99. O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın, yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için şüphesiz, deliller vardır. Evet Allah gökten suyu da indirendir. Gökten indirdiği suyla yeryüzünde insanların muhtaç oldukları tüm nebatatları yaratan, her şeyin nebatını çıkaran, bitiren Allah’tır. Yeryüzünde hayatın kaynağı olan suyu indiren Odur. Bu suyla yaşadığımız hayatın en tabii unsurlarını yaratan Allah’tır. Yem yeşil hayatı, yem yeşil bitkileri, yem yeşil otları bitiren Allah’tır. O bitkilerden birbirine benzeyen, benzemeyen, terkip edilmiş, üst üste istif edilmiş buğdayları, salkım, salkım üzümleri ve hurmaları ve hububatları çıkarmıştır Allah. Hurma tomurcuklarından da istifade edesiniz diye, iştahla yiyesiniz diye salkımlar var ettik. Yeryüzünde her cinsten bağlar, bahçeler var ettik. Zeytinler, narlar çıkardık ki onlar baktığınız zaman birbirine benzeyen ve benzemeyen özellik taşımaktadırlar. Şöyle Rabbinizin gökten indirdiği hayat kaynağı suyla bitirdiği meyvelere, bitkilere bir göz atın, bir düşünün onlar üzerinde. Bunlara ne kadar muhtaçsınız değil mi? Bunlarsız yaşayamazsınız değil mi? Hayatınızın devamı bunların varlığına bağlı değil mi? Şu insanların yaptıkları ve gururla insanlığa takdim ettikleri bu teknolojik şeylerin hiçbirisi bunların yerini tutup karın doyurmuyor değil mi? Acaba bunlardan bir tanesini siz kendiniz yaratabilir misiniz? Veya sizlerin şu anda güçlü gördükleriniz, hâkimiyeti kendilerine verip yasalarına tabi olduklarınız yapabilirler mi, yaratabilirler mi bunlardan bir tanesini? Güçleri yeter mi buna onların? Bir de meselenin bir başka boyutuna dikkatlerinizi çekerek şöyle sorayım: Acaba sizlerin şu anda bedava yiyip içtiğiniz tüm bu nîmetler Allah’tan değil de insanlardan olsaydı, tüm bu nîmetlerin sahibi insanlar olsaydı, acaba bu kadar rahat bu nîmetlerden istifade imkânı bulabilir miydiniz? Onları bu kadar rahat alabilir miydiniz insanların ellerinden? Eğer bu dünya, bu nîmetler insanların elinde olsaydı, insanların mülkünde olsaydı bu kadar cömertçe onu insanlara sunabilirler miydi? Şu gökyüzü, şu semamızın simasını süsleyen yıldızlar, şu gecemizin zülüflerini aydınlatan hilal, şu bize her saniye ısı ve ışık gönderen güneş, şu her an teneffüs ettiğimiz hava, şu kıymetini bilmeden tükettiğimiz sular, meyveler, üzümler, hurmalar bir insanın ya da insanların elinde olsaydı onu ondan bu kadar rahat alabilir miydiniz? İşte sizin böyle cömert bir Rabbiniz var. O zaman kimin ek-meğini yiyip, kimin kılıcını salladığınızı bir düşünün. Kimin nîmetlerin-den istifade edip de kimlere kulluk ettiğinizi bir düşünün. Demek ki bizi yaratan ama yarattığı gibi öyle başı boş bırakmayan, kendi halimize terk etmeyen ve hayatımızın devamı için dünyada yaşam şartlarımızı da ayarlayan bir Rab'le karşı karşıyayız. Hayat, ama en az onun kadar önemli olan bu hayatın devamı. Dünyayı bizim için yaşam yeri olarak hazırlayıvermiş Rabbimiz. Onlar yeni meyveye durdukları zaman bir bakın onlara, bir de meyveleri olgunlaştığı zaman bakın onlara. Bir koruk vaziyetindeyken bakın onlara, bir de olgunlaştıkları zaman bakın. Bu meyvelerin o haliyle bu hali ne kadar da farklı değil mi? Korukken, hamken onların tatları, kokuları, renkleri başka, olgunlaştıkları zaman ne kadar başkadır? Tüm bunları düşünmeyen, tüm bunların kim tarafından ve ne için var edildiği üzerinde ciddi ciddi kafa yormaya yanaşmayan insana insan demek mümkün müdür? siz söyleyin. Şu kupkuru üzüm çubuğunun içini şeker usaresiyle dolduran kimdir? Şu gördüğümüz her bir ağacın her bir dalında bir çok fabrika kurup yediğimiz ayrı ayrı renklerde, ayrı ayrı tatlarda bu meyveleri yaratan kimdir? Bütün bunları düşünen, anlayan bir kavim için, bir toplum için Biz bu âyetlerimizi açıklıyoruz, anlatıyoruz diyor Rabbimiz. Ama tüm bunları kendi güçlerine, kendi becerilerine, ya da işte kör tabiat güçlerine veren kimseler için bu âyetler hiçbir mânâ ifade etmeyecektir. Geçen hafta okuduğumuz âyetlerle birlikte bu âyetleri şöyle bir gözden geçirirsek tüm bu âyetler grubunda Rabbimiz bizden üç şey istemektedir anlıyoruz. 1- Rabbimizin yarattığı bu âyetleri önce bilece-ğiz, tanıyacağız, bu âyetlerle hususî ilgilenip onları algılamaya çalışacağız. 2- Sonra bildiğimiz, araştırdığımız bu âyetler üzerinde uzun u-zun düşünüp kafa yoracak, bu âyetleri anlamaya çalışacağız. 3- Sonra da bu âyetlere iman edeceğiz ve bu iman bizde itici bir güç haline gelecektir. Yâni bu âyetler bizi bu âyetlerin sahibine karşı saygılı olmaya, O’na teşekkür etmeye, yâni O’na kulluk yapmaya götürecek. Böylece sonunda bu âyetler bizi kendisine kul olunması gereken makamı bilmeye ve O’nun emirlerine teslim olmaya götürecektir. Ama maalesef ve maatteessüf hal böyleyken, Allah böyle bir Allah iken, tüm bu nîmetleri bize veren Rabbimiz Allah iken bakın insanların çoğu nasıl davranıyorlarmış: