59. “Milleti: “İlâhlarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir” dediler.” İlahlarımıza bunu kim yaptı? Bunu İlâhlarımıza kim yaptıysa muhakkak ki o zalimlerdendir. Böyle bir şeyi İlâhlarımıza yapmakla o zulümlerin en büyüğünü irtikap etmiştir diyorlar. Putlarımıza yapılan bu iş zulümlerin en büyüğüdür diyorlar. Çünkü her ne kadar bizim bu İlâhlarımız, bu putlarımız konuşma yeteneğine sahip olmasalar da, kendi kendilerini koruma, düşmanlarıyla savaşma yeteneğine, hüküm verme, hüküm uygulama yeteneğine sahip olmasalar da, bizim tarafımızdan dikilip korunsalar da, bize muhtaç olsalar da biz onları seviyor, onlara saygı duyuyorduk. Onların arkasına saklanıp istediğimiz şeyleri yapabiliyorduk. Keyfimize göre bir hayat yaşayabiliyorduk. Peki acaba bu putlar ne istiyorlardı onlardan? Nasıl bir kulluk istiyorlardı, nasıl sorumluluklar istiyorlardı onlardan? Aslında o putların onlardan ne istedikleri değil, onları dikip arkalarına saklananların onlara ne söylettirdikleri önemlidir. Evet o putlar onlardan bizzat bir şeyler istemese de, istetiyorlardı. Putlar kendilerine konuşmasa da, onlar o putları kendilerince konuşturuyorlar, putlara kendi istedikleri bir kısım şeyleri dedirtiyorlar ve o dediklerini de yapıyorlardı tabii. Yâni aslında onlar o putlara değil kendi arzularına, kendi hevâ ve he-veslerine tapınıyorlardı. Put budur zaten. Put insanlara hiçbir şey demese de, dedirtirler ona. Put aslında konuşmaz, ama putun arkasına saklanan birileri istediklerini o putlara söyleterek onun arkasında kendi egemenliklerini, kendi hegemonyalarını gerçekleştirirler. Meselâ şimdi insanların hayatına bir put olarak dikilmiş olan şu yönetmelikler konuşur mu? Konuşmaz değil mi? Ama konuşturuyorlar değil mi insanlar şu anda onları? "Olmaz arkadaş! Bu yönetmeliklere aykırıdır!" diyor müdür efendi. Veya olmaz arkadaş! Bu âdetlere terstir diyor adam. Yâni bu yönetmenlik dedikleri şey ne? Ya da bu âdet dedikleri ne? Kim koydu bunu? İnsanlar koymadılar mı? Yâni şimdi bu yönetmeliklerin, bu âdetlerin arkasında birileri yok mu? Birileri konuşturmuyorlar mı onları? Birileri onların arakasında kendi arzularını putlaştırmıyorlar mı? Aslında hiçbir put insanları kendisine kulluğa çağırmaz, çağıramaz. Lâkin onu dikenler onlara kulluğa çağırmaktadırlar. Bakın bu diktikleri putları, bu tanrıları kendilerine kulluk edenlerine bir şeyler sağlamak, kendilerine kulluk edenleri korumak, onları doyurmak şöyle dursun, kendilerini bile korumaktan âcizdirler. Bu âciz varlıklar kendilerine bel bağlayan, kendilerine gönüllü kulluk eden, velâyeti altındaki kullarını, kölelerini, vatandaşlarını doyurmak ve beslemek şöyle dursun onlardan beslenmek durumundadırlar. Kullarını korumak şöyle dursun kullarının korumasına sığınmaktadırlar. Kullarından aman beni koruyun! Beni yıkmak, beni kırmak, beni yok etmek isteyenlere karşı aman beni koruyun! diye onlardan korunma talep etmektedirler. Öyle değil mi? Hiçbir put onu diken kullarından saygı, kabul görmedikçe tapınılmaya lâyık olamaz. Hiçbir Firavun kullarından, metbularından vergi almadıkça ayakta duramaz. Hiçbir Firavun kullarından destek almadıkça ayakta duramaz. Hiçbir put kendisine tapınanlardan kendisine bir mozole, bir anıtkabir istemedikçe tapınılmaya değer görülemez. Hiçbir sistem kullarından oy istemedikçe, kullarından sahiplenme istemedikçe yaşayamaz. Hiçbir âdet, hiçbir töre, hiç bir yasa, hiçbir yönetmelik, hiçbir moda bağlılarından talep görmedikçe yaşayamaz. Bakın İbrahim (a.s) in toplumu da korudukları putlarının yanın-dan ayrılır ayrılmaz bir çocuğun kendilerini paramparça etmesine engel olamıyorlar. Tanrılarının başına gelen bu olaya üzülüyorlar ve di-yorlar ki kim yaptı bunu? Bunu İlâhlarımıza kim yapmışsa gerçekten o en büyük zalimdir. Sonra diyorlar ki: