Fâtır Suresine Dön

Fâtırفاطر

30. Ayet

30Fâtır Suresi
Mushafta Aç

لِيُوَفِّيَهُمْ اُجُورَهُمْ وَيَز۪يدَهُمْ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّهُ غَفُورٌ شَكُورٌ

Tâ ki (Allah), mükâfatlarını eksiksiz bir şekilde onlara versin. (Ayrıca) ihsan ve lütfuyla (bundan daha) fazlasını da versin. Çünkü O, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına teşekkür eden ve yaptıklarının karşılığını fazlasıyla veren) Şekûr’dur.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

30. “Çünkü Allah bu kimselerin ecirlerini tam verir ve lütfu ile arttırır. Doğrusu O, bağışlayandır, şükrün karşılığını bol bol verendir.” Allah onlara ücretlerini tastamam ödeyecektir. Dikkat ederseniz burada Allah onların amellerini ödeyecektir denmiyor da ücretlerini ödeyecektir deniyor. Yâni bir amelin ücreti, o ameli işlerken taşınan niyetin güzelliğine, o amelin icrâ ediliş ortamına, şartlarına göre bazen Uhud dağı kadar büyük olabilir. Bazen de bir amelin ücreti, yerle gök arası kadar olabilir. Meselâ bir hadis-i şerifte, “bir insanın dirilişine, hidâyetine sebep olmak onun için yerle gök arasındaki şeylere sahip olmaktan daha değerlidir, daha hayırlıdır,” buyurulmaktadır. Her amelin ücreti, her amelin karşılığı neyse, Allah onu o amelin sahibine ödeyecektir. Üstelik bununla da kalmayacak, ayrıca fazlından, kereminden, lütfundan onlara artırdıkça artıracak, ziyâde edecektir. Allah Gafûrdur, kullarının kusurlarını örten, hatalarını görmez-den gelendir. Şakir’dir Allah, şükredendir, kendisine kulluk yapanlara teşekkür eden, amellerin karşılığını çok çok verendir. Azı çok gören, aza çok verendir Allah. Dilediğini kat kat verendir. Hesapsız bir şekilde kullarının amellerini değerlendirendir Rabbimiz. Tabii ücretlerimizin böyle tastamam ödenmesi, amellerimize şükredilmesi, amellerimizin şükre değer görülmesi, teşekkür edilmesi bize hemen cenneti hatırlatıyor. Bununla da kalınmayıp ziyâdeleştirilmesi de Yunus sûresinde ifade ediliyor: “Muhsinlere (iyi davrananlara); daima daha iyisi ve üstünü verilir. (Yunus, 26) Muhsinler için hüsnâ ve de daha fazlalık vardır. Muhsin, Allah’ı görüyormuşçasına O’na kulluk yapan kişidir. İhsan, Allah’ı görüyormuşçasına O’na kulluk etmek, Allah’ın gördüğü şuuru içinde olmaktır. İhsan, kişinin yaptığını Allah huzurunda, Allah kontrolünde yapma şuuru içinde olmasıdır. Yâni eğer bir mümin hayatının tümünde Allah’ı görmediği halde O’nu görüyormuşçasına, Allah’ın huzurunda olduğunun şuurunda bulunur, her ânının Allah’ın kontrolü altında olduğunu bilir ve böylece yaptıklarını Allah için yapar, yaptıklarının tümünü Allah’a lâyık olarak yapmaya çalışır, hayatını Allah için yaşamaya çalışırsa onun için hüsnâ vardır. Rabbinin kendisi için hazırladığı, gözlerin görmediği, kulakların duymadığı cennetler ve o cennetler içinde akla ve hayale gelmedik nîmetler vardır. Bir de ziyâdesi vardır. Yâni yaptıklarının en güzel bir karşılığı var ve de onlar için daha fazlası da vardır, fazlalık da vardır. Rabbini görme, Rabbine bakabilme, ru’yetullaha nâil olma mükâfatı vardır. İşte bu asla batmayacak, asla bitmeyecek, asla zâyi olmayacak bir ticaret, bir kazançtır. Allah bize bunu nasip etsin inşallah.