En'âm Suresine Dön

En'âmالأنعام

85. Ayet

85En'âm Suresi

وَزَكَرِيَّا وَيَحْيٰى وَع۪يسٰى وَاِلْيَاسَۜ كُلٌّ مِنَ الصَّالِح۪ينَۙ

Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ ve İlyâs’ı da (hidayet ettik). Hepsi salihlerdendi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

84,86. Ona İshak'ı, Yakub’u bağışladık, her birini doğru yola eriştir­dik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Dâvûd'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Mûsâ'yı ve Harun'u ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz, Zekeriya'yı, Yahya'yı, Îsâ'yı ve İlyas'ı ki hepsi iyilerdendir İs­mail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lût'u ki hepsini dünyalara üstün kıldık doğru yola eriştirdik. Allah diyor ki biz de ona İshak’ı ve Yakub’u lütfettik. İbrahim (a.s) in iki hanımı vardı ve bu iki hanımından Rabbimiz ona iki oğul lütfetmişti. Hanımlarından birisi Sara annemiz, ötekisi de Hacer vali­demizdi. Her iki annemizden de birer oğul verdi Allah ona. İbrahim (a.s) in Sara annemizden olan oğlunun adı İshak (a.s), Hacer anne­mizden dünyaya gelen oğlunun ismi de İsmail (a.s)’dır. Yakub (a.s) da İbrahim (a.s) in oğlu İshak (a.s) ın oğludur. İshak (a.s) bugünkü Ku­düs civarlarında Beyti Makdis bölgesinde, Filistin’de yerleşip pey­gamberliğini sürdürürken, öteki oğlu İsmail (a.s)da Mekke’ye, hicaz bölgesine yerleşti. İshak (a.s) ın oğlu, İbrahim (a.s) in torunu Yakub (a.s) da yine babasının peygamberlikle görevlendirildiği Filistin bölge­sinde peygamberliğini sürdürürken, oğlu Yusuf (a.s) sebebiyle Mısır’a hicret edip ömrünün son dönemlerini orada geçirdi. Allah bu mübarek elçilerini zikrettikten sonra buyurur ki biz on­lardan her birine hidâyet ettik, onların her birine hidâyet verdik, her bi­rini insanlara hidâyet ulaştıran elçi yaptık, peygamber yaptık diyor, Rabbimiz. Nuh’a da daha önce hidâyet verdik. Evet burada zikri geçen Nuh (a.s)da Hz. İbrahim’den, onun çocuklarından ve torunlarından zaman olarak çok önce yaşamış bir peygamberdir. Rabbimiz onu Nuh sûresinde ve Kur’an’ın değişik yerlerinde anlatır. Kur’an’ın bize haber verdiğine göre Nuh (a.s) gerçekten çok uzun ömürlü bir peygamber. Bildiğimiz kadarıyla onun risâlet süresi peygamberlik süresi 950 yıldır. Onun görevlendirildiği toplum da içlerindeki salih kişileri putlaştırıp onlara tapınan bir toplumdur. İçlerindeki salih kişilere kulluk eden, onların izlerini takip etmeye çalışan bir toplum. Nuh sûresinde de size anlattığım gibi Nuh (a.s) dokuz yüz elli sene didinir, çalışır. Gece an­latır, gündüz anlatır, kışın anlatır, yazın anlatır, gizli anlatır, aleni an­latır ama onun anlatmaları onların firarlarını kamçılar. O anlattıkça onlar kaçarlar. Nihâyet onların adam olmayacaklarını Rabbinin bildir­mesi sonucu anlayan Hz. Nuh (a.s) işi Allah’a havale eder. Allah da adam olmayan bu toplumla Hz. Nuh’un ve ona iman eden bir avuç Müslümanın arasını bir suyla ayırıverir. Peygambere ve onun getirdiği mesaja inanmamakta direnen zalimler o suda boğulup giderken, Hz. Nuh ve beraberindeki bir avuç insan da Allah’ın izniyle ebedî kurtu­luşa ererler. Onun zürriyetinden de, yâni ya İbrahim (a.s) in soyundan ya-hut da Nuh (a.s) un soyundan da Dâvûd’u, Süleyman’ı, Eyyub’u, Yu­suf’u, Mûsâ’yı ve Harun’u peygamber olarak görevlendirdik. Onlara da risâlet verdik der Rabbimiz. Ve yine der ki işte biz muhsinleri, Al­lah’ı görüyormuşçasına Allah’a kulluk edenleri, ya da yaptıklarını Al­lah kontrolünde yapma şuuruna erenleri, yâni yaptıklarını Allah’a lâyık yapmaya çalışanları, hayatlarını Allah için yaşamaya çalışanları böy­lece mükafatlandırırız. Burada zikri geçen Allah elçilerini birkaç cümleyle de olsa tanı­maya çalışırsak: Dâvûd (a.s) İshak (a.s) ın oğullarından ve Mûsâ (a.s) dan çok sonraki dönemlerde