55. “Allah katında yeryüzünde yaşayanların en kötüsü, inkâr edenlerdir. Onlar artık inanmazlar.” Evet işte bunlar yeryüzündeki mahlukâtın, yaratıkların en şerlileridirler. Hareket eden, canlılık devinimi gösteren yeryüzündeki varlıkların en kötüsü, en zararlısı, kâfirler ve müşriklerdir. Bunlar diğer zararlı varlıklar gibi sadece çevreyi bozmakla, mahvetmekle kalmıyor-lar aynı zamanda nesilleri de mahvediyorlar, ırzları, namusları da mahvediyorlar, insanların dünyalarını da, âhiretlerini de mahvediyorlar. Aile hayatlarını mahvediyorlar her şeylerini mahvediyorlar ve artık onlar iman da etmezler. Kendileri tamamiyle şer oldukları için, hiç bir hayır unsurları olmadığı için ve de etraflarına da sadece şerleri, pislikleri bulaştığı için, kâfirliği kendilerine prensip edindikleri için bunların iman etmeleri de mümkün değildir. Çünkü aslında bunlar Allah’ın meşhut âyetlerini kendi içlerinde görmüşler, duymuşlar, hissetmişler, Allah’ın kitabını görmüşler ama açmamışlar, okumamışlar, ilgilenmemişler, kapatmışlar. Kendi enfüs-lerindeki Allah âyetlerini görmüşler ama örtbas etmişler, vicdanlarının sesini susturmuşlar. Etraflarında Allah’ın istediği kulluk hayatını yaşayan peygamberleri, mü’minleri görmüşler, onların hayatlarına muttali olmuşlar ama örtüp örtbas etmişler. Böyle insanlar elbette iman etmeyeceklerdir. Çünkü peşin peşin kapılarını, pencerelerini kapatmışlar. Gördükleri halde, bildikleri halde hakkı reddetmişlerdir. Varlıkların, mahlukâtın en şerlisidir bunlar. Çünkü bunlar Allah’ın kendilerine verdiği tüm nîmetleri örtmüşler, fıtratlarını örtmüşler, Allah’ın âyetlerini örtmüşler ve Allah’ın kitabının konuşulmasını, öğrenilmesini yasaklamışlar, duyulmasını, duyurulmasını istememişler ve örtücü mânâsına kâfirliği tercih etmişlerdir. Bunlar tüm mahlukâtın en şerlisidirler. Gerçi dış görünüşleri itibariyle dünyayı hedefledikleri için dünyada gerçekten erişemedikleri bir şey yok gibi ama nihâyet kâfirlikleri sebebiyle kendi elleriyle dünyalarını da bozmuşlar, duyguları bitmiştir, hisleri hareketleri kaybolmuştur. Sevmek, sevilmek, ağlamak, gülmek gibi tüm insani duyguları bitmiştir. Fedâkarlık, cefakarlık gibi duyguları bitmiştir. Yedirme, içirme, infak ve akrabalık bağları bit-miştir. Karılık, kocalık bağları bitmiştir. Babalık oğulluk bağları bitmiştir. Her şeyleri bitmiştir. Böyle bir hayatın içinde tüm dünya onların olsa ne olacak? Şu anda aslında bu kâfirler cehennemi yaşıyorlar. Ama ne gariptir böyle bir hayat da onlara süslü geliyor. Bunu hayat zannediyor zavallılar. Yâni çok rahat altlarından kaçırdıkları ka-dınlar, üstlerinden kaçırdıkları kocalar onların iç dünyalarında büyük ıstıraplar oluşturuyor, derin yaralar açıyor ama bunu sanki fevkalade güzel bir şeymiş gibi süslü görmeye çalışıyorlar ve her biri de bunu ortaya koymaktan hiç de sıkıntı duymuyor. Çok rahat bir şekilde birbirlerini aşağıya indirebiliyorlar. Çok rahat bir şekilde birbirlerini atlatabiliyorlar, rezil rüsva bir hayatı birlikte yaşıyorlar. Evet bunlar aslında yaratıkların en adisi, en şerefsizidirler. Ha-kikaten acımak gerekiyor bu adamlara ama acımaya da hakkımız yok. Tümüyle sefaleti yaşıyorlar, ölür ölmez de cehenneme gide-cekler, büyük bir azabın içinde bulacaklar kendilerini. Öyleyse onlara acınacak bir zavallı gözüyle bakalım. Hiçbir zaman onların yaşadığı hayatın özlemini çekmek gibi bir duruma düşmeyelim.