Enbiyâ Suresine Dön

Enbiyâالأنبياء

102. Ayet

102Enbiyâ Suresi

لَا يَسْمَعُونَ حَس۪يسَهَاۚ وَهُمْ ف۪ي مَا اشْتَهَتْ اَنْفُسُهُمْ خَالِدُونَۚ

Onun (ateşinin) çatırtısını (dahi) duymazlar. Canlarının istediği (nimetler) içerisinde ebedî kalacaklardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

102. “Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.” Onlar cehennemin uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği her şeye sahip olarak onlar cennette ebedî kalırlar. Kur’an’ın anlatışına bakılırsa cehennemin sanki bir insan gibi ne yapacağını? Ne edeceğini? Kime azap edeceğini bilen şuurlu bir varlık olarak anlatıldığını görürüz. Cehennem müşterilerini tanımaktadır ve uzaktan onları gördüğü zaman: Bu ateş, onlara uzak bir yerden gözükünce, onun kaynamasını, öfkesini ve uğultusunu işitirler.” (Furkân 12) Sanki müşterilerini tanıyor ve uzaktan onları görünce de kükremeye, homurdanmaya başlıyor. “Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.” (Nebe’ 21,22) Evet işte cehennem sanki şuurlu bir varlık olarak böyle korkunç bir bekleyicidir. Bekledikleri içine atıldığı zaman da Mülk sûresinin ifadesiyle: Evet insanlar oraya atıldıkları zaman, o çılgın ateşe yuvarlandıkları zaman onun bir kükreyişini, bir hırlayışını, bir uğultusunu işitirler ki, sanki çıldırıyor, sanki kükrüyor. Müşterilerinden her bir grup, her bir alay atıldıkça gazabından kükreyerek çıldıracak duruma gelir diyor Rabbimiz. İşte o mükramun olan mü’minler, değil O cehenneme atılmak, onun bu uğultusunu bile duymaktan korunacaklardır. Ve onlar o cennette canlarının çektiği her şey olduğu halde, arzu ettikleri her şeyin içinde ebediyen yaşayacaklardır. O cennette sizin canınızın çektiği her şey vardır. Yâni ne arzu ederseniz hepsi vardır orada. Neyin gelmesini isterseniz mutlaka o size getirilecektir orada. Canlarının çektiği türden her çeşit meyveler, istedikleri tatta, istedikleri renkte, istedikleri büyüklükte ve olgunlukta meyveler, kuş etleri, şarap ırmakları, su ırmakları, bal ve süt ırmakları, tertemiz eşler her şey vardır onlar için. Orada mahrumiyet yoktur. Orada üzüntü ve-rici herhangi bir şey yoktur. Orada insanın beğenmeyip burun kıvıracağı hiçbir şey yoktur. Orada zevk vardır, orada razı oluş vardır, orada istenilen her şeye ulaşma vardır. Orada hoşnutluk, orada Allah’ın nîmetlerinin insanın yüzüne, içine, kalbine, benliğine sinmesi vardır. Orada Allah’ın nî-metlerinin eseri insanın yüzünde, gözünde ve tüm benliğinde hisse-dilecektir. Sevinçleri, memnuniyetleri, yüzlerinde, gözlerinde, halle-rinde ve tavırlarında etrafa taşacaktır. Yâni onları görenler her taraf-larından bu nîmetlerin sevincinin aktığını hissedecek. Nîmetlerin eseri her hallerinden görünür biçimde bir sevinç vardır yüzlerinde ve bu nîmetleri asla kaybetmeden ebediyen bir hayat vardır onlar için.