79:"Ben yüzümü tamamen gökleri ve yeri var edene çevirdim. Ve ben asla Allah’a ortak koşanlardan deği-lim." Ben size Rabbimin bana anlattıklarını anlattım ve artık benim sizinle ve sizin bu sapık inanışlarınızla bir ilgim alâkam kalmamıştır. Vazifemi yapmış olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratan, sizin şu anda kendilerine kulluk yapmaya çalıştığınız varlıkların tümünün yaratıcısı ve hükmedicisi olan Allah’a çevirdim. Ve sizinle benim aramda O’nun hükmünü bekliyorum. Benim size karşı yapabilecek başka hiçbir şeyim yoktur. Ben asla Allah’a ortak koşanlardan değilim. Eğer ölümde söz sahibi Allah ama düğünde söz sahibi toplumsa bu tümüyle Allah’ı inkar değildir. Eğer namaz konusunda söz sahibi Allah, ama hukukta söz sahibi başkalarıysa. Veya eğer oruç konusunda söz sahibi Allah, ama eğitimde, siyasal yapılanmada, ekonomik düzenlemelerde söz sahibi başkalarıysa bu tümüyle Allah’ı inkar değildir ama şirktir bu. Yâni düğünde toplumun hakim oluşu ya da hukukta Allah’tan başka birilerinin hakim oluşu veya hayatın bazı birimlerinde Allah’tan başkalarının söz sahibi oluşu o başkalarının Allah oluşu mânâsına gelmemektedir. Ancak Allah’ın bir sıfatı bölünüp, parçalanıp bir başkalarına verilmesidir ki işte bu şirktir. İnsanlar zannediyorlarsa ki şu şu konularda Allah hayatımızda söz sahibi değildir. Bu konularda toplum, şu konularda moda, şu konularda devlet, şu konularda çevre söz sahibidir diye düşünmeye ve kabul etmeye başladınız mı, artık hayatınızda şirk başlamış demektir. Meselâ bir kızcağız gerdek gecesinde namaz kılmamalıdır. Veya bu kızcağız zifaf öncesi mutlaka berbere gitmelidir. Üzerine mutlaka şöyle açık bir gelinlik giymelidir vs vs diyorlar. Biz bu denenleri aynen uygulayan bir kızcağıza desek ki: Bak kardeşim, toplum böyle istiyor, ama Allah da şöyle istiyor. Şimdi söyle bakalım, sen hangisinden yanasın? Hangisini tercih ediyorsun? Şimdi Allah’ın kendisinden istediklerini öğrenen bu kızcağız diyorsa ki hayır ben Rabbi-min istediklerinden yanayım. Ben Rabbimin istediklerinin doğruluğuna inanıyorum. O zaman bu kızcağıza bu yaptıklarından ötürü müşrik değil günahkar diyeceğiz. Çünkü o önceden Rabbinin istediklerini bil-mediği için böyle yapmıştır. Ama bu kızcağız önceden Rabbinin kendisinden istediklerini bile bile toplumun istediklerini uygulamaya kalkışmışsa o zaman da bu haliyle o müşriktir diyoruz. Zira bile bile toplumu Allah’a ortak koşmuştur bu kızcağız. Kâfir ise tümüyle Allah’ı yok farz eden ve Allah’a inanmayan kişidir. Ona göre yoktur öyle bir şey. İnsanlar onu icat etmişler ve tabu olarak hayata dikmişler. Bakın burada anlatıldığına göre Hz. İbrahim’in karşısındaki toplumu da kâfir değil. Zaman zaman Allah’ı kabul ediyorlar. Yâni Allah’ı bilmeyen tanımayan insanlar değildi bunlar. Eğer Hz. İbrahim’in karşısındaki bu toplum Allah’ı bilmeyen bir toplum olsaydı o zaman biz âyetteki metoda kimilerinin ısrarla demeye çalıştıkları gibi Allah’ı bulma metodu derdik. Halbuki buna Allah’ı buluş demek bâtıldır. Yâni İbrahim (a.s) böyle deneme yanılma ile sonunda Allah’ı bulmuştur de-mek baştan bâtıldır. Sanki o toplumda Allah bilinmiyordu da Hz. İbra-him o topluma işte yıldızdan, aydan, güneşten hareketle Allah’ı bulmalarını tavsiye etti. Bu çok yanlış bir yaklaşımdır. Bu yol Allah’ı buluş yolu değil, Allah’ı bildiriş yoludur. Daha önceden Allah tarafından ken-disine bildirilen, kendisine vahyedilerek yol gösterilen bir peygamberin kesin inandığı bir konuyu toplumuna bildirmesinin yoludur. Değilse böyle haşa kendisi şüphede olan birinin başkalarına yol göstermesi mümkün olmayacaktır. Onlar zaten Allah’ı biliyorlardı da onun Rab oluşunu, hakim oluşunu, hâkimiyet kendi elinde oluşunu, insanların hayatına karışıcı oluşunu, insanların hayat programını vaz edici oluşunu bilmiyorlar ve kabul etmiyorlardı. İşte bakın bundan sonraki bölümde kavmiyle hüccetleşmesinden sonra kendisinden son derece emin olarak Allah’ın peygamberinin onlara şöyle dediğini görüyoruz: