52. “İbrahim, babasına ve milletine: “Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?” demişti.” Rabbimizin rüşte ulaştırdığı İbrahim (a.s) babasına ve toplumuna dedi ki: Samimiyetle kulluk ettiğiniz bu putlar, bu heykeller, bu timsaller, bu semboller neyin nesi? Nedir bunlar? Ne anlama geliyor bunlar? Bunlar ne ki sizler karşılarında samimiyetle kulluk ediyor, söz-lerini dinliyor, arzularını yerine getiriyor, yasalarını uygulamaya çalışıyorsunuz? Kendi akıllarınızla, kendi ellerinizle ortaya koyduğunuz, kendi ellerinizle diktiğiniz, kendi hevâ ve heveslerinizle icat ettiğiniz bu putlar, bu sistemler, bu yasalar, bu âdetler, bu yönetmelikler neyin nesi? Benim Rabbimden getirdiğim dinimin karşısına çıkıp tutunmaya, savunmaya çalıştığınız, korumaya çalıştığınız bu timsaller neyin nesi? Sizin eseriniz değil mi bu sistemler? Siz kendiniz dikmediniz mi bu putları? Siz koymadınız mı bu yasaları? Siz kendiniz koy-madınız mı bu kanunları? Allah’ın sisteminin, Allah’ın mesajının karşısında şu savun-duğunuz, şu tutunduğunuz demokrasiyi kendiniz icat etmediniz mi? Ona tutunarak Allah sistemini dışlamaya mı çalışıyorsunuz? Allah dinine, Allah Rabliğine alternatif olarak diktiğiniz bu putları siz kendiniz kendi ellerinizle dikmediniz mi? Bu sistemleri kendiniz icat etmediniz mi? Evet insanlar kendi kafalarından, kendi hevâ ve heveslerinden bir şeyler üretiyorlar ve onlara tutunarak Allah sistemiyle savaş vermeye kalkışıyorlar. Diktikleri bu putlara dokunulmazlıklar izafe ederek, onların kesin doğru olduklarını kabul ederek onların tartışılmasına bile izin vermiyorlar. Meselâ kendi elleriyle laiklik diye bir put dikiyorlar, ona öyle bir sarılıyorlar ki, öyle bir kutsiyet izafe ediyorlar ki, öyle bir dokunulmazlık veriyorlar ki onların kesin bâtıl olduğunu bilen insanlar bile ona ilişmekten korkuyorlar. Evet adamlar kendi yaptıklarına sarılarak Allah yasalarıyla savaşmaya çalışıyorlar. Bunlar Allah’ınkinden daha üstün, bunlar Al-lah yasalarından daha doğrudur demeye çalışıyorlar. Meselâ kanun çıkarıyorlar, kendileri yasa yapıyorlar ve Allah’ın arzuları bu yasalarla çatıştığı zaman da eh ne yapalım yasalar böyle diyorlar. Ne yapalım yasalar izin vermiyor diyorlar. Peki kim yaptı bu yasaları? Kim dikti bu putları? Allah yasalarına göre örtünmek isteyen kızların karşısına kendi yasalarını çıkarıyorlar ne yapalım yasalar engel diyorlar. Eskiden müşrik Araplar helvadan put yapıyorlar, bir süre tapınıyorlar, sonra acıkınca da onu yiyiveriyorlardı. Şimdi de aynen öyledir. Yasa yapıyorlar, bir süre o yasalara saygı duyup uyguluyorlar on-ları, ama daha sonra işlerine gelmeyince de o yasaları yiyiveriyorlar. Hani şimdi şu anda on sene önceki yasalar var mı? Nerede onlar? Halbuki o günlerde o yasalar yüzünden ne canlar yakmışlardı değil mi? Ama aradan bir kaç sene geçince kendi yasalarını, kendi putlarını kendileri yiyorlar. Bütün bu yaptıklarınız sadece isimden ibarettir diyor Rab-bimiz. Sadece isim, altında da hiçbir şey yoktur. Meselâ adâlet di-yorlar, ama adâletin asına bile rastlamak mümkün değil. Hürriyet di-yorlar, eşitlik diyorlar, yasalar diyorlar, demokrasi diyorlar, laiklik di-yorlar, din ve vicdan özgürlüğü diyorlar, ama başörtülülere kan ağla-tıyorlar. İnsan hakları diyorlar, adâlet konseyi diyorlar, güvenlik konseyi diyorlar ama sadece isimden ibaret, altında bu isme lâyık hiçbir şey yok. Tüm dünyaya korkudan başka, zulümden başka hiç bir şey yaymıyorlar. Sadece isimden ibarettir bunların yaptıkları şeyler. Altını kazıdığınız zaman hiç bir çıkmaz. Sadece timsal ve sembolden ibarettir. Evet İbrahim (a.s) böyle buyurunca toplum diyor ki bakın: