91. "Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: "Mûsâ'nın insanlara nûr ve yol gösterici olarak getirdiği Kitabı kim indirdi? ki siz onu kâğıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz, size onunla öğretilmiştir." "Allah" de, sonra onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar. Gerçekten bu insanlar Allah’ı hakkıyla tanıyamadılar. Allah’ı hakkıyla tanıyamıyorlar. Gerçekten bu insanlar Allah’ın zâtını, sıfatlarını, rubûbiyetini, ulûhiyyetini, azametini, kibriyasını ve rahmetini tanıyamadıkları gibi, Onun kitabını, âyetlerini, peygamberlerini de hakkıy-la tanıyamadılar, tanıyamıyorlar. Allah’ın kitap göndermesindeki, peygamber görevlendirmesindeki hikmetini, yeryüzünü yaratmasındaki gâyesini, insanları var etmesindeki muradını tanıyamadıklarını, bilemediklerini anlatıyor Rabbimiz. Tanıyamadılar Rablerini de dediler ki: Allah yeryüzünde hiçbir insana bir şey indirmemiştir. Allah yeryüzünde hiçbir kimseyi elçi seçip ona vahiy göndermemiştir. Allah vahiy göndermez dediler. Allah hayata karışmaz dediler. Allah bizim işlerimize karışmaz dediler. Allah bizim hukukumuzu bilmez dediler. Allah kılık kıyafetten anlamaz dediler. Allah ekonomik düzenlemeleri, Allah siyasal yapılanmaları bilmez dediler. Bu işleri düzenleyecek bizim başka tanrılarımız var, bizim yeryüzü tanrılarımız var dediler. Allah bizim hayatımıza karışmaz, biz dilediğimiz gibi yaşarız dediler. Tabi Mekkeli cahil müşrikler bu kanaate varırken de sordular akıl hocalarına. Medineli akıl hocaları olan, Allah konusunda, din konusunda, kitap konusunda, peygamber konusunda kendilerinden ilerde gördükleri, kitap bilgisi konusunda, peygamber bilgisi konusunda tecrübeli gördükleri Medineli yahudi bilginlerine, yahudi Hahamlarına sordular. Tarihin eski çağlarından beri Allah’ın kendilerine pek çok peygamberler gönderdiği, pek çok kitaplar gönderdiği yahudilere sordular. O hainler de dediler ki hayır, Allah kesinlikle ne peygamber seçer, ne de kitap gönderir deyiverdiler. Allah’ın bu son elçisi kendilerinden çıkmadı diye, bu son kitap kendilerine gelmedi diye kıskançlıklarından, gayızlarından, kinlerinden bu yahudiler böyle deyiverdiler. Allah yeryüzünde hiç kimseye vayih göndermez deyiverdiler. Böylece bu alçaklar kendilerini de, kendi yollarını da, kendi dinlerini de, kendi kitaplarını da reddediverdiler. Tüm kendi inanç manzumelerini ve tarihlerini de reddediverdiler. Kendi bindikleri dallarını da kesip atıverdiler. Veya daha önce Mûsâ (a.s)'a indirilen Tevrat’ı da Îsâ (a.s)'a indirilen İncili de reddediverdiler. Sırf son elçi Hz. muhammed (a.s)'a gönderilen kitabı diskalifiye edebilmek ve kendilerini bu son kitaba iman etmeme konusunda sorumluluktan kurtarabilmek için için söylüyorlardı bunu. Ama bunu söylerken de kendi kendilerini de reddettiklerinin farkında değillerdi hainler. Böyle diyen bu kâfirlere karşı bakın şimdi soruyor Rabbimiz: Peygamberim sor onlara bakalım. O hainler Allah bir şey indirmedi diyorlar, sor bakalım onlara: Madem ki Allah hayata karışmaz, madem ki Allah elçi göndermez, vahiy göndermez. O zaman söylesenize Mûsâ (as)'ın insanlara nûr ve yol gösterici olarak getirdiği Tevrat’ı kim indirmiş? Madem Allah bir şey indirmez, Allah kitap göndermez, Allah peygamber göndermez, Allah hayata karışmaz diyorsunuz. Peki o zaman Mûsâ’ya gönderilen, kendi kitapları olduğunu iddia ettikleri Tevrat’ı kim indirmiş? Allah bir şey indirmez derken peki Tevrat’ı kimin indirdiğini söyleyeceksiniz? Dün peygamberine bunu sormasını istemişti Rabbimiz, bugün biz de soracağız bunu onlara. Söyleyin bakalım ey kâfirler! Söyleyin bakalım ey Allah hayata karışmaz diyerek küfrün daniskasını gerçekleştiren kâfirler. Ey bizim de kitabımız var diyenler. Ey bizim de peygamberimiz var diye övünenler. Bir yandan bizim de kitabımız var, bizim de peygamberimiz var diye gururlanıp o kitap ve o peygamberle uzaktan ve yakından en küçük bir ilginiz kalmadığı halde kendi kendinizi avutmaya devam ettiğiniz o kitabı, o Tevrat’ı kim indirmiş ki: Onu, O Tevrat’ı, O Allah’ın nûr olarak, Furkân olarak indirdiği Tevrat’ı kırtaslara döktünüz, kâğıtlara yazdınız ve bir kısmını gizleyip, bir kısmını insanlara gösterdiniz. Yanlış söyledim, çoğunu gizleyip bir kısmını insanlara gösterirsiniz. Halbuki sizler ve atalarınız bilmediklerinizi onunla öğrenmiştiniz. Bir zamanlar onunla yol bulmuş, bilmediklerinizi onunla öğrenmiş, o kitap sayesinde yeryüzünün en üstün ve en güçlü toplumu olmuştunuz. Evet kitabı sayfa, sayfa yaptınız. Parça parça yaptınız da çoğunu gizleyip bir kısmını açıkladınız. Ya da onu sadırlardan, göğüslerden satırlara döktünüz. Kalplerinizden çıkarıp onu kâğıtlara hasrettiniz. Güzel yazım türleri geliştirdiniz, ama onunla amel etmeyi bir kenara aldınız. Kitabın işini bitirdiniz. O kitabın işini bitirirler de başka kitap göndermez mi Allah? Onlar gönderdiği kitabına böyle davrandılar diye bir daha kitap göndermeyecek miydi Rabbimiz? Elbette onlar böyle yaptılar diye yeryüzünü vahiysiz ve kitapsız bırakacak değildi Rabbimiz.