23. “Sen sadece bir uyarıcısın.” Ey peygamberim, sen ancak bir uyarıcısın. Onlara bir âyet getirmek, onlara duyurmak, hidâyet etmek gibi bir sorumluluğun yoktur senin. Sen sadece Rabbinden gelen âyetleri onlara duyurmak, bu âyetlerle onları uyarmak zorundasın. Bunun ötesinde senin herhangi bir görevin yoktur. İnsanlara duyurma, insanları hidâyete ulaştırma yetkisi sadece Allah’a aittir. Ey peygamberim ve ey peygamber yolunun yolcuları, bunu asla unutmayın: Size ancak sözü dinleyenler, söze kulak verenler, sözü işiten ve onu anlayan kimseler icabet edeceklerdir. Alıcı cihazları çalışan, fıtratları diri ve faâl olan kimseler icabet edecektir. Fıtratları bozulmuş olan, yaratılış melekelerini kaybetmiş, duymaz, işitmez hale gelmiş, doğruya yönelme istidatlarını kaybetmiş, ölü olanlara gelince, bilesiniz ki onları ancak Allah diriltecektir. Bu duruma gelmiş insanlar için ne peygamberlerin ne de başka birilerinin yapabilecekleri bir şey yoktur. Zira Allah’ın duyurmadığına kimse bir şey duyuramaz. Allah’ın söyletmediğine kimse bir şey söyletemez. Allah’ın göstermediğine kimse bir şey gösteremez. Allah’ın şaşırttığını kimse yola getiremez. Bunlar kabirdekiler gibi değillerdir. Bunlar vahye karşı kapılarını, pencerelerini kapamış, duymayan, duygulanmayan, düşünmeyen, idrak etmeyen, hayattayken ölmüş insanlardır. Bu tür insanlara ne tür âyet getirirseniz getirin kesinlikle inanmayacaklardır. Öyleyse boşuna kendinizi zorlayıp üzülmeyin. Siz sadece Rabbinizin âyetlerini duyurun, gerisini Allah’a bırakın diyor Rabbimiz. Biz de bunu kendimize görev bileceğiz. Allah’ın emriyle insanları uyaracağız. Allah’ın âyetlerini insanlara duyuracağız. “Gelin Allah’ın istediği imana, gelin Allah’ın istediği hayata,” diyeceğiz. “Değilse cehennem var, cenneti kaybetmek var,” diyeceğiz. “Eğer Müslü-manca bir hayat yaşarsanız dünyada mutluluk, dünyada kurtuluş, âhirette kurtuluş var,” diyeceğiz. Uyandıracağız insanları. Ama unutmayacağız ki, bizim görevimiz burada bitiyor. İnsanlar isterlerse bu uyarılarla adam olurlar, Allah’ın istediği yola girerler, isterlerse kendilerini cehennemin, ateşin mahkûmu ederler.