En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

82. Ayet

82En'âm Suresi

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَلَمْ يَلْبِسُٓوا ا۪يمَانَهُمْ بِظُلْمٍ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ الْاَمْنُ وَهُمْ مُهْتَدُونَ۟

İman eden ve imanlarına zulüm/şirk bulaştırmayanlar (var ya)! İşte onlara (Allah’ın azabından) emin olmak vardır. Ve onlar hidayete erenlerdir.

Dipnot

80-82. ayetlere dair: Tarih boyunca müşrikler, muvahhidleri kendi elleriyle yaptıkları, zan ve hurafelerle anlam yükledikleri sahte ilahlarla korkutmuşlardır. Kimi zaman ilahlarının muvahhidleri çarpacağını (11/Hûd, 54), bazen ilahları hakkında olumsuz konuştukları için uğursuzluk olduğunu söylemiş (27/Neml, 47), kimi zaman da doğrudan tehditte bulunmuşlardır (7/A’râf, 127).

Muvahhid, Allah’ın (cc) güvencesi altındadır. Allah’ın (cc) dilemesi hariç hiçbir şey ona zarar veremez. Müşriklerin tehditlerine aldırmamalı, İbrahim (as) misali onları Allah’la (cc) ve O’nun azabıyla korkutarak karşı tehditte bulunmalıdır. (bk. 7/A’râf, 194-196; 10/Yûnus, 71; 11/Hûd, 54-56)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

82. İşte güven, onlara, inanıp imanlarına haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru yoldadırlar. Evet işte Allah katında emn ü emâna, güvene, selâmete, emni­yete ve kurtuluşa lâyık olanlar bunlardır. Kimlermiş bunlar? Allah’a Allah’tan gelenlere Allah’ın istediği bi­çimde iman eden ve bu imanlarına da asla zulmü karıştırmayanlar. Evet emn ü eman içinde olmanın, güvenliğe ve başarıya ulaşmanın yolu işte buradan geçmektedir. Kişi iman edecek Allah’ın istediği bi­çimde ve bu imanına zulmü karıştırmayacak. Bu âyet nâzil olduğu zaman gerçekten sahâbe-i kirâm efendilerimize çok ağır geldi. Âyetin ağırlığı karşısında sahâbe-i kirâm efendilerimiz çok korktular, çok üzüldüler ve ne yapacaklarını şaşırmış bir vaziyette Rasulullah Efen­dimize geldiler. Dediler ki ey Allah’ın Resûlü! Hangi birimiz zulmet­mez? Hangi birimiz zulümden uzaktır? Hangi birimiz nefsine zulmet­mez? Rabbimiz de âyetinde böyle buyurunca bizim halimiz nice olur? Biz ne yapar ne ederiz? Biz o zaman hepten kaybettik mi diyerek kor­kularını, endişelerini dile getirince Allah’ın Resûlü onlara şöyle bu­yurdu: Hayır hayır! Bu iş sizin anladığınız gibi değildir! Siz Lokman sûresini okumuyor musunuz? Orada Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Lokman oğluna öğüt vererek: “Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür” demişti.” (Lokman 13) Evet zulüm şirktir. En büyük zulüm şirktir ve burada anlatılan zulüm de şirktir. Âyet-i Kerimede anlatılan imana zulmü karıştırmak­tan maksat, imana şirki karıştırmaktır. Evet imanlarına şirki karıştır­mayanlar, imanlarına şirki bulaştırmayanlar, şirke düşmeden, şirke bulaşmadan iman edenler işte emniyete kavuşanlar, emn ü emân içinde olanlar bunlardır. İşte korkudan emin olarak cennete ulaşacak olanlar bunlardır. Allah’a Allah’ın istediği biçimde iman edenler ve hiçbir zaman şirke düşmeden bir hayat yaşayanlar emniyette olanlar­dır. Değilse kendilerine, bedenlerine, azalarına, çevresindeki insan­lara, kardeşlerine zulmetmek, eziyet etmek, hakkını yemek mâ­nâ-sına bir zulüm değildir burada kastedilen zulüm. Eğer öyle olsaydı hiçbirimizin bu tür zulümlerden kaçınmamız mümkün değildir Allah korusun. En büyük zulüm küfürdür, en büyük zulüm şirktir. En büyük zu­lüm kişinin kendisini kulluk ortamından uzakta tutmasıdır. En büyük zulüm kişinin kendisini yaratıcısına kulluk ortamından uzaklaştırma­sıdır. En büyük zulüm kişinin yaratıcısına başkalarını ortak kılması­dır. En büyük zulüm kişinin yaratıcısının sıfatlarını O’ndan başkalarına vermesidir. En büyük zulüm bir kimseyi Allah yarattığı halde, sahip ol-duğu her şeyini Allah verdiği halde, o kimse Allah’ı bırakıp da Allah’-tan başkalarına kulluk yaparak küfre ve şirke düşmesidir. Ken­disini yaratanı bırakıp da ya kendi hevâsını ya da dışında birilerini putlaştırıp onları Allah makamına oturtup onların emir ve yasaklarına göre bir hayat yaşamasıdır. Öyle değil mi? Allah onu yoktan var edecek, ona şekil vere­cek, onu adam edecek, ona rızık verecek sonra da bu adam kalkıp Allah’tan başkalarının arzularını gerçekleştirmeye ve onları kendisin­den razı etmeye çalışacak, işte bu zulümlerin en büyüğüdür.