olarak, haklı olarak, hakkı gündeme getir-mek ve hakkı ikame etmek üzere, yeryüzünde yolların en güzelini, en doğrusunu ortaya koymak üzere indirdiği kitabını senin toplumun yalanladılar. Sen onların bu yalanlamalarına karşı onlara de ki: Ben sizin üzerinize bir vekil değilim! Benim görevim sağırlara duyurmak, körlere göstermek, ölüleri diriltmek, kalplere hükmetmek, insanları bir bakışıyla hidâyete ulaştırmak, size görmediklerinizi göstermek sûretiyle zorla sizin kalplerinize imanı sokmak değildir. Yâni sizin bu sizi yaratan ve sizin Rabbiniz olan Allah’a karşı, Rabbinizin kitabına ve size gönderdiği hayat programına karşı takındığınız bu bozuk düzen tavırlarınızdan ötürü size sizin hakkettiğiniz azabı göndermek de benim elimde olan bir şey değildir. Onu göndermek Allah’ın işidir. Bunu ancak Rabbim yapar. Sakın beni Allah’la karıştırmayın. Beni Allah makamında görüp ondan beklenmesi gereken şeyleri benden beklemeye kalkışmayın. Benim vazifem sadece Rabbimin bana vahyettiği bu kitapla sizi uyarmak ve size bu kitabın sunduğu hakkı, imanı, kulluğu ve hidâyeti size göstermek hak ve bâtıl yolları size beyan etmektir. Ve ben bu görevi-mi yaptım. Sizi Allah’ın âyetleriyle uyardım. Artık bundan sonrası Rabbime aittir. Rabbim dilerse işlediğiniz suçlardan ötürü üzerinize azap göndererek işinizi bitirir dilerse bu işi âhirete tehir buyurur. Bu beni ilgilendirmez. Ben sizin üzerinize vekil değilim. Ben sizin için bir koruyucu değilim. Yâni ben size ne onun azabını getirebilirim ne de böyle bir azap geldiği zaman Rabbimin azabından sizi kurtarabilirim. Çünkü ben de sizin gibi bir kulum. Ben bir beşerim. Benim sizden farkım Allah beni elçi seçti ve sizin hayatınıza karışıp hayat programı gönderme konusunda beni odak nokta yaptı, hepsi bu kadar. Şimdi inkar ede durun bakalım bu haberi. Yalanlaya durun bakalım bu kitabı. Ama şunu unutmayın ki her haberin bir gerçekleşme zamanı vardır. Kur’an’ın dünya ve âhiretle ilgili verdiği her bir haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Her haber verilen şeyin kararlaştırıldığı bir zamanı vardır. Size haber verilen bu azabın da muhakkak gerçekleştirileceği bir zamanı vardır. Ama onu ben değil Rabbim bilmektedir deyiver onlara denmektedir. Bundan sonra işte böyle birilerine hakkı duyurduktan sonra, kitabı duyurduktan sonra eğer onlar duyurduğunuz bu kitabı ve bu kitabın haber verdiği hak bir hayatı reddedip yalan saymaya kalkacak olurlarsa o zaman onlardan ayrılmak zorundasınız buyurarak müminlere yol göstermeye başlayacak Rabbimiz.