42. “De ki: “Geceleyin ve gündüzün sizi Rahmândan kim koruyabilir? Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.” Evet ey kâfirler, ey zalimler, hiç düşünmüyor musunuz? A-kıllarınız ermiyor mu sizin? Anlamıyor musunuz? Gece ve gündüz sizi Rahmândan kim koruyabilir? Rahmân olan Allah size bir zarar, bir azap göndermeyi murad etse gece, ya da gündüz O’ndan sizi kim koruyabilir? Evet kiminiz var sizin? Kime güvenip sığınıyorsunuz? Ki-mi koruyucu biliyorsunuz? Sığınağınız, korunağınız, barınağınız kim sizin? Allah size bir zarar ulaştırmayı dilese, ya da Allah berisinde yerdeki ordulardan size bir zarar, bir hücum, bir saldırı gerçekleşse. Ordular üzerinize yürüse, sizi yok etmeye yönelik tehlikeler söz konusu olsa, böyle bir durumda sizi koruyacak, kurtaracak Allah’tan başka kiminiz var? Kime güveniyor, sığınıyorsunuz? Yapabilecekleri, sığınabilecekleri hiç kimseleri yokken, bunu bile bile bu kâfirler: Rablerine sığınacaklarken, Rablerinin koruması altına girip Onun istediği gibi bir hayatı yaşayacaklarken bilâkis bu kâfirler Rablerinin zikrinden yüz çeviriyorlar. Rablerini gündeme almaktan, Rablerinin Kitabına yönelmekten, Rablerine kulluğa yönelmekten yüz çeviriyorlar. Ne kadar garip değil mi? Rab ve İlâh Allah olsun, göklere ve yere egemen Allah olsun, güç kudret Allah’a ait olsun, hayatın ve ölümün sahibi Allah olsun, azabın, ikabın sahibi Allah olsun, cennetin cehennemin sahibi Allah olsun ve buna rağmen insanlar tutup böyle bir Allah’tan, böyle bir Allah’ın Kitabından, böyle bir Allah’ın hayat programından yüz çevirsinler. Olacak şey mi bu? Akıl işi midir bu?