49. “Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyâmet saatinden de titrerler.” Evet o muttakiler, kitapla yol bulanlar, Allah’ın Kitabından istifade edebilme hakkına sahip olanlar, kitabın esrarını kendilerine açtığı insanlar, gıyaben Rablerinden korkan, gıyabında Rablerinden haşyet duyanlardır. Evet onlar Rablerini görmüyorlar, duyularıyla O’nu algılama imkânına sahip değiller, ama vahye imanları gereği, gayba imanları gereği, muhsin olmaları gereği Rablerinin sürekli kendilerini gördüğünü, sürekli O’nun kontrolü altında olduklarını bilirler ve gıyabında O’ndan haşyet duyarlar. Rablerine boyun eğenler, Allah’ı gücendirmekten korkarlar, Allah’ı razı edememekten korkarlar. Ve bir de onlar saat konusunda, kıyâmet saati konusunda da tir tir titrerler. O saati hep gündemde tutarlar. Kıyâmetin hesabını kitabını bir an bile unutmadan bir hayat yaşarlar. Ne kadar da güzel kulluklar yapmışlarsa da hiçbir zaman kendilerini kesin cennetlik görmezler. Ne yaparlarsa yapsınlar, Allah’ın daha güzeline lâyık ol-duğunu ve cennete girebilmek için kesinlikle Allah’ın rahmetine muhtaç olduklarını hiçbir zaman hatırlarından çıkarmazlar. Acaba yapamadık mı? Acaba beceremedik mi? Acaba Rabbimizin hatırını kazanamadık mı? Acaba yaptıklarımız bizi ateşe mi götürüyor? diye tir tir titrerler. Âhireti, hesabı kitabı daima iki kaşlarının arasında hissederler. Rablerinden haşyet duyarlar. Acaba rızasına ulaşamadık mı? Acaba memnun edemedik mi? diye sürekli içlerinde bir endişe taşırlar. Hesabın kötüsünden, kötü hesaptan korkarlar. Rablerinden, Rablerinin rahmetinden ve cennetinden kesinlikle ümitlerini kesmemekle beraber, acaba mı ki? diye yine de korku içinde bir hayat yaşayarak her an daha iyiye, daha güzel bir müslümanlığa çabalarlar. Hayatlarına buna göre program yaparlar. Hayatlarının her bir saniyesine bu imanın mührünü vururlar. Evet işte böyle âhiret konusunda, ölüm ötesi hayatın hesabı kitabı konusunda müşfik olan, tir tir titreyen insanlardır muttakiler. Allah bizleri de onlardan eylesin inşallah.