görevlendirilmiş bir peygamber olup Bakara’da anlatıldığına göre de dünyanın en büyük en güçlü ordusu olan Calut’un ordusunu mağlup eden Talut’un ordusu içinde bir çocuk olup, elindeki sapan taşıyla Allah’ın düşmanı Calut’u geberten gençtir. Allah ona risâlet ve hâkimiyet vermiş, iktidar vermiştir. Sa’d sûresinde Rabbimizin bize haber verdiğine göre Rabbimiz Hz. Dâvûd’a yeryü­zünde halifelik lütfeder. Döneminde insanlar arasında adaletle hük­meden bir devlet reisi olarak Dâvûd (as')ı görüyoruz. Böylece Allah’ın kendisine lütfettiği bu hâkimiyet, bu iktidar sayesinde İsrail oğulları, peygamber çocukları olan Müslümanlar yeryüzünde onun döneminde ilk devletlerini ve hâkimiyetlerini elde etmiş olurlar. Onun oğlu Süley­man (a.s) da aynı devletin halifesi ve peygamberi olarak devam eder. Bu iki peygamber dönemlerinde İsrail oğulları yeryüzünde en üstün dönemlerini yaşarlar. Süleyman (as)'a yeryüzünde hiçbir melike, hiç­bir devlet başkanına nasip edilmeyen, hiçbir otoriteye verilmeyen güç, saltanat ve otorite verilir. Kuşları, kurtları, hayvanları, cinleri, rüzgar­ları Allah onun emrine teslim eder. Hepsi onun emrine teslimdir. Âyet-i Kerimede Eyyub (a.s)'ı da zikreder Rabbimiz. Eyyub (a.s) Kur’an’da Rabbimizin bize haber verdiğine göre önceden çok zengin, çok fazla mal mülk sahibiyken Rabbimizin kendisini tuttuğu bir imtihan sonucu tüm servetini malını mülkünü ve de sıhhatini kaybe­der. Allah onu bir hastalıkla da imtihan eder. Her şeyini kaybeden Al­lah elçisi Allah’ın bu durumda kullarından beklediği sabrı gerçekleştirir ve Allah’ın rıza ve rıdvanına kavuşur. Burada zikri geçen Yusuf (a.s)ise İshak (a.s) ın oğlu Yakub (a.s) un on iki oğlundan biridir. Yusuf sûresi onun hayatını anlatır uzun uzun. Yusuf (a.s)önce kardeş ihanetine uğrar. Sonra Mısır’da satılır. Sonra şehrin azizinin evine girer. Orada bir kadınla denenir ve sonunda Allah’tan korkusu ve iffeti onu zindana gönderir. En sonunda Allah onu başardığı bu imtihanların ödülü olarak Mısır’a sultan yapar. Zaten senaryo da buydu ve hemen arkasından babası Yakub (a.s)ve oğulları gelip Mısır’a yerleşirler. Böylece Mısır’da İsrail oğullarının, Ya-kub oğullarını tarihi başlar. Uzun bir süre Mısıra peygamber ço­cukları İsrail oğulları egemen olurlar. Mısır’a egemen olan bu Pey­gamber çocuklarının egemenliği süresince Mısır tarihinin en mutlu ve en âdil dönemini yaşar. Ve nihâyet Firavun oğullarının Mısır’da ege­menliği ellerine geçirip bu peygamber çocuklarını köleleştirmesi ve daha sonra Mûsâ (a.s)'ın gelip onların kurtarması bunlar Kur’anda uzun uzun anlatılır. Yine bu âyet-i kerimede zikri geçen Zekeriya, Yahya ve İl as ki hepsi de Allah’ın kutlu elçileridirler. Hepsi de Allah’ın salih kullarıdır­lar. Zekeriya (a.s)yaşlı ve ihtiyar haline ulaşmışken, saçları ağarmış ve kemikleri de gevşemişken Allah’tan dinini, yolunu devam ettirecek mirasına sahip çıkacak bir veli, bir evlât ister. Allah o yaşlı halindey­ken ve de karısı da kısırken âdeta ölüden diriyi çıkarırcasına ona bir oğul nasip eder. Bu oğulun adı da Yahya’dır. Daha önce yeryüzünde hiç kimseye verilmemiş bir isim. Yahya ve babası Zekeriya (a.s)'lar dönemlerinde azgın ve müşrik Roma’yla mücâdelelerini sürdürürler­ken önce oğul Yahya, sonra da baba Zekeriya (a.s) her ikisi de şehâ-det şerbetini içerler. İlyas da İsrail oğullarına Allah’ın rahmet olarak gönderdiği el-çile­rinden birisidir. Ve nihâyet İsmail Yunus ve Lût (a.s)'lar ki bunla­rın hepsi de Allah’ın kutsal peygamberleridirler. Allah’ın üstün kıldığı elçileridirler. Her birisi de dönemlerinde Allah kullarını Allah’a kulluğa çağırmış, Allah’ın kendilerinden istediği hayatı yaşamış ve Rablerinin rızalarını kazanmış olarak bu dünyaya veda etmiş kimselerdir salava-tullali aleyhim ecmaîn.
En'âm Suresi 85. Ayet | Tevhid Meali