69. “Biz: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve zararsız ol” dedik.” Evet ateşin sahibi ateşe emrediyor. Ateşin Rabbi olan, ateşe hükmetme yetkisi elinde olan, ateşin boynundaki kulluk ipinin ucu elinde olan Rabbimiz diyor ki: Ey ateş, İbrahim’e serin ve selâmette ol! Elbette o ateşe ancak o ateşin sahibi olan hükmeder. Ateşe ancak onun sahibi emir verir ve ateş ancak Rabbini dinler. Ateşi yaratan, onu var eden, ateşin yasasını belirleyen, ona yakma özelliğini veren Rab, elbette ona verdiği bu özelliği geri alma yetkisine sahip olacaktı. İşte bu egemenliğe sahip olan Rabbimiz buyurdu ki ateşe: Ey ateş, ey kulum, İbrahim’e serin ve selâmette ol! Yakma onu! Zarar verme ona. Ve elbette Rabbinin kendisine verdiği bu emirle yakıcı olan ateş İbrahim’i yakmayacaktı. Elbette sahibinin fermanıyla İbrahim’e serin ve selâmette olacaktı. Tıpkı suyun Rabbini dinlediği, Rabbinin emrine teslim olduğu gibi. Rabbinin fermanıyla suyun Mûsâ’yı ve ona iman edenleri boğmayıp, Firavun ve hempalarını boğduğu gibi. Yine aynı su Nuh (a.s)’ı ve onun yolunun yolcularını değil de, kavmini helâk ettiği gibi. Çünkü emir Allah’ın emridir. Emir göklere ve yere, göktekilere ve yerdekilerin tümüne egemen olan bir Rabbin emridir. Emir tüm varlıkların boyunlarındaki ipin ucu elinde olan yüce makamdan geliyordu. Ateş de onun emrindedir, su da onun askeridir, rüzgar da, tüm varlıklar da sadece O’na teslimdir. İşte ateş de Rabbini dinliyor ve İbrahim (a.s)’a serin ve selâ-mette oluyordu. İbrahim (a.s)’ı yakmıyordu. Rabbinin emrine karşı gelmiyordu. Elbette onların kendilerine hiçbir fayda ve zarar vere-meyen, bir peygamber tarafından kırılıp dökülmelerine bile engel ola-mayan tanrıları gibi âciz değildi Allah.