39. “Bu kâfirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve yardım da göremeyecekleri zamanı keşke bilseler.” Ah böyle diyen kâfirler bir bilselerdi. Keşke gerçeği bir anlasalardı. Hangi gerçeği? Ateşi yüzlerinden ve sırtlarından men edemeyecekleri ve asla yardım da göremeyecekleri bir ortamı keşke bir dü-şünüp anlayabilselerdi. Bir gün gelecek böyle diyen, Allah’ın âyetlerini, Allah’ın vadini, Allah’ın yargılamasını, Allah’ın cehennemini sorgulamaya çalışan bu kâfirler reddettikleri, alaya aldıkları cehennem ateşini yüzlerinden ve sırtlarından engelleyemeyecekler. Yüzlerindeki ateş azabına engel olamayacaklar. Sırtlarındaki yangın azabını defedemeyecekler. Kendilerine de hiç kimse yardım edemeyecek. Hiçbir yerden yardım göremeyecekler. Ah bu kâfirler yarın mutlak başlarına gelecek bu durumu bugünden bir bilselerdi, anlasalardı. O günü bir anlasalardı bu zavallılar hiç isterler miydi acele onu? Ama Rahmânın zikrinden, Rahmânın âyetlerinden, Rahmânın Kitabından ve Rahmânın elçilerinden gafil bir hayat yaşayan zavallılar nereden bilecekler de bunu? Halbuki Rahmân olan, kullarına karşı kendilerinden daha merhametli olan Rabbimiz onları bu konuda uyarmıştır. Evet dün de, bugün de bu azap insanlara duyurulmuştur. Her bir dönem insanlığı içlerinden seçilen kutlu elçiler vasıtasıyla bu azapla uyarıldılar. İnsanlardan kimileri Rablerinin bu uyarısından nasibini alıp kurtulurken, kimileri de Rablerinin bu uyarılarıyla ilgilenmeyerek, kulak vermeyerek kaybettiler. İşte şu anda da Rabbimizin bu âyetleri tüm dünya insanlığını uyarmaya devam ediyor. Keşke şu anda Allah’ın bu uyarılarına kulaklarını tıkayarak bir hayat yaşayan kâfirler neyi inkâr ettiklerini bir bilebilselerdi. Reddettikleri, alaya aldıkları cehennem ateşinin yüzlerini nasıl kavurup onu yüzlükten çıkardığını, sırtlarını nasıl dağladığını keşke bir anlayabil-selerdi. Allah’ın azabına karşılık kendilerine asla yardım da edilmeyeceğini bir anlayabilselerdi. Yarın mutlak sûrette gerçekleşecek böyle bir azap ortamını anlayıp keşke müslüman olabilselerdi.