27. “Ey inananlar! Allah'a ve Peygambere karşı hainlik etmeyin, size güvenilen şeylere, bile bile ihanet etmiş olursunuz.” Ey iman edenler. Ey buraya kadar anlatılanlara inandım diyenler. Bakın Rabbimiz her bir emrini beyan buyururken, sizden her bir kulluğu isterken tekrar tekrar bu ifadeyi kullanıyor. Anlıyoruz ki Rab-bimiz kendisine çok değer verdiği kulunu hep karşısında görmek is-tiyor. Kulunu hep muhatap almak istiyor. Mü’minler için bundan daha büyük bir şeref düşünülemez. Öyleyse bizler, bize böylece hitap ederek bizi izzetlerin en büyüğüne lâyık gören Rabbimizi dinlerken doğrudan O’na muhatap olarak dinleyeceğiz. Rabbimizin muhatabı olarak kulak vereceğiz. Buyur ya Rabbi! Emret ya Rabbi! Dediklerini dinlemeye ve uygulamaya hazırım ya Rabbi! diyecek ve öylece dinleyeceğiz. Ey mü’minler, Allah ve Resulüne sakın ihanette bulunmayın. Allah ve Resulüne hainlik yapmayın. Allah’ın size verdiği emânetlere karşı hain davranmayın. Değil mi ki siz bu emânetleri yüklendiniz. Dağların, taşların, semavat ve arzın yüklenmekten kaçındığı bu emânetlere siz kabul dediniz... Nedir bu emânet? Bu emânet en genel anlamıyla Rabbimizin insan fıtratına koyduğu, ya da insan fıtratına uygun olarak indirdiği kitabı ve Resulünün sünnetidir. Yâni insan fıtratıyla, Allah’ın indirdiği kitap ve sünnet tam bir uygunluk içindedir. Kitap ve sünnet bize Allah’ın emânetidir. Ezelde, ya da Müslüman olduğumuz gün Rabbimi-ze verdiğimiz söz bize emânettir. Din emânettir, Kur’an emânettir, peygamber emânettir, hidâyet emânettir, akıl emânettir, bilgi emânettir, zaman emânettir, çocuklarımız emânettir, emânettir. Tüm bu emâ-netlerle ilişkimizi emânetin sahibinin istediği gibi ayarlamak zorundayız. Rabbimiz bunları bize ne için vermişse onları o istikâmette kullanmak zorundayız. Bu emânetlerle Allah’ın istemediği bir ilişki içine girer, emânetlere hıyanet edersek Allah’a hain olmuş oluruz. Rabbimiz buruyor ki ey Müslümanlar, bunu bile bile böyle yapmayın. Allah’ın emânetlerini, Allah’ın yasalarını bile bile onlara hain davranmayın. Eğer Allah ve Resulüne karşı onların emir ve ne-hiylerine, size hayat verecek dâvetlerine ihanette bulunursanız, Allah ve Resulünün isteklerine saygısızlık yaparsanız, kitap ve sünnete karşı ilgisiz bir tavır takınırsanız kesinlikle bilesiniz ki Rabbinizin size: Ey Müslümanlar! şeklindeki hitabının muhatabı olma şerefinden mahrum kalırsınız. Burada, sûrenin başına gidiyoruz. Ne demişti Rabbimiz? Ganîmetler Allah ve Resulüne aittir buyurmuştu. Öyleyse ey Müslümanlar, ganîmetler konusunda, ganîmetlerin paylaşımı konusunda Allah ve Resulüne karşı haince bir tutum içine girmeyin. Ganîmetler konusunda Allah ve Resulünün taksimine itiraz ederek, ganîmetleri hakkınız olmadığı halde zimmetinize geçirerek hıyanette bulunmayın. Bu konuda ve her konuda Allah ve Resulüne ihanette bulunursanız, ha-ince bir tutum içine girerseniz o zaman kendi emânetlerinize de haince davranır ve birbirinize düşersiniz. Aranızdaki tüm kardeşlik bağları çözülüverir. Bile bile, Allah’ın bu konudaki yasalarını duya duya böyle bir şeye tevessül etmeyin. Ancak belki bu bir hata sonucu, bir gaflet sonucu olabilir. Önceki uygulamalar sebebiyle böyle bir şeyi düşünebilirsiniz. Ama bu konuda Allah’ın yasalarını bildiğiniz, duyduğunuz andan itibaren yapmayın. Çünkü mal mülk konusunda insan niye sapar? Çoluk-çocuk derdi, evlâd-u ıyal derdi değil mi? Ama iyi bilin ki: