Enfâl Suresine Dön

Enfâlالأنفال

15. Ayet

15Enfâl Suresi

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا لَق۪يتُمُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا زَحْفًا فَلَا تُوَلُّوهُمُ الْاَدْبَارَۚ

Ey iman edenler! Kâfirlerle topluluk olarak karşılaştığınızda (savaştan kaçarak) onlara arkanızı dönmeyin.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

15. “Ey İnananlar! Savaş için ilerlerken, inkâr edenlerle toplu halde karşılaştığınızda onlara arkanızı dönmeyin.” Ey mü’minler, ağır ordular halinde kâfirlerle karşılaştığınız za-man, sizden sayıca üstün olarak karşınızda saf tutmuş olan kâfirlerle buluştuğunuz zaman, onlara asla arkanızı dönmeyin. Allah’ın değişmeyen yasalarından birisi de işte budur. Tarih boyunca hep böyle kâfirler sayısal yönden çok, mü’minler de hep az olagelmişlerdir. Allah safındaki mü’minler bazen kendilerinin beş katı, bazen on katı, bazen yirmi katı kâfir karşısında Allah’ın yardımıyla zafere nail olmuşlardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bu yasalarını Allah her devirde göstermiştir. Bir avuç Müslümana koskoca güçler karşısında, Allah zaferi tattırmıştır. İşte şu anda da yeryüzünün en güçlü ordusu denen Ruslar karşısında bir avuç Çeçenlerin zaferlerini görüyoruz. Rabbimiz kâfirlerin kalplerine atmış olduğu korkuyla, hiç savaşsız kâfirleri anlaşma masasına bile oturtmuştur. İşte bütün bunları, bütün bu Allah desteklerini gören müslü-manlar hiç bir düşman ordusu karşısında arkasını dönüp kaçmamalıdır. Çünkü düşmanlarıyla savaşan bizzat Allah’tır. İman küfür savaşlarının iki tarafı, iki cephesi vardır. Bunlardan birisi Allah cephesi, ötekisi de kâfirler cephesi. Yâni savaşmak üzere Müslümanlarla karşı karşıya gelen kâfirler Müslümanlardan önce Allah’la karşı karşıya gelmektedirler. Mü’minler bu savaşta taraf değil, sadece Allah safında bulunmaktadırlar. Yâni anlıyoruz ki kâfirler önce Allah’ı yenecekler sonra da mü’minleri yenecekler. Allah’ın mağlup edilmesi mümkün olmayacağına göre Allah yasalarına riayet eden mü’minlerin böyle bir savaşta yenilmeleri de mümkün olmayacaktır. Evet Allah müminlerden bir tavır istemektedir. Rabbimizin mü’-minlerden istediği tavır şudur: Onlar kâfirler karşısında dimdik dura-caklar ve kendisine güvenecekler. İşte mü’minlerden bu istenmek-tedir. Ve işte Rabbimiz mü’minlerin sadece kendisine güvenip dayanarak bu savaşa girmelerini sağlamak için bazen iki tarafın sayılarını, sayısal güçlerini birbirlerine ters bir şekilde göstermektedir. Savaş başlamadan önce iki tarafın da savaşa böylece teşvik edildiğini görüyoruz. Yeter ki savaşa başlansın. Çünkü savaş başladıktan sonra zaten Müslümanlar lehine sonuçlanacak, zaten kazanılacaktır. Eğer Allah safındaki, Allah desteğindeki mü’minler Allah’ın istediği şekilde bu savaşa girmişlerse, Rablerine güveniyorlarsa, savaşın sonucunu Allah’ın belirleyeceğine inanıyorlar ve düşman karşısında kaçmayı akıllarının ucundan bile geçirmeyerek sabırla şehadeti ve cenneti hedeflemiş olurlarsa, Allah’ın rızası adına ebedî dirilik olan ölüme, şehadete koşabilirlerse o zaman kesinlikle bilelim ki Allah on-lara zaferi nasip edecektir. Böyle bir iman ordusunun sayısı ne kadar da az olursa olsun, karşısında durabilecek hiç bir güç ve kuvvet yoktur. Çünkü bu ordu sadece mü’minlerden ibaret değildir. Allah ve melekleri o ordunun safındadır. Allah’ın rüzgar, yağmur, yıldırım vs. tüm orduları o mü’min ordunun safında ve kâfirlerin karşısındadır. Kâ-firlerinse tek dostu şeytandır. Şeytanınsa mü’minlere verebileceği hiç bir zararı da, kâfirlere verebileceği hiç bir desteği yoktur. Bakın Rab-bimiz son derece açık ve net bir biçimde Mücâdele sûresinde şöyle buyurur: “Allah, “Andolsun ki ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz” diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir. Güçlüdür.” (Mücâdele 21) Evet bu bir yasadır. Yeryüzünde değişmeyen bir yasadır. Öy-leyse peygamber ve peygamber yolunun yolcuları Müslümanlar kâfirler karşısında sabredecekler, direnecekler, dayanacaklar, yılgınlık göstermeyecekler. Müslümanlar eğer düşmanları karşısında Allah’ın kendilerinden istediğini yerine getirirlerse kesinlikle bilelim ki Allah da onlara karşı yardımını gönderecektir. Ve sonunda zafere ulaşacak olanlar mü’minler ve helâk olacak olanlar da kâfirler ve müşrikler olacaktır.