32. “Allah'ımız! Eğer bu Kitap, gerçekten Senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azap ver" demişlerdi.” Bakın ey Allah’ımız diyorlar. Ey Allah’ımız diyerek, bizzat bil-dikleri, tanıdıkları Rabbimizin ismiyle hitap ederek, darda kaldıkları zaman hatırladıkları, işleri bitince de unuttukları Rabbimizin adıyla hitap ederek diyorlar ki, eğer gerçekten bu kitap, bu peygamber se-nin katından bir hak ise, gerçek ise haydi bize gökten taşlar yağdır. Yahut da bize elim bir azap gönder. Ey Allah’ım! Eğer bu kitap senin tarafından gelmiş hak bir kitapsa, eğer bu Muhammed doğru söy-lüyorsa hemen üzerimize gökten taşlar veya acıklı bir azap gönder diyorlardı. "Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler. (Ahkâf 22) Ey Hud, eğer bu söylediklerin konusunda sâdıksan haydi ne getireceksen getir de görelim diyorlardı. Allah’ın elçisini peşinen red-dediyorlardı bu sözleriyle. Hud (a.s) un getirdiklerinin Allah’tan olma-dığını kendisinin uydurduğunu söylemeye çalışıyorlardı. İşte burada da Mekke müşriklerinin sözleri anlatılıyor. Ondan önce de, ondan sonra da insanların söyleye geldikleri sözlerdir bu sözler. Yâni her dö-nemde kâfirin karakteristik bir özelliğidir bu. Bugün de aynı şeyleri söylüyor kâfirler. Ey Müslümanlar, eğer doğru söylüyorsanız, eğer kı-yâmet varsa, eğer öldükten sonra dirilme varsa, eğer bir azap, bir ikap, bir hesap kitap varsa hadi ne gelecekse geliversin de görelim bakalım. İşte böyle bir tavrı, böyle bir kâfir tavrını Rabbimiz burada sorguluyor. Yâni gerçekten çok korkunç bir şey. Bir insanın Allah’a karşı söyleyebileceği en feci bir söz. Muhtaç oldukları nîmetleri konusunda daima Allah’a yalvarıp yakaran insanların aynı Allah’ın dinini kabul, peygamberine iman söz konusu olduğu zaman Ondan azap istediklerine şahit oluyoruz. Bu tip müşrik insanların ne kadar çapraz bir şahsiyet sergilediklerine şaşmamak elden gelmiyor. Yâni başka bir şey isteseler, meselâ hayır isteseler, mal mülk isteseler, Ebrehe’nin ordusu karşısında korunma isteseler bütün bunların Allah katından olduğunu biliyorlar, hak olduğunu biliyorlar. Keşke bir de bunu biliverseler ve Rablerine teslimiyet gösteriverseler elbette Rablerinin kendilerine ne hayırlar açacağını müşahede edecekler. İşte gözlerinin önünde öldürmek istedikleri, sürmek, susturmak istedikleri Ebu Talibin yetimi Allah tarafından korunuyor ve adım adım zafere doğru yürüyor. Bunu gözleriyle göre göre onun haklılığı konusunda Allah’tan daha başka ne bekliyorlar bu hainler? Bakın Rabbimiz onların bu azap isteklerine karşılık şöyle buyuruyordu: