111. “Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.” Yine ben bilmiyorum, bilmem mümkün değil, belki de Rab-binizin size vaad ettiği azabın gecikmesi sizin için bir imtihan sebe-bidir. Sûrenin başındaki hesabınızın görüleceği günün yaklaştığını ifade eden Rabbimin beyanıyla anlıyorum ki, belânız yakındır. Ben bunu çok iyi biliyorum. Ama ya pişman olup dönersiniz diye, ya da belki de azabınız, cezanız biraz daha artsın diye Allah size imkân tanımaktadır, mühlet vermektedir. Belli bir süreye kadar Rabbiniz sizi bu dünyada yararlandırmakta, oyalamaktadır. Allah size mühlet veriyor. Bu dünyada arzu ve isteklerinizle sizi baş başa bırakıyor. Dünyada imtihan gereği istediklerinizin ta-mamını size veriyor. Dokunmuyor size. İşte sizler de dünyanın bu konumuyla aldanıp Allah’ı atlattığınızı, başarılı olduğunuzu, doğru yolda olduğunuzu zannediyorsunuz ve aldanıyorsunuz. Aslında u-nutmayın ki sizi imhal eden, size mühlet tanıyan Allah’tır. Size zaman ve fırsat veren O’dur. Bilesiniz ki Rabbim imhal eder, mühlet tanır, zaman verir, fırsat verir ama asla ihmal etmez. Çünkü Allah’ın fendi sağlamdır. Allah’ın tuzağı, Allah’ın planı, Allah’ın tedbiri pek yamandır. Allah tuzak kurdum mu, Allah yakaladım mı yaman yakalar, kimse O’ndan kaçıp kurtulamaz. Rasulullah efendimiz karşısında Mekke kâfirlerine fırsat tanıdı Rabbimiz. Uhut’ta fırsat verdi onlara. Mûsâ (a.s) karşısında Mısır’da Firavun oğullarına yıllar yılı fırsat tanıdı, belki adam olurlar diye. Nuh (a.s) karşısında 950 yıl fırsat tanıdı kâfirlere, belki müslüman olurlar diye. Allah’ın kutlu elçileri karşısında her bir dönem kâfirleri günler, geceler, aylar, yıllar yaşayıp saltanat sürdüler. Allah dokunmadı onlara. Hemen helâk edivermedi. Ama sonuç ne oldu? Ne yaptı Allah on-lara? Nereye gittiler? Hepsi de geberip Rablerinin huzuruna gitmediler mi? Şimdi kendilerini alçaltacak acıklı bir azabın içinde bağrışmıyorlar mı? Peki o kâfirlerin öldürdükleri, onların işkence ettikleri, zulmet-tikleri müslümanlar ne oldular? Onlar nereye gittiler? Onlar da uğrun-da şehadeti yudumladıkları Rablerinin cennetine gitmediler mi? Peki sonuçta kim kazançlı çıktı? Kimin hayatı kendisi için hayırlı olmuş? Kim kazanmış, kim kaybetmiş? Acaba bu kâfirlere verilen imkânlar, fırsatlar, galibiyetler onları Allah’ın azabından kurtarabilmiş mi? O za-man kesinlikle bilsinler ki bu imkânlar, bu fırsatlar kendileri için hayırlı değildir. Şu anda da tüm kâfirler akıllarını başlarına almak zorundadırlar.