95. “Yok ettiğimiz kasaba halkının âhirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkânsızdır.” Evet, bu âyet-i kerîmeye üç türlü mânâ vereceğiz: 1: Allah’ın gazabına uğrayarak yıkıma uğratılmış, helâk edil-miş her bir kasaba halkının artık bir daha dünyaya geri dönmesi mümkün değildir. Çünkü artık Allah tarafından onların defterleri dürülmüştür. Allah’ın gazabına uğrayarak gebertilmiş olan bu insanlara artık bir daha denenme fırsatı tanınmaz. Öyleyse ey insanlar, Rab-binizin yıkımı, helâki gelip de defteriniz dürülmeden önce, fırsat el-deyken Rabbinize kulluğa dönün. O’nun elçilerinin örnekliğinde sâlih ameller işlemeye ve Rabbinizi kendinizden razı etmeye çalışın. 2: Helâk ettiğimiz, yıkıma uğrattığımız her bir kasaba halkı mutlaka dirilerek yaşadıkları hayatın hesabını ödemek üzere Bizim huzurumuza gelmemeleri, unutulmaları, sümenaltı edilmeleri, hesaptan, Bizim sorgulamamızdan kurtulmaları asla mümkün değildir. El mahkum herkes dirilecek ve Bizim huzurumuza gelecektir. 3: Veya bir üçüncü mânâsı da şöyle olabilir: Ahalisi bize isyan içinde, Bizim elçilerimize isyan içinde bir hayat yaşayıp ta bu isyanlarından ötürü kendilerine azabımızı, helâkimizi takdir edip kararlaştırdığımız hiçbir kasaba halkına artık asla tövbe imkânı, isyandan itaate, küfürden, şirkten İslâm’a dönme fırsatı verilmez. Bir kere helâklerine hükmettik mi artık onlara hiçbir mühlet tanınmaz. Onlara göz açtırılmaz diyor Rabbimiz.