87. “Zün-Nun hakkında söylediklerimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: “Senden başka İlâh yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim” diye seslenmişti.” Evet, Zün-Nun’u da hatırla peygamberim. Zün-Nun’a söylediklerimizi de hatırla. Onu da gündeme al. Zün-Nun balık sahibi demektir. O da Allah elçilerinden bir elçiydi. Kalem sûresinde bir adının Zün-Nun olduğu, bir başka yerde de onun adından Yunus olarak söz edilir. Evet Yunus (a.s)’ı ve ona söylediklerimizi de gündeme alın diyor Rabbimiz. Hani O gazaplanarak, öfkelenerek gitmişti, kavminden ayrılmış, toplumundan uzaklaşmıştı. Niye kaçıp gitmişti toplumundan? Sebep şuydu: Yunus (a.s) Allah’tan aldığı görevle toplumunu uyarır, toplumunu Allah’a kulluğa çağırır. Ama toplum Onu dinlemez, uyarılarına aldırış etmez. Nihâyet toplumunu Allah’tan kendilerine gelmekte olan bir azapla tehdit eder. Ama haber verdiği azap biraz gecikir. Toplumuna gazaplanan peygamber henüz azap gelmeden ve de Al-lah’tan kendisine toplumundan hicret emri de gelmeden hemen alelacele toplumunu terk eder. Onlara nefret ederek görevinden kaçar. Halbuki bir peygamberin Allah’tan kendisine bir hicret emri gelmeden görev mahallini terk etmemesi gerekiyordu. Ölecekse orada ölmeliydi. Allah dilemedikçe orada da ölmeyecekti tabii. Dövecekler, sövecekler, hapse atacaklar, ateşe atacaklar ama yine de gitmeyecekti oradan. Fakat gitti işte. Niye gitti? Öyle yapılınca başımıza ne-lerin geleceğini bize anlatma adına, gösterme adına, bize bir ders verme adına gitti. Bize bir misâl olsun diye arz etti Allah. Yunus sûresinin anlattığına göre koşarak gitmişti. Kölenin efendisinden kaçtığı gibi toplumundan kaçtı ve bir gemiye bindi. Allah’tan kendisine bir emir gelmeden böyle gazapla kaçıp giderken zannediyordu ki bizim kendisine gücümüz yetmeyecekti. Yâni ne yapabilecekti bir peygamber? Nereye kaçabilecekti Allah’-tan? Nereye gidebilecekti? Ama bilemedi işte. Halbuki Allah onu yakalayacaktı. Allah’tan asla kaçamayacaktı. İşte yakaladı da. Bir gemiye bindi. Yolda bir fırtına sonucu alabora oldu ve gemide bir kura çekildi. Yunus (a.s) kendi suçluluğunun farkındaydı ya, belki bizzat kendisi bunu teklif eder, ya da kura kendisine çıktığı için denize atılmayı rahat rahat kabul eder ve atılır. Sonra denizde bir balık tarafından yutulur. Balığın karnında dua dua Rabbine yalvarır. Karanlıklar içinde bir cezaydı bu kendisine. Kederle dolu olduğu halde yutkunarak Rab-bine dua edip, hatasını anlayıp affını ister. Rabbini tesbih eder. Tes-bihi de bakın şöyleydi: Allah’ım! Seni tesbih ederim! Senden başka İlâh yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim. Rabbim ben zalimlerden oldum. Hem Rabbime, hem toplumuma, hem de kendi ken-dime zulmedenlerden oldum. Ben görevimi terk ettim! Ben toplumum-dan uzaklaştım! Ben hata ettim! Ben bunu yapmamalıydım! diyerek kendi kendisini suçladı, özür dileyerek Rabbine yalvarıp yakardı.