64. “Ey Peygamber! Allah'ın yardımı sana ve sana uyan mü'minlere yeter.” Ey peygamber, sana Allah yeter, sana Allah yetecektir. Hesabını yapacağın tek varlık, kendisine güvenip dayanacağın tek varlık Allah’tır. Tüm düşmanlarına karşı Allah sana yeter. Bir de hesap edilme konusunda Allah kâfidir. Her konuda sadece hesap edeceğin Allah olsun. İşte Rabbimizin bu emri gereği Rasulullah efendimiz her konuda tüm hayatı içerisinde Allah bana yeter, Rabbim bana kafidir. Ben Rabbime güvenip dayandıktan sonra, işlerimi Ona havale ettikten sonra Rabbim her şeye kadirdir, yolumu mutlaka açacaktır diye inandı ve yaşadı. Ayrıca peygamber (a.s)hasb kelimesinin ikinci anlamıyla tüm hesaplarını zaten Allah’ın iradesine, Allah’ın emirlerine ve yasalarına, Allah’ın vahyine göre yapmıştır. Bizler de eğer peygamber (as)ın izindeysek tüm hesaplarımızı Rabbimize, Rabbimizin arzularına göre yapmak zorundayız. Rabbimiz nasıl isterse öylece olacaktır demek zorundayız. Günümüzdeki tüm hesaplarımız, savaş barış hesaplarımız, dünya Âhiret hesaplarımız, kazanma harcama hesaplarımız Rabbimizin önümüze koyduğu hesaplar dahilinde olacaktır. Aile hayatımızdaki, bireysel hayatımızdaki, ekonomik, siyasal hayatımızdaki tüm hesaplarımız Allah’ın istediği ve emrettiği gibi olacaktır. Çünkü Allah böyle istiyor. Resul (a.s) da aynen böyle yapmıştır. Bugün bizler de böyle yaptığımız takdirde unutmayalım ki Allah bize de yetecektir. Tüm düşmanlarımıza karşı Rabbimiz bize kafi gelecektir. İblise karşı, İblis peşinde giden kâfirlerin tuzaklarına, müşriklerin tuzaklarına ve komplolarına karşı Allah bize de yetecektir. Çünkü Allah karşısında onların tuzaklarının tamamı zayıftır. Allah karşısında kim ne yapabilecek de? Onların tümünün tuzakları Rabbimiz tarafından boşa çıkarılacaktır. Çünkü onlar Rabbimizin kendilerine nasıl bir hesap içinde olduğunu bilmezlerken, Allah onların tüm hesaplarını, tüm niyetlerini bilmektedir. Meselâ sûrenin önceki âyetlerinde anlatıldı. Kâfirler toplanmışlar ve Rasulullah efendimizi öldürmeyi planlıyorlar. Ama onların niyetlerini bilen Rabbimiz onları öyle bir yenilgiye uğrattı ki bu yenilgi onlar için de kurtuluş sebebi oluverdi. Rabbimiz o kâfirleri Müslümanların o sabrı ve peygamber (as)‘ın o örnek ahlâkı sayesinde gün geçtikçe İslâm’a ısınır bir hale getiriverdi. En sonunda hepsi de Müslüman oldular. Yâni âdeta Rabbimizin planıyla zaman içerisinde onlar düşmanları olan Rasulullah efendimizin safına dost olarak geçiverdiler. Onlarla kardeş oldular. Onlarla birlik oldular.