41. “Eğer Allah'a ve hakkı bâtıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuz Muhammed'e indirdiğimize inanıyorsanız bilin ki ele geçirdiğiniz ganîmetin beşte biri Allah'ın, Peygamberin ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadirdir.” Evet ey Müslümanlar, ey ganîmetler konusunda tartışmalara giren Müslümanlar, eğer Allah’a ve o hakkı bâtıldan ayıran o Bedir gününde elçiniz Muhammed’e indirdiğimize inanıyorsanız bilesiniz ki ganîmetlerin taksimi şöyle olacaktır diye yol tarif ediyor Rabbimiz. Rabbimiz ganîmetlerden nîmet olarak, Allah lütfu olarak söz etmiş ve bu ganîmetlere ulaşabilmek için mü’minlerde bulunması gereken özelliklerden bahsetmişti. Ey Müslümanlar! Ey Allah ne demişse tamam diyenler! Bilesiniz ki ganîmet olarak elinize ne geçirmişseniz onun beşte biri Allah ve Resulü içindir. Akrabalar içindir. Başta Peygamberin yakınları, akrabalarıdır ki onlar bu ganîmetlerin beşte birinden nasip dar edileceklerdir. Sonra yine bu beşte bir yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar içindir. Eğer Allah’a iman etmişseniz. Eğer Furkân günü Allah’ın peygamberine indirdiği âyetlere iman etmişseniz. Eğer iki grubun, hayırlı ve hayırsız, tayip ve habis grubun karşılaştığı, ayrıldığı, ayrıştırıldığı günde Rabbinizin size gönderdiği ordularına, âyetlerine, yardımlarına, zaferine iman etmişseniz işte bu taksimat bu şekilde olacaktır. Evet fıkhen bu ganîmetlerin taksimi işini böylece anlamalı ve kabul etmelisiniz. tâbi ben burada bu işin detayına girmiyorum. Detayını öğrenmek isteyenler fıkıh kitaplarına müracaat ederler. Sadece şu kadar bir inceliğe dikkatlerinizi çekeyim: Genelde cihada katılanlar güçlü olan, kuvvetli olan, cihada katılabilecek kapasitede insanlardır. Ancak onlar Allah için bir cihada gittikleri zaman geride kalan akrabalar, yetimler, yoksullar, yolda kalmışların da bu ganîmetten payları vardır. Çünkü onlar da katılmak istemişler ama imkân bulamamışlar, giden kardeşlerine zafer için dua etmişlerdir. Çünkü İslâm ümmeti top yekun bir ümmettir. Tıpkı şu anda Allah’ın bize verdiklerini verilmeyenlere de ulaştırma kavgası içine girmek zo-runda olduğumuz gibi, savaş ganîmetlerinden onları da istifade ettir-meye çalışacağız. Rabbimiz burada bize bunu anlatıyor. Daha önceki âyetlerinde eğer biz muttaki olursak bize Furkan vereceğini vaad etmişti Rabbimiz. Burada da Furkân gününden söz ediyor. Müminlerle kâfirlerin karşılaştıkları o güne, Bedir gününe Fur-kân günü diyor Rabbimiz. Mü’minler o güne kadar yapmaları gerekenleri yapmışlar, kâfirler de yapmışlardır ve nihâyet o gün orada ay-rılış noktasına gelmişlerdi. Allah, dostlarına, mü’minlere yardımını göndermiş, meleklerini göndermiş, mü’minlerin kalplerine cesaret vermiş, inşirah vermiş, yağmur yağdırarak ayaklarına sebat vermiştir. Karşılarındaki Allah düşmanlarına da onlara yaptıklarının tam tersini yapmış, morallerini bozmuş, yardımcısız bırakmış, yağdırdığı yağmurla ayaklarının altını kaygan yapmış ve böylece dostlarıyla düşmanlarının arasını ayırmıştır. Dostlarına zafer, düşmanlarına da hezimet tattırmıştır. Öyleyse o günkü neticeyi Allah indirmiştir. Öyleyse bizzat Allah’ın gerçekleştirdiği bu zaferin sonunda ulaştığınız ganîmetlerin taksimi konusunda şükrâne olarak Allah dinlenmelidir. Çünkü bu Furkân’ı veren Allah’tır. Bu ayrılışı gerçekleş-tiren Allah’tır. Belki bundan önce insanlar hangi safta yer alacakları konusunda net bir tavır sergileyememiş olabilirlerdi. Mü’min oldukları halde müşrik, müşrik oldukları halde mü’min görünmeye çalışanlar ol-muştu. İşte bugün saflar tamamen ayrılmıştır. Artık bundan sonra kâ-firlerin safı arasında yer alan hiçbir kimseye mümin gözüyle bakılmayacaktır.