5. “Onlar: “Hayır, onun söyledikleri karmakarışık rüyalardır.” Hayır, onu uydurmuştur.” Hayır; o bir şairdir” “Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mûcize getirsin” dediler.” Görüyor musunuz saçmalamalarını? Duyuyor musunuz zır-valarını? Çok değişik şeyler söylüyorlar. Hayır hayır bu senin söylediklerin karmakarışık düşlerdir. İçinden çıkılmaz rüyalardır bunlar. Hayır onu kendisi uyduruyor. Kendi kendine düzüp ortaya koyduğu şeyleri Allah’a izafe ederek, bunlar bana Allah’tan geliyor diyerek Al-lah’a iftira ediyor. Yo hayır, o bir şairdir. Eğer gerçekten bir peygamberse o zaman haydi önceki peygamberler gibi bize bir âyet, bir mûcize getirsin de görelim diyorlar. Ne dediklerini bilmiyor adamlar. Sanki gece rüyalarında gördükleri belli belirsiz şeyleri, karmakarışık rüyaları onlara yol gösteriyor. Rüyalarında gördüğü şeyleri söylüyor adamlar. Yâni bu Allah elçisini reddetme işini, bu Allah âyetlerini reddetme işini bir bilgiye, bir delile dayandırmıyorlar. Bir belgeyle hareket etmiyorlar da bunu onlara akılları, hayalleri, rüyaları, düşleri emrediyor. Peygambere isnat ettikleri bu sözlerindeki çelişkileri, bu saçmalıkları onların akılları emrediyor? Ve tabii böylece bu adamların akılsızlıkları açığa çıkıyor. Yâni akıl işi mi bu yaptıklarınız? Hangi akla, hangi mantığa sı-ğar bunlar? Kâh şair diyeceksiniz, kâh deli diyeceksiniz, olmadı kâhin diyeceksiniz, olmadı sihirbaz diyeceksiniz. Yâni nasıl iştir bu? Diyecekseniz bari bir tanesini deyin. Birbiriyle taban tabana zıt, birbiriyle asla uyuşmayan şeylerdir bunlar. Hiç deliden şair olabilir mi? Hiç deli bir kimse şiir söyleyebilir mi? Hiç deli birisi kâhin olabilir mi? Kâhin akıllı, zeki kimsedir. Yok yok, bu adamlar azgın, haddi aşmış, bildikleri halde pey-gamberi kabule yanaşmayan bir topluluktur. Yâni bu adamların akıl-ları kendilerine saçma sapan şeyler emrediyor? Yoksa gece rüya-larında gördükleri şeyleri mi peygamber hakkında, din hakkında, müslümanlar hakkında söylüyorlar? Zaten kendileri de inanmıyorlar bu söylediklerine. Herhalde bu adamlar akıllarına esen şeyleri söylü-yorlar. Bugün beyaz dediklerine yarın siyah diyorlar. Bugün doğru dediklerine yarın yanlış diyorlar. İşte kıyâmete kadar ki kâfirlerin değişmeyen özellikleridir bu. Bakıyoruz tıpkı dünküler gibi günümüz kâfirleri de kitap ve peygambere aynı şeyleri söylüyorlar. Ya Rabbi senin gönderdiğin ki-tap, senin gönderdiğin peygamber bin dört yüz yıl öncesinin hayatını düzenlemiş. Aradan bin dört yüz yıl geçmiş. Devir değişmiş. Zaman değişmiş. Şimdi bizim bilimlerimiz var, bizim pozitif bilimlerimiz gelişti. Bizim laboratuarlarımız var, teknik bilimlerimiz var, bilimsel çalışmalarımız var. Binaenaleyh artık senin modası geçmiş Kitabına ve peygamberine ihtiyacımız kalmadı diyorlar. Kitap ve sünnet için pozitif değildir diyorlar, tarafsız değildir diyorlar, günümüz hayatının çözümü değildir diyorlar. Bakın bir de şöyle diyorlar: Ey Muhammed, eğer gerçekten sen peygambersen, gerçekten bu söylediklerin Allah’tansa, haydi o zaman evvelki elçiler gibi bize bir âyet getir, bir mûcize getir de görelim. Ölmüşleri dirilt, atalarımızı geri getir de bizimle konuşsunlar. Şu dağları altın yap, gökten bize bir sofra indir de yiyelim vs.vs